Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ilişi" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ilişi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ilişi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ilişi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
İLİŞİ
İLİŞİ
Keçe. (Bor Niğde).
Bu bölümde tanımı içerisinde İLİŞİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KİPE
Hızla bükülen kalçanın sert ve birden gerilişiyle, vücudun yatıştan ayaküstü duruşa veya asılmadan dayanmaya geçmesi.
AİT
İlgilendiren, ilişkin, ilişik, ilgili.
İLİŞİKLİ
İlişiği olan, ilişkin.
DOKUNULMAZLIK
Dokunulmaz, ilişilmez, karışılmaz olma durumu, masuniyet. Anayasa veya uluslararası gelenekler gereğince, kişilere tanınan ilişilmez olma durumu.
HAMLAMA
Hamlamak durumu. Bu pişirmenin yapıldığı fırın bölümü. Çini toprağından yapılmış nesnelerin ilk pişirilişi.
GÜDÜM
Yönetme işi, idare. Bilişimde, bir olaylar dizisini, bir süreci veya bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin bütünü.
İLİŞİKSİZ
İlişiği olmayan.
ENFORMATİK
Bilişim.
KAPANMAK
Kapalı duruma gelmek. Yara iyileşmek. Son verilmek, kesilmek. Hava bulutlanmak. Çalışamaz, etkinliğini sürdüremez duruma getirilmek. Göz kör olmak. Tatile girmek. Dışarı ile ilişiğini kesmek. Yüzü, gövdesi bir yere gelecek biçimde eğilmek.
MERBUT
Bağlı, bağlanmış. İlişik, ilişkin.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
İLİŞKİN
İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik.
LİNK
Atın eşkin yürüyüşü. İlişim.
BİLİŞİMCİ
Bilişim alanında uzman kişi.
DOKUNULMAZ
İlişilmez, el sürülmez, taarruzdan korunmuş. Hiçbir biçimde eleştirilemez.
BİLİŞİMCİLİK
Bilişimcinin yaptığı iş.
İLİŞİKSİZLİK
İlişiksiz olma durumu.
İLİŞİLME
İlişilmek işi.
EMME
Emmek işi. Petrol ile ilgili işlemlerde bir akışkanın çekilişi. Bir deponun böyle bir çekilme ile doldurulması işlemi. Soğurma. Boruda akan sıvının oluşturduğu çekiş.
DÖNEM
Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Yarıyıl. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre.