Kelimeler arşivi içinde; başında "idare" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. idare ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu idare ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde idare olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İDAREİMASLAHATÇI
İDAREİMASLAHAT
İDARESİZLİK
İDARECİLİK
İDAREHANE
İDARESİZ, İDARETEN
İDARECE, İDARECİ, İDARELİ
İDARE
İDARE
Yönetme, yönetim, çekip çevirme. Hoş görme, göz yumma. Yetinme. Tutum. Bir kurum ya da kuruluşun yönetildiği yer veya makam. İdare kandili veya lambası. Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü. Bir kurumun işlerini yürüten kurul.
İDARESİZLİK
Gevşeklik, beceriksizlik. Tutumsuzluk.
İDARECE
İdare yönünden, idare tarafından.
İDAREİMASLAHAT
Bir işi, gerektiği gibi değil de günün şartlarına göre yapma. İşi oluruna bırakma.
İDARESİZ
İdare etmesini bilmeyen, gevşek, beceriksiz (kimse). Tutumsuz.
İDAREHANE
Gazete, dergi vb. yayım kurumlarında yazı işlerine bakılan yer, yönetim yeri. Bir işi veya kuruluşu yönetenlerin bulundukları yer, büro.
İDAREİMASLAHATÇI
Bir işi sağlam bir temele oturtmadan o günün şartlarına göre yapan kimse. İşi oluruna bırakan kimse.
İDARECİ
Yönetici. İdare eden, hoşgörülü. Becerikli, tutumlu.
İDARETEN
Belli bir süre için, geçici olarak.
İDARELİ
İdare etmesini bilen, iyi yöneten. Tutumlu bir biçimde, ekonomik olarak. Tutumlu.
İDARECİLİK
İdareci olma durumu. İdarecinin yaptığı iş, yöneticilik.
Bu bölümde tanımı içerisinde İDARE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MÜDÜR
İdare eden, yöneten. Başöğretmen. Yönetmen.
SIKIYÖNETİM
Olağanüstü zamanlarda ve durumlarda ülkede güvenliğin sağlanması için ordunun yardımıyla gerçekleştirilen yönetim, örfi idare.
GÜTMEK
Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatarak sürmek. Bir düşünceyi veya bir ilkeyi gerçekleştirmeye çalışmak. Bir kimseyi, bir topluluğu kendi düşünce ve amacı doğrultusunda yönetmek, sevk ve idare etmek.
PENCİK
Asker yetiştirilmek için savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemi oğlanı adayı. Asker yetiştirilmek üzere verilen beşte bir askerden sonra esir sahibinde kalan beşte dört oranındaki esir için alınan vergi. Gümrük idaresi tarafından belirli bir vergi karşılığında köle sahibine verilen sahiplik hakkını gösteren senet.
TUTUMLU
Aşırı harcamalardan kaçınan, idareli, muktesit.
ARTIRIM
Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi, tasarruf. Müzayedede artırma.
MEKTUPÇU
Osmanlılarda, bir resmî dairenin yazı işlerini yönetmekle yükümlü yüksek görevli kişi. Bir il idaresinin yazı işlerini yöneten görevli.
POSTACI
Mektup, gazete, havale, paket vb.ni gönderilen yere ulaştıran posta idaresi görevlisi.
GÜDÜM
Yönetme işi, idare. Bilişimde, bir olaylar dizisini, bir süreci veya bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin bütünü.
KUT
Devlet idaresinde güç, yaratıcılık ve yetki bakımından sahip olunan üstün güç. Mutluluk. İlahi bir kaynaktan gelen rahmet, bereket.
REJİ
Sinema, tiyatro, radyo ve televizyon oyunlarında oyunu yönetme. Tekel idaresi.
PRATİKA
Kıyı sağlık idaresi tarafından gemilere verilen giriş çıkış izni.
ŞİNANAY
Sevinç, mutluluk, hoşnutluk, kıvanç belirten bir söz. İdare lambası. "Yok, kalmadı, tükendi" anlamında kullanılan bir söz. Cicili bicili.
TUTUM
Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.
ÇEVRİMLİ
İşi iyi yöneten, becerikli, idareli.
DÜMEN
Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça. Yönetim, idare. Dalavere, hile.
ORGANİZASYON
Düzenleme. Düzenli bir grubun üyelerinin tamamı. Kuruluş, kurum, teşkilat. Devlet, idare, toplum vb.nin düzenleniş biçimi.
RUHSATNAME
Belli etkinliklerde bulunabilmek, kamu hizmet ve mallarından yararlanabilmek için kişilere, önceden belirlenmiş bazı şartlara uyma kaydıyla idarece verilen izin, ruhsat.
ÇEVİRMEK
Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.
MANİFESTO
Bir gemideki malları göstermek için kaptan tarafından boşaltma işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine verilen liste. Bildiri. Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi.