Kelimeler arşivi içinde; başında "iza" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. iza ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu iza ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde iza olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İZAZUİKRAM, İZALEİŞÜYU, İZANSIZLIK
İZANSIZCA
İZAFİYET, İZAHNAME, İZAFİLİK, İZAFETEN
İZAFİYE, İZAĞNCI, İZANSIZ
İZAFET, İZAHAT, İZAHLI, İZANLI
İZAFİ, İZAFE, İZALE, İZABE, İZAAN
İZAH, İZAZ, İZAN, İZAM, İZAÇ, İZAA
İZA
İZA
Hiza.
İZAFETEN
Bir şeye veya kimseye bağlanarak, dayanarak, ilişki kurarak, mal edilerek.
İZAHAT
Açıklamalar.
İZAZUİKRAM
Saygı gösterme ve ağırlama.
İZANSIZ
Anlayışsız, düşüncesiz.
İZAĞNCI
Karşısındakini kızdırmak için istenilenin aksini yapan kişi.
İZANLI
Anlayışlı, düşünceli.
İZAFİYE
Görecelik.
İZALEİŞÜYU
Bir mülk üzerindeki ortaklığı giderme.
İZAHNAME
(explanation note) Uyumlaştırılmış tarife sınıflandırma sisteminin eki olup, bu sınıflandırma sistemine göre düzenlenen ve eşyanın görünümü, özellikleri, üretim yöntemi ve kullanım alanları gibi bilgileri içeren belge. (prospectus) Sermaye piyasası araçlarının halka sunulmasında, şirketle ilgili finansal durumu dahil bir çok konuda ayrıntılı bilgi vermek amacıyla düzenlenmesi gerekli olan belge.
İZAFİYET
Görelilik.
İZAFET
Görelik.
İZANSIZCA
İzansıza yakışan. (izansı'zca) Anlayışsız bir biçimde.
İZAFİLİK
Görelilik.
İZANSIZLIK
Anlayışsızlık, düşüncesizlik.
İZAHLI
Açıklamalı.
Bu bölümde tanımı içerisinde İZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CAİZE
Şairlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafından kendilerine verilen bahşiş. Yazıda bir sözün olduğu gibi tekrarlandığını göstermek için alt hizasına konulan tırnak biçimindeki noktalama işareti. Yol yiyeceği, azık.
BAĞILLIK
Görece olma durumu, izafiyet, rölativite.
AÇIKLANMAK
Açıklama işi yapılmak, izah edilmek, ifşa edilmek.
ALTYAPI
Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.
ÇAĞDAŞLAŞMA
Çağdaşlaşmak işi, çağcıllaşma, modernleşme, asrileşme, muasırlaşma, modernizasyon.
ANLAYIŞSIZ
Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.
ARAPÇALAŞTIRMA
Arapçalaştırmak işi, Arabizasyon.
BAĞDAŞMA
Bağdaşmak işi, imtizaç.
AVURT
Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ANLATMAK
Bilgi vermek, izah etmek. Nakletmek. Bir konu üzerinde açıklama yapmak, açıklamada bulunmak.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
ANLAYIŞLI
Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki. Hoşgörülü bir biçimde. Hoşgörülü.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
AÇIKLAMALI
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.
AÇIKLAMA
Açıklamak işi, izah.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
CUMBA
Yapıların üst katlarında, ana duvarların dışına, sokağa doğru çıkıntı yapmış balkon. Eski evlerde pencere hizasından sokağa doğru çıkıntısı olan kafesli bölüm.
ANLAYIŞSIZLIK
Anlayış kıtlığı, kafasızlık, kalın kafalılık, vurdumduymazlık, izansızlık, gabilik. Hoşgörüsüzlük.
BAĞDAŞMAK
Anlaşmak, uzlaşmak, uymak, imtizaç etmek. Bağdaş kurup oturmak. Çocuk oyunlarında arkadaş olmak.