Kelimeler arşivi içinde; başında "gıyı" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. gıyı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gıyı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gıyı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GIYIRDAMAK, GIYIHLAMAK, GIYIKLAMAK, GIYILANMAH, GIYINNAMAK
GIYILAMAK
GIYIKMAK, GIYILMAK, GIYIMSUZ
GIYIŞAK, GIYILIİ
GIYINA
GIYIZ, GIYIR, GIYIK, GIYIH, GIYIĞ
GIYI
GIYI
Tarla ve bostanları korumak için çevresine çakılan kazık, engel: Tarlalarımıza gıyı tutamadığımızdan hayvanlar ekinlerimize giriyor. Yan, taraf (Kuşu). Kıyı. Kıyı, kenar. Tahta aralarını kapatmakta kullanılan çıta. (Kurtköy, Karaköy, Vezirhan Bilecik; İnönü Eskişehir).
GIYIMSUZ
Yufka yürekli, merhametli.
GIYIRDAMAK
Küçük böcekler vücutta kıpırdamak: Sırtımda bir şey gıyırdayor.
GIYINA
Kıyısına.
GIYIK
Kenar, kıyı. Çuvaldız. Yorgan iğnesi. Çakılmış tahtalar arasındaki boşluklar. Hasır dokunurken ip olarak kullanılan bir çeşit ot. Küçük ve sivri tahta ya da kemik parçası, kıymık. Büyük çuvaldız. Kenar, kıyı, yan. Çuvaldız. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).
GIYILANMAH
Kıyılanmak.
GIYILMAK
Acıkmak. Bir inanışa göre kırklı çocuğun yanına başka bir kırklı çocuk gelerek hasta olmak.
GIYIZ
Arkadaş (kadınlar için) (Çayağzı).
GIYIKLAMAK
Kapıyı az açık, aralık bırakmak. Bir şeyin yokluğunu çekmek, arayıp bulamamak: Biz yumurta diye gıyıkladık. Tahta, çıra ve benzerleri şeyleri ufak parçalara bölmek.
GIYIŞAK
Yenilen bir çeşit ot.
GIYILIİ
Börek tepsisi.
GIYIHLAMAK
Kapıyı az açık, aralık bırakmak.
GIYILAMAK
Çarık yapılacak hayvan derisini parça parça kesip kenarlarını düzeltmek.
GIYIR
Kumlu, verimsiz toprak.
GIYINNAMAK
Habersizce kaçmak.
GIYIKMAK
Kapıyı az açık, aralık bırakmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GIYI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
SAYGISIZ
Gereken saygıyı göstermeyen, saygısı olmayan, hürmetsiz.
YÜRÜTMEK
Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak. Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak. Gerektiği gibi yapmak, uygulamak. Habersiz olarak almak, çalmak. Kabul edilmesi ya da tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek. İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak.
CÜRET
Yüreklilik, ataklık, cesaret. Düşüncesizce, saygıyı aşan davranış, cesaret.
EKSKRETORYUS
Salgıyı akıtan, boşaltıcı.
TINGIRDATMAK
Tıngırtı çıkarmak, tıngıldatmak. Çalgıyı biraz çalabilmek, tıngıldatmak.
SLİTELLUM
Halkalı solucanlarda (Hirudo medicinalis) yumurtaların etrafında kokon oluşturmak için gerekli salgıyı yapan kuşak benzeri yapı.
ZIMBIRTI
Telli bir çalgıyı acemice çalarak çıkarılan çirkin sesin adı. Adı hatırlanmayan veya söylenmek istenmeyen ufak ve değersiz bir şeyi anlatmak için kullanılan bir söz, zırıltı, zamazingo, zamkinos. Bu çirkin sesi çıkaran şey.
ELEŞTİRMEK
Bir düşünceyi, bir eseri, bir yargıyı inceleyerek doğruluk veya yanlışlığını ortaya çıkarmak ve gerçek değerini belirtmek, tenkit etmek.
YA
"Ey, hey" anlamlarında bir seslenme sözü. Bazı çekimli zamanlardan sonra gelerek anlamı pekiştiren, kuvvetlendiren bir söz: Yediydin ya. Oturmuşum ya. Şaşma, şaşkınlık bildiren bir söz. Bilinen, görülen, hatırlanıp anlatılan bir olay dolayısıyla da sorulan başka bir konu için kullanılan bir söz. Gereklik ve onay bildiren cümlelerde yargının onaylandığını bildiren bir söz. Cevap niteliğinde olan cümlenin sonuna getirildiğinde asıl yargının arkadan gelen cümle ile anlatılacağını belirten bir söz. Evet. Dilek ve geniş zaman kiplerinde yargıyı güçlendiren bir söz. Bir düşüncede sıra ile yer alan ayrı cins ögelerden biri ötekilerden üstün görüldüğünde "hele, özellikle" anlamlarında kullanılan bir söz. Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılan bir söz.
KARAR
Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı. Değişmez olma. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Bu yargıyı bildiren belge. Tam ölçüsünde, ne az ne çok.
FESHETMEK
Verilmiş bir yargıyı kaldırmak, bozmak. Kapatmak, dağıtmak.
FESİH
Verilmiş bir yargıyı kaldırma, bozma. Dağıtma, dağıtılma.
İNFAZ
Bir kararı, bir yargıyı yerine getirme, uygulama, yürütüm. Birine sözünü geçirme.
YOĞULUM
Bir algıyı güçlendirmek üzere ansal süreçlerden bir kesit üzerinde toplanma, yoğunlaşma gücü.
EKSİTOSEKRETOR
Salgıyı uyaran.
ZIMBIRDATMAK
Telli bir çalgıyı acemice çalmak. Herhangi bir şeyden çirkin ve kulağı tırmalayan sesler çıkarmak.
ANTİFİLOJİSTİK
Yangıyı ve ateşi azaltan.