Kelimeler arşivi içinde; sonunda "hara" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu hara ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında hara olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde hara olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TASAMHARA
ALBUHARA
HARHARA, MASHARA
VİHARA, TAHARA, SUHARA, PUHARA, PAHARA, MUHARA, MIHARA, MAHARA, BUHARA, BOHARA, BAHARA, ADHARA
HARA
HARA
Atların yetiştirildiği ve bakımlarının yapıldığı, hayvanların rahatça hareket etmelerini sağlayan alanların bulunduğu tesis. Hare.
TASAMHARA
Abaza köylerinde kızlı erkekli yapılan toplantı.
BOHARA
Baca.
MUHARA
Ocak. Baca.
PUHARA
Baca.
SUHARA
Ladin ağacının kozalarının yere düşerek oluşturduğu mantar.
MAHARA
Arapça kökenli bekre: makara.
PAHARA
Ağaçtan yapılmış pulluk.
HARHARA
Bronş veya bronşçuklar içerisinde eksudat, transudat, kan veya aspirasyon sıvısının varlığını gösteren hastalık belirtisi sesler, ral sesleri, subkrepitan. Yaş ve kuru harharalar olarak ikiye ayrılır.
BUHARA
Baca.
MIHARA
Baca.
MASHARA
Arapça kökenli mashara: maskara; soytarı.
BAHARA
Ocak. Baca.
TAHARA
Alay, aşağılama.
VİHARA
(Mimarlık) Hindistan'da Budacı manastırı. a. bk. pagod, ştupa.
ALBUHARA
Sarı erik kurusu.
Bu bölümde tanımı içerisinde HARA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAHARLI
Baharatlı.
BAHARATSIZ
Baharatı olmayan.
BİBER
Patlıcangillerden, yurdumuzda çok yetişen ve çeşitli türleri bulunan bir bitki (Capsicum annuum). Bu bitkinin tazeyken sebze olarak yenilen ürünü. Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü.
BAHARCI
Baharatçı.
HARAÇÇI
Haraç alan kimse. Haraç toplamakla görevli olan kimse.
BAHARATÇI
Baharat alım satımıyla uğraşan kimse, baharcı.
ALEVLİ
Alevi olan, alevlenmiş. Şiddetli, hararetli.
HARABATİLİK
Harabati olma durumu.
BAHAR
İlkbahar. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. Baharat. Gençlik dönemi.
BAHARATÇILIK
Baharatçının yaptığı iş, baharcılık.
BAHARATLANDIRMAK
Baharat ile süslemek, lezzetlendirmek, baharat ekmek.
HAMSİKUŞU
Baharat, un ve yumurtaya bulanarak yapılmış olan hamsi tavası.
HARABAT
Yıkıntılar, harabeler, viraneler. İçkili eğlence yeri, meyhane.
ESKİ
Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık. Geçerli olmayan. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey.
ÇEŞNİLİK
Yemeğe çeşni vermek için katılan baharat vb.
HARABELİK
Harap olmuş yer, ören.
BAÇ
Osmanlı Devleti'nde gümrük vergisi. Zorla alınan para, haraç.
AKTAR
Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.
HARAÇLI
Haraca bağlanmış, vergi ödeyen.
HARAÇÇILIK
Haraççı olma durumu. Haraççının yaptığı iş.