Kelimeler arşivi içinde; sonunda "gın" olan, toplam 105 adet kelime bulunmaktadır. Sonu gın ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında gın olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde gın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DEVECİKARGIN
DEDEKARGIN, DEREKARGIN, KAPIKARGIN, KARASALGIN, SULUZIPGIN
ÇIVDIRGIN
BEHAGGIN, BIÇILGIN, BUNALGIN, ÇIVILGIN, DADANGIN, FILIŞGIN, FIŞIRGIN, GIDIŞGIN, SINANGIN
ISIRGIN, USANGIN, ARAŞGIN, OSANGIN, SIRPGIN
BAYGIN, CAYGIN, ÇALGIN, ÇILGIN, ÇIVGIN, DALGIN, DARGIN, KARGIN, KAYGIN, KILGIN, KIRGIN, KIYGIN, KIZGIN, SALGIN, SARGIN, SAYGIN, SINGIN, ŞIVGIN, YALGIN, YANGIN, YAYGIN, YILGIN, ABIGIN, ARIGIN, BASGIN, BIÇGIN, BIGGIN, CILGIN, CIVGIN, ÇAVGIN, Devamını Oku »»
ALGIN, ANGIN, ARGIN, AZGIN, ILGIN, IZGIN, ABGIN, AGGIN, AĞGIN, AHGIN, APGIN, AŞGIN, ATGIN, AVGIN, AYGIN, EŞGIN, IÇGIN, IRGIN, IŞGIN, LAGIN, YIGIN
AGIN
GIN
GIN
Öfke, kin. Eski türkçe kın: kın.
KARASALGIN
Dişlerdeki iskorpit hastalığı. Boğaz ağrısı. Halk dilinde Keçi ciğer ağrısı.
SULUZIPGIN
Yağmurla yağan kar.
ÇIVILGIN
Kıvılcım.
FILIŞGIN
Sürgün, filiz.
FIŞIRGIN
Sürekli yağmur. Söğüt ağacının sürgünü.
KAPIKARGIN
Muğla şehrinde, Dalaman belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
GIDIŞGIN
Hareketli.
BIÇILGIN
Sulu yara.
DADANGIN
Alışkın.
BUNALGIN
Sıkıntılı, sıcak hava.
DEREKARGIN
Çorum kenti, İskilip ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
DEDEKARGIN
Malatya şehrinde, Yazıhan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BEHAGGIN
Arapça kökenli bi-hakkın: bihakkın, hakkıylAr.
DEVECİKARGIN
Tokat ilinde, Artova ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ÇIVDIRGIN
Çıldırmış, deli kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde GIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AZDIRMAK
Azmasına sebep olmak. Şımartmak. Azgın duruma getirmek. Kötü davranış veya alışkanlıklara sürüklemek, yoldan çıkarmak.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AZGINLAŞMAK
Azgın duruma gelmek. Cinsel istekleri aşırılaşmak.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
AZGINLIK
Azgın olma durumu.
AYILMAK
Sarhoşluk, baygınlık vb. bir durumdan kurtulmak, kendine gelmek. Aklı başına gelip gerçeği görmek.
BALTACI
Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.
ATIŞMAK
Tartışmak. Çocuk oyunlarında ebeyi veya takımda olanları belirlemek için karşılıklı olarak adım atmak. Kendisine dargın olan bir kimseye barışıkmış gibi söz söylemek.
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
ARGINLIK
Argın olma durumu, kudretsizlik, mecalsizlik.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ARSENİK
Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).
AZGINLAŞMA
Azgınlaşmak durumu.
AKUR
Azgın, şiddetli. Kudurmuş, kuduz, kuduruk.
APIŞIK
Yorgun, güçsüz. Şaşkın. Kuyruğunu apış arasına alarak yılgın yılgın giden (hayvan).
AZILI
Gözü bir şeyden yılmayan, azgın. Çok şiddetli, korkunç.
BARIŞIK
Başkası ile barış durumunda bulunan, dargın veya düşman olmayan.
AFYONLU
İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.
AYIK
Sarhoşluğu ya da baygınlığı geçmiş olan. Sarhoşluğu geçmiş bir biçimde.
AZITMAK
Azgın duruma getirmek. Bitki çok uzamak. Çığırından çıkmak veya çıkarmak, ölçüyü kaçırmak.