Kelimeler arşivi içinde; sonunda "hudu" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu hudu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında hudu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde hudu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HUDU
Üzüm ezmeye yarayan tahta tekne. Şurada. Üzüm çiğneme teknesi. (Yakaköy Gelendost Isparta).
YAHUDU
Yahudi, bk. yahüdi, yavudu.
Bu bölümde tanımı içerisinde HUDU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇODUR
Biçilmiş veya kurumuş bakla ve nohudun sapları yakılmak suretiyle yapılan kavurgası.
İTÜZÜMÜ
Böğürtlen. Çekirdeği çok ve iri, suyu az bir çeşit üzüm. Şırası bol bir çeşit üzüm. Ahududu. Bahçe kenarlarında biten tırtıllı, baharat şeklinde meyve veren bir bitki.
MARFAK
Leblebicilerin tavadaki nohudun kabuğunu çıkarmak için kullandıkları yuvarlak kütük.
MIKAŞER
Siyah nohudun el taşıyla kırılmış hali.
FRAMBUAZ
Ahududu.
HUDUTLANDIRMA
Hudutlandırmak işi.
MAFLAK
Leblebicilerin tavada kavrulan nohudu karıştırırken kullandıkları silindir biçimindeki ağaç. Leblebi yapılacak nohudun kabuğunu çıkartmağa yarayan araç. (Hırka Kale, Tavas Denizli). Leblebi karıştırgacı. (TavşanIı Kütahya.; Adapazarı Sakarya).
AVLAVU
Hudut, sınır, çerçeve.
NOHUTSUZ
Nohudu olmayan.
SINIRSIZLIK
Sınırsız olma durumu, hudutsuzluk.
ÇALI
Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki. Olmamış meyve. Bir an, bir ara. Delikli taş. Bahçe. Keçileri kovalama ünlemi. Toprak üstü gövdelerinde sekonder kalınlaşmanın ve odunlaşmanın olduğu, boyları 1-3 m kadar olan, çok yıllık bitkiler. Kimileri bir ağaççık kadar iri olurlarsa da, genellikle bodur, gövdesiz, ancak odunsu, kimi kez dikenli, iklim ve toprak koşullarına göre bir çok türleri olan bitki takımı, bk. çalılık. Saban demirini ökçeye tutturan ağaç. (Taşpınar Aksaray Niğde). Bursa ili, Çalı nahiyesine bağlı bir bölge.
SINIR
İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.
SINIRLI
Sınırı olan, bir sınırla ayrılmış olan, hudutlu. Az sayıda. Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli, limitet.
SINIRSIZ
Sınırı olmayan, bir sınırla ayrılmamış olan, hudutsuz. Çok sayıda. Pek çok, sonsuz.
HUDUTSUZLUK
Hudutsuz olma durumu.
MAFRAK
Leblebicilerin tavada kavrulan nohudu karıştırırken kullandıkları silindir biçimindeki ağaç.
HÜDUD
Hudut.
SINIRLANDIRMAK
Sınırlamak, hudutlandırmak.
KORUH
Otunu biçmek için korunan tarla. Yerine göre hudut gösteren taş yığınları.
SINIRDAŞ
Ortak sınırları olanlardan her biri, hemhudut.