Kelimeler arşivi içinde; sonunda "izlemek" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. Sonu izlemek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında izlemek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde izlemek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GALVANİZLEMEK, KERTERİZLEMEK
FİLARİZLEMEK
YELPİZLEMEK, KİVRİZLEMEK, KEFSİZLEMEK, CİMBİZLEMEK, DELBİZLEMEK, EREĞİZLEMEK
YİTİZLEMEK, YETİZLEMEK, PETİZLEMEK, MİMİZLEMEK, İMBİZLEMEK, ERGİZLEMEK, DEBİZLEMEK, TEMİZLEMEK, SEMİZLEMEK, MARİZLEMEK, FİLİZLEMEK, DİKİZLEMEK
İKİZLEMEK, İTİZLEMEK
KİZLEMEK, GİZLEMEK, MİZLEMEK, TİZLEMEK, DİZLEMEK, BİZLEMEK
İZLEMEK
İZLEMEK
Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek, takip etmek. Belirli bir tutum, davranış veya düşünceyi benimsemek. Belirli bir yönde gitmek. Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak, seyretmek. Gözlemek, incelemek. Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak. Bir olayın gelişimini gözden geçirmek. Bir şeye uymak, bağlı olmak. Herhangi bir olayla ilgilenmek.
İMBİZLEMEK
Dürtmek, kakmak.
YETİZLEMEK
Gözetmek. Tamamlamak, üstünü doldurmak.
YELPİZLEMEK
Yelpazelemek.
DELBİZLEMEK
Karşısındakini kusurlarını sayarak küçültmeye, ezmeye çalışmak.
EREĞİZLEMEK
Kadına söz atmak.
CİMBİZLEMEK
Dürtmek, nodullamak. Çimdiklemek.
PETİZLEMEK
Birisini paylayarak, baskı yaparak özgürlüğünü kısıtlamak : Çocuk petizlenirse aptal olur. Kızmak, paylamak.
KEFSİZLEMEK
Hastalanmak.
MİMİZLEMEK
Ucu sivri birşeyle dürtmek.
GALVANİZLEMEK
Madenî bir parçayı paslanmaktan korumak için galvaniz banyosunda erimiş çinko ile kaplamak.
KERTERİZLEMEK
Kerteriz almak. Amaç olarak belirlemek.
YİTİZLEMEK
Tamam olup olmadığını denetlemek.
KİVRİZLEMEK
Tavşanı köpeğe göstererek tutması için işaret etmek : Ali, köpeği kivrizle gitsin.
FİLARİZLEMEK
Keteni döverek tel durumuna getirmek.
ERGİZLEMEK
Korkutmak, bir yere gizlenip korkutmak istemek.
Bu bölümde tanımı içerisinde İZLEMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CIMBIZ
Kıl vb. ince şeyleri tutmak veya çekmek için kullanılan küçük maşa. Özellikle dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri temizlemekte kullanılan el aracı.
ETÜV
Yiyecekleri, nesneleri yüksek ısıyla sterilize ve dezenfekte etmekte kullanılan kapalı araç. Türlü eşyaları kurutmakta veya temizlemekte kullanılan araç. Mikropların üretilmesinde uygun sıcaklığı sağlayan kapalı araç.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
DİZLEME
Dizlemek işi.
ÇALMAK
Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.
AÇMALIK
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.
AĞARTMAK
Ak duruma getirmek, beyazlatmak. Kuyumculukta gümüşü temizlemek.
AYIKLAMAK
Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek. Bir görevde gereksiz görülenleri işinden ayırmak.
DÖVMEK
Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak. Çarpmak, sertçe dokunmak. Çamaşır, halı vb.ni tokaç, sopa gibi şeylerle vurarak temizlemek. Topa tutmak. Bir şeyi toz durumuna getirmek için ezmek. Davul vb. çalmak, vurmak. Ateşte ısıtılarak yumuşatılmış bir madeni, vurarak istenilen biçime getirmek. Ezmek. Çırpmak.
ÇALKALAMAK
Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak. İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek. Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak. Sağlığının bozulmasına yol açmak. Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek. Kuluçka yumurtalarını çevirmek.
FİLİZLEME
Filizlemek işi.
BİÇİMLENDİRMEK
Bir şeye belirli bir biçim vermek, şekillendirmek. Yazı ve simgeleri bilgisayara elverişli duruma getirmek, formatlamak. Bilgisayarda disket vb.ni kullanılabilir duruma getirmek veya disket vb.ni zararlı ögelerden temizlemek, formatlamak.
BİZLEME
Bizlemek işi.
ÇUBUKLAMAK
Halı, kilim vb. örtülerin tozunu temizlemek veya şilte, pamuk gibi şeyleri kabartıp düzeltmek için üzerlerine değnekle vurmak.
FIRÇALAMAK
Temizlemek veya parlatmak için fırça ile sürtmek. Bir kimseyi çok azarlamak, fırça çekmek. Sık ve bataklık ormandan geçmek.
ALALAMAK
Gizlemek.
BALTACI
Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.
CIMBIZLAMAK
Cımbızla yolmak. Dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri cımbızla temizlemek. Kendi çıkarına uygun düşen noktaları asıl konu içinden özellikle ayırıp ön plana çıkarmak.
ÇIRÇIRLAMAK
Pamuk, keten, kendir vb. bitkisel dokuma ham maddelerini çekirdek veya kabuklarından temizlemek.
ARITMAK
Temizlemek, temiz duruma getirmek, paklamak. Katışıksız duruma getirmek, tasfiye etmek.