Kelimeler arşivi içinde; başında "iri" olan, toplam 73 adet kelime bulunmaktadır. iri ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu iri ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde iri olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İRİDOSİKLEKTOMİ
İRİDOVİRÜSLER, İRİDOSİKLİTİS
İRİLEŞTİRMEK, İRİDENKLEZİS
İRİLEŞTİRME
İRİDEKTOMİ, İRİKTİRMEK, İRİÖLÇEKLİ, İRİÖLÇEKTE, İRİÖZDECİK, İRİNLENMEK, İRİDOVİRÜS
İRİDOTOMİ, İRİŞKİLİK, İRİMARASI, İRİNLENME, İRİLEŞMEK, İRİTASYON, İRİŞGİLİK, İRİŞKİRİK, İRİNLEŞME
İRİDOTOM, İRİLEŞME, İRİLEMEK, İRİLEMEG, İRİDİKUS, İRİDOFOR, İRİDOSİT
İRİŞGİR, İRİŞKİK, İRİNLİK, İRİŞGİL, İRİŞGİN, İRİSGİN, İRİSKİN, İRİŞGİK, İRİŞKİR, İRİAĞAÇ, İRİŞVAT, İRİDYUM, İRİŞMEK, İRİŞLİK, İRİKARA, İRİKMEK, İRİKMEN, İRİLCEK, İRİŞKİT, İRİLMEK, İRİŞKİN
İRİŞİK, İRİŞKİ, İRİTAN, İRİTİS, İRİŞGİ, İRİNTİ, İRİNLİ, İRİMÜK, İRİMİK, İRİBAŞ, İRİLİK, İRİLEK
İRİTE, İRİCE
İRİS, İRİB, İRİT, İRİF, İRİK, İRİM, İRİN, İRİP
İRİ
İRİ
Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan, ince karşıtı.
İRİÖLÇEKTE
Özdeciksel çapta değil, göze görünür çapta olan.
İRİNLENMEK
Yarada irin oluşmak, iltihaplanmak, cerahatlenmek.
İRİDEKTOMİ
Köpeklerin birincil glaukoma olgularında, yetersiz olan humor aquosus drenajını artırmak amacıyla iristen bir parçanın uzaklaştırılması.
İRİDOSİKLEKTOMİ
İrisle birlikte hemen yanındaki corpus ciliare'nin bir kısmının uzaklaştırılması.
İRİLEŞTİRMEK
İrileşmesine yol açmak.
İRİDOVİRÜSLER
Çift iplikli DNA genom yapısına sahip, zarflı ve 120-300 nm büyüklükte virüslerin bulunduğu aile.
İRİKTİRMEK
Toplamak, biriktirmek.
İRİÖLÇEKLİ
Duyu organlarımızla doğrudan algılanabilir boyutta olan.
İRİDENKLEZİS
Subkonjunktival aralıktan humor aquosus'a daha fazla çıkış yolu sağlamak için iristen ekstirpasyon yapmadan, ondan dar bir şerit oluşturarak bunu sklera arasına yerleştirerek göz içi sıvı birikimini dolayısıyla basıncı azaltma esasına dayanan bir yöntem.
İRİDOSİKLİTİS
İris ve corpus ciliare'nin yangısı.
İRİDOTOMİ
İrise kesit yapılması.
İRİŞKİLİK
Sucuk içi.
İRİDOVİRÜS
Yığın hâlinde bulunduklarında gök kuşağı görüntüsü veren, böceklerin çoğunda parazit olarak bulunan, çift iplikli DNA içeren, kılıfsız, ikozahedral bir virüs.
İRİLEŞTİRME
İrileştirmek işi.
İRİÖZDECİK
Özdecik ağırlığı binleri bulan çoğuz türü özdecik. Bir çoğuz özdeciği gibi çok büyük özdecik.
Bu bölümde tanımı içerisinde İRİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACINDIRMAK
Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.
AÇMALIK
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
AÇIORTAY
Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.
ACIGÖL
Nevşehir iline bağlı ilçelerden biri.
ADAKLI
Adağı olan, adak adamış olan. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Nişanlı.
ABANA
Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ACEMAŞİRAN
Klasik Türk müziğinde kullanılan şet makamlarından biri.
ACIPAYAM
Denizli iline bağlı ilçelerden biri.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ADALAR
İstanbul iline bağlı ilçelerden biri.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.