Kelimeler arşivi içinde; başında "ilik" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. ilik ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ilik ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ilik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İLİKLENMEK, İLİKLEŞMEK
İLİKÇEKEN, İLİKÇİLİK, İLİKLEMEK, İLİKLENME, İLİKLEYİŞ
İLİKMENT, İLİKLEME
İLİKSİZ, İLİKMET, İLİKMEN, İLİKMEK, İLİKMEÇ, İLİKMAN, İLİKLİK, İLİKEVİ, İLİKCEK
İLİKLİ, İLİKMA, İLİKGE, İLİKME, İLİKÇİ, İLİKÇE, İLİKCE, İLİKSİ
İLİK
İLİK
Giysi, yorgan çarşafı, yastık kılıfı vb.nin gereken belirli yerlerine düğmenin geçirilebilmesi için iplikle örülerek, parça geçirilerek veya biye ile yapılan küçük yarık. Kemiklerin iç boşluklarını dolduran yağlı madde. Düğme. Yaka. Temiz. Söz götürüp getiren. Küçük sepet. -den başlayarak, -den sonra, -den beri: Ali tarlayı bundan ilik sen sür, bundan ilik ben süreyim. Kabak ve fasulyelerin uzayan kısımları: Kabak ilikleri bu sene çok uzadı. Kemik iliği, ilik. Düğme. (Yukarıdinek Şarkikaraağaç, Gücüllü Yalvaç Isparta; Güllüce Gümüşhacıköy Amasya). Düğme deliği. (İnönü Eskişehir). Düğme dikilen yer. (Aksaray Niğde). Ağaç çuvaldız. (Saçıkara İslahiye Gaziantep). Samanın çekilme zamanında arabaya takılan çulu yan direğe bağlayan halka. (Yeşilova Aksaray Niğde). Kağnının yan kanadının basamakları. (Gücünkaya Aksaray Niğde).
İLİKMEÇ
Düğme iliği. Kolay çözülebilen bir çeşit düğüm.
İLİKMEK
Kolay çözülebilen bir çeşit düğüm. Parmak eklemleri. Su durgun hale gelmek.
İLİKMAN
İdare kandili.
İLİKLENMEK
İlikleme işi yapılmak.
İLİKMENT
İdare kandili. Koyun ve kuzuların kuyruklarının dibindeki sert kısım.
İLİKLEME
İliklemek işi.
İLİKLEŞMEK
Beslenmek, semizleşmek.
İLİKMET
İdare kandili.
İLİKLENME
İliklenmek işi.
İLİKLEYİŞ
İlikleme işi.
İLİKMEN
İdare kandili. İçerisinde iğ çevirmeye yarayan çukur küçük tabak ve benzerleri şeyler. Küçük fitilli lamba. Kandil. Ocak başına asılan yağ kandili. (Uşak; Akviran Çumra Konya). Şamdan.
İLİKSİZ
İliği olmayan.
İLİKÇEKEN
Deve havutundaki ağaçların tarağını biribirine bağlayan ipler. Semer dikiminde kullanılan çelik tığ. (Kemalpaşa İzmir).
İLİKLEMEK
Bir şeyin düğmesini iliğine geçirmek.
İLİKÇİLİK
İlikçinin yaptığı iş.
Bu bölümde tanımı içerisinde İLİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
ACILIK
Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.
AKTİVİZM
Etkincilik.
ABLACILIK
Sevicilik.
AHLAKÇILIK
Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti, törelcilik, aktörecilik, moralizm.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AHİ
Cömert. Kardeş. Ahilik ocağından olan kimse.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AGNOSTİK
Bilinemezci. Bilinemezcilikle ilgili.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
AGRONOMİ
Çiftçilikle ilgili bilgilerin araştırıldığı bilim dalı.
AKTÜALİZM
Edimselcilik. Kuvveden fiile geçmiş olan hâl.
AGNOSTİSİZM
Bilinemezcilik.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
AĞIRBAŞLILIK
Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.