Kelimeler arşivi içinde; sonunda "iya" olan, toplam 95 adet kelime bulunmaktadır. Sonu iya ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında iya olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde iya olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KONDRODİSTROFİYA
SİRKUMFERENSİYA
PROTUBERANSİYA
GLOSSOTRİKİYA, KSANTOKROMİYA, KONVERGENSİYA, İNTUMEZENSİYA
TRİKOBOTRİYA, SOMNOLENSİYA
VİROLAKTİYA, LÖKOTRİKİYA, MALASSEZİYA, SUBSTANSİYA, PSÖDOLABİYA
MAKROGLİYA, ATARAKSİYA, MİKROGLİYA, PARAMESİYA, EMİNENSİYA, DİSMORFİYA, KARAEVLİYA, SPORANGİYA
MİYOGLİYA, ALASEVİYA, BALIMBİYA, ESPUNDİYA, ERRANSİYA, PEPSİNİYA, TAHTALİYA, VAKSİNİYA, DİSTEGİYA, RİKETSİYA, RODENSİYA, BUMBURİYA
EKSERİYA, LÖKEMİYA, ZEKERİYA, AKİSTİYA, KOLANİYA, ALEKSİYA, FİMBRİYA, AMASTİYA, EKTOPİYA, EHTERİYA, ANOKSİYA, ATRİKİYA, SİMELİYA
MOLNİYA, TARLİYA, TURKİYA, URUBİYA, ZİLBİYA, KATSİYA, ATOLİYA, AMASİYA, AHANİYA, VARDİYA, KARDİYA
TUTİYA, EVLİYA, TOSİYA, YOMİYA, KİNİYA, SOMİYA, BADİYA, BOZİYA, DOSİYA, EHTİYA, ENBİYA, EŞGİYA, NALİYA, HUPİYA, LOBİYA, HERİYA, HEKİYA, MANİYA, EŞHİYA, GELİYA
ARİYA, İLİYA, ANİYA, GLİYA
MİYA, HİYA, ZİYA, ÇİYA, VİYA, NİYA, GİYA, SİYA, RİYA, KİYA, DİYA, CİYA
İYA
İYA
Kaburga kemiği.
İNTUMEZENSİYA
Şişkinlik. Kalınlık.
VİROLAKTİYA
Virüsün sütle saçılması.
KSANTOKROMİYA
Deri ve omurilik sıvısının sarımsı renkte boyanması, sararma veya deri sarılığı.
KONDRODİSTROFİYA
Kıkırdağın normal dışı gelişimiyle belirgin bozukluk, kondrodistrofi.
SİRKUMFERENSİYA
Çevre, çember, bir şeyin etrafında dönme.
KONVERGENSİYA
Embriyolojik bir dokunun morfogenetik hareketleri oluşturarak birbirine yaklaşması ve dokuların benzer karakterlere dönüşmesi.
LÖKOTRİKİYA
Deri kıllarında pigmentleşmenin azalması, kıl beyazlığı veya beyazlaşması, poliozis. Köpeklerde Vogt-Koyanagi-Harada sendromunda, Çin aslanı ırkı köpeklerde tirozinaz yetmezliğin bağlı olarak ve kalıtsal olarak görülür.
PSÖDOLABİYA
Spirurata takımındaki birçok nematodun ağzının etrafında bilateral olarak bulunan dudaklar. Bu yapılar diğer nematodlarda bulunan dudaklarla homolog değildir ve yanak boşluğunun iç duvarından gelişir.
PROTUBERANSİYA
Tümsek, kabartı.
GLOSSOTRİKİYA
Dilde yetersiz keratinleşme veya epitel hücrelerinin dökülmesi sonucu dil papillarının aşırı uzaması, tüylü dil.
SOMNOLENSİYA
Yarı uyku durumu, uyuşukluk.
TRİKOBOTRİYA
Akarların öteki dokunaçlarının aksine, iç tarafı katı olan dokunma duyusuyla ilgili bir organ.
MALASSEZİYA
Köpek ve kedilerin derilerinde ve kulaklarında normal olarak bulunan ve derinin önemli bir fırsatçı patojeni olarak değerlendirilen bir grup lipofilik mantar. Malassezia pachydermatitis ve Malassezia canis türlerinden oluşur.
SUBSTANSİYA
Madde, cevher.
MAKROGLİYA
Astrosit, oligodendrosit, ependim hücreleri gibi bazı nörogliya hücreleri için kullanılan genel bir terim.
Bu bölümde tanımı içerisinde İYA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMFİBOL
Piroksenlere yakın siyah, esmer, yeşil renkli bir silikat grubu.
AK
Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı. Bu renkte olan. Sıkıntısız, rahat. Dürüst. Beyaz leke. Temiz.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ALTILI
Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
AKBAŞ
Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
ALA
Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
ALENGİR
Hile, düzen, tuzak. Gösteriş, fiyaka.
AKORTÇU
Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse.
ALTAYİSTİK
Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
AMELİYATHANE
Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm.
AMELİYATLI
Ameliyat edilmiş.