Kelimeler arşivi içinde; başında "heye" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. heye ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu heye ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde heye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HEYECANLANABİLMEK, HEYECANLANIVERMEK
HEYECANLANABİLME, HEYECANLANDIRMAK, HEYECANLANIVERME
HEYECANLANDIRMA
HEYECANSIZLIK, HEYECANLANMAK
HEYECANSIZCA, HEYECANLILIK, HEYECANLANMA, HEYECANLANIŞ
HEYEKLEMEK, HEYELANMAK, HEYECANSIZ
HEYETİYLE, HEYECANLI, HEYECANNI, HEYECANLA
HEYELAN, HEYELİK, HEYECAN
HEYEK, HEYET
HEYE
HEYE
Evet anlamında gerçekleme edatı olup soruların olumlu olduğunu belirtir. Meyve ya da sebze taşımaya yarayan büyük sepet, küfe. Bir şeyin bol olduğu yer, yığınak.
HEYECANLANABİLMEK
Heyecanlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
HEYECANLANDIRMA
Heyecanlandırmak işi.
HEYECANLANIVERMEK
Çabucak heyecanlanmak.
HEYECANSIZ
Çabuk, kolay heyecanlanmayan. Heyecanla yapılmayan. Heyecanı olmayan. Heyecan vermeyen.
HEYECANLANABİLME
Heyecanlanabilmek işi.
HEYECANLANIVERME
Heyecanlanıvermek durumu.
HEYECANLANIŞ
Heyecanlanma işi.
HEYECANLANMAK
Herhangi bir nedenle güçlü, geçici bir duygulanımdan etkilenmek, heyecana gelmek, coşmak.
HEYECANSIZLIK
Heyecansız olma durumu.
HEYELANMAK
Toparlanmak, düzenlenmek.
HEYECANSIZCA
Heyecansız bir biçimde.
HEYECANLANMA
Heyecanlanmak işi.
HEYECANLANDIRMAK
Heyecan duymasına sebep olmak.
HEYECANLILIK
Heyecanlı olma durumu. Aşırı duyarlı olma.
HEYEKLEMEK
Çevreyi kollamak, gözlemek.
Bu bölümde tanımı içerisinde HEYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FESAHAT
Kurallı, etkileyici, heyecan verici, inandırıcı, sanatlı söz söyleme. Söz diziminin kelimeleriyle birlikte ahenkli, kolay anlaşılır ve dil kurallarına uygun olması hâli.
ÇARPINTILI
Heyecanlı, telaşlı.
DİNAMİT
Nitrogliserin ile yapılmış olan patlayıcı bir madde. Tutku, özlem, heyecan. Şiddetli, korkunç, hırslı.
ALEVLENMEK
Yanmaya başlamak. Sıcaklığı artmak. Öfkelenmek. Şiddeti artmak. Heyecanlanmak.
DUYGULULUK
Tepkilerin öncelikle duygulara dayanması durumu. Uyarımları almadaki incelik. Çabuk, kolay heyecanlanma eğilimi.
COŞUNTU
Coşku, heyecanlı davranış.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
ATEŞLİ
Ateşi olan. Heyecanlı, coşkulu. Cinsel istekleri güçlü olan.
CAMBAZ
Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat. Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik. Kurnaz, hileci, hilekâr. Usta, becerikli kimse. At alıp satan veya yetiştiren kimse.
EZİNTİ
Açlık etkisiyle midede duyulan tedirginlik. Korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı.
DORUK
Dağ, ağaç vb. yüksek şeylerin tepesi, en yüksek yeri, zirve, şahika. En üstün başarı düzeyi. Heyecan, sevinç, coşku vb. duygularda ulaşılan en üst nokta.
ATARAKSİYA
Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği, acıya olduğu kadar kıvanca karşı da ilgisizlik.
HAMASET
Yiğitlik, kahramanlık, cesaret. Dinleyenleri etkilemek veya heyecanlandırmak amacıyla yapılmış olan abartılı anlatım.
ÇATLAMAK
Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak. Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak.
COŞMAK
Duygu ve düşünceleri güçlü bir tepki ile dışarı vurmak, galeyan etmek. Heyecanlanmak, içten içe kaynamak, aşırı duygulanmak. Doğa olaylarından herhangi biri birdenbire çoğalıp hızlanmak.
DİKSİYON
Seslerin, sözlerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarını kurallarına uygun olarak söyleme biçimi. Konuşulan dilin incelenmesi ve kullanılması. Duru, açık vurgulama ve çıkaklara tam uyarak konuşma.
ALACALANMAK
Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.
COŞKU
Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu.
AYAKTA
Ayağa kalkmış durumda. Telaşlı, heyecanlı bir biçimde.
DALGALANMA
Dalgalanmak işi. Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon. Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık. Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı. Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi.