Sonu HAS ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "has" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu has ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında has olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde has olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

MURAHHAS, MÜŞAHHAS, HASALHAS

6 harfli kelimeler

KAVHAS, SERHAS

5 harfli kelimeler

EŞHAS, MAHAS, MUHAS, NAHAS, NEHAS, PEHAS

3 harfli kelimeler

HAS

Bazı kelimelerin anlamları

HAS

Özgü. Başmaklık. Hükümdara özgü olan. İyi nitelikleri kendinde toplamış olan (kimse). Katışıksız, en iyi cinsten, saf.

NAHAS

Nasıl oldu da. Niye.

EŞHAS

Kişiler, şahıslar. Bir olayda veya edebî bir eserde yer alan kişiler.

MAHAS

Makas.

MURAHHAS

Delege.

HASALHAS

Her vakit, daima.

PEHAS

Pehas, züppe.

SERHAS

Seçkin insanların önde geleni.

NEHAS

Neden, ne nedenle.

MÜŞAHHAS

Somut.

KAVHAS

Yel, rüzgâr.

MUHAS

Kırmızı toprak.

  -   -   -  

Anlamında HAS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HAS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALEVLENME

Alevlenmek işi. Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması, eksaserbasyon.

AĞIRCA

Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.

AĞBENEKLİLİK

Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).

AKSE

Hastalık nöbeti, kriz.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

ABRAKADABRA

Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.

AĞRIMA

Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.

ALERJİ

Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku vb.ne hastalık derecesinde gösterilen aşırı tepki. Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık.

AKTARIM

Aktarma işi, nakil. Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

AKLİYE

Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu. Akılcılık. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

AFİYET

Hasta olmama durumu, sağlık, esenlik.

ALBASTI

Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.

ALAÇIK

Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak. Keçeden yapılmış olan çadır.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

AKLİYECİ

Akıl hastalıkları uzmanı. Akılcı, usçu.

AKSONA

Vurgun hastalığına karşı uygulanan emniyet durakları.