Kelimeler arşivi içinde; sonunda "gi" olan, toplam 246 adet kelime bulunmaktadır. Sonu gi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında gi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde gi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ATATÜRKÇELENGİ, SALYANGOZDELGİ
KIRMIZIÇİZGİ, KELEBEKDELGİ, KESTANERENGİ
KAHVERENGİ, DRAMATURGİ, İŞLEMBİLGİ, YILANDELGİ
AKIRHERGİ, DELİSENGİ, HEDERENGİ, KARASERGİ, KURTLİNGİ, TEKÖZENGİ
BESLENGİ, HERHANGİ, ALTGERGİ, ARAÇİZGİ, ÇİLDİRGİ, DAGERİGİ, DİVRENGİ, DİVRİNGİ, ETİRENGİ, GİLDİRGİ, HOMOLOGİ, KÖSTENGİ, KÜLRENGİ, KÜPLENGİ, LALRENGİ, MAĞRUŞGİ, TÖRSENGİ, YERİNEGİ, ZİVLENGİ
ÇEVİRGİ, NİRENGİ, YENİLGİ, ANALOGİ, BAYARGİ, BİÇİNGİ, CARANGİ, CİVİLGİ, ÇELENGİ, ÇİLİNGİ, ÇİPİLGİ, ÇİPİRGİ, ÇİSENGİ, ÇİŞENGİ, ÇİVİLGİ, DEPİNGİ, DERİLGİ, DEVİRGİ, DEYİRGİ, DİRENGİ, DİŞENGİ, DÖNENGİ, DÖŞENGİ, DÜŞENGİ, FIRENGİ, FİRANGİ, FİRENGİ, FİRİNGİ, FİSİRGİ, GARANGİ, Devamını Oku »»
EDİLGİ, FRENGİ, ÜZENGİ, BIZIGİ, DÜZEGİ, EREZGİ, ERİŞGİ, ESİLGİ, EYENGİ, GÜVEGİ, İLİŞGİ, İRİŞGİ, KİSEGİ, KÖSEGİ, MALAGİ, ODURGİ, OTESGİ, OYSEGİ, ÖTERGİ, ÖZENGİ, PESEGİ, PLANGİ, SUBEGİ, TÜLEGİ, YELÖGİ, YÜNEGİ
BELGİ, BENGİ, BEZGİ, BİLGİ, BİNGİ, ÇELGİ, ÇENGİ, ÇİZGİ, DELGİ, DERGİ, DİNGİ, DİZGİ, GERGİ, GROGİ, HANGİ, SERGİ, SEVGİ, SEZGİ, SİLGİ, VERGİ, YENGİ, YERGİ, YEYGİ, BİRGİ, BUZGİ, CELGİ, CENGİ, CERGİ, CIZGİ, CİZGİ, Devamını Oku »»
ERGİ, EZGİ, İLGİ, İVGİ, YOGİ, BEGİ, BİGİ, ÇEGİ, ÇOGİ, DÜGİ, EĞGİ, ENGİ, ESGİ, EŞGİ, ETGİ, EVGİ, GEGİ, GIGİ, GİGİ, HEGİ, İNGİ, İŞGİ, NÜGİ, ORGİ, ÖRGİ, ÜZGİ, YEGİ, ZİGİ
İGİ, ÜGİ
Gİ
Gİ
Ki. Girmek. Kız.
DELİSENGİ
Hastalık, yorgunluk ve başka nedenlerle kafanın sersem olması.
ATATÜRKÇELENGİ
Yastık oyası. (Yalvaç Isparta).
TEKÖZENGİ
Atın dört nal yürüyüşü.
DRAMATURGİ
Oyun yazarlığı ve tiyatro gösterisi sanatı. İki bölümde ele alınır:. Teorik Dramaturgi: Oyun yazımı, oyun yazma kuralları ve tekniği bilimi. Pratik Dramaturgi: Bir oyunun sahneye konması işi. Örn. Dramaturgi üzerine ilk yapıt M.Ö. 362-360 yıllarında yazılmış olan Aristoteles'in "Poetica" sıdır. (bk. poetika) İkinci önemli örnek de: Lessing'in "Hamburgische Dramaturgie - Hamburg Dramaturgisi.
KAHVERENGİ
Kavrulmuş kahvenin rengi. Bu renkte olan.
KELEBEKDELGİ
Kesici ağzı dövülerek genişletilen, merkezleme uçlu ve önkesicili ağaç delme aracı.
KIRMIZIÇİZGİ
Özellikle çam türü ağaçlarda görülen, uygunsuz koşullarda kurutulan ağacın çatlayan göze zarından giren mantarların yaptığı bir hastalık türü.
KARASERGİ
Siyah, yuvarlak, ekşi bir çeşit üzüm.
YILANDELGİ
Elle kullanılan, sarmal, iki talaş kanallı, kısa adımlı, merkezleme uçlu ve iki kesicili ağaç delgisi.
KURTLİNGİ
Bir çeşit at yürüyüşü.
İŞLEMBİLGİ
Bilgi işlemde, bir kütüğü, bir veri tabanını ya da herhangi bir veri ya da bilgi kümesini günlemek üzere işlenecek değişiklik tutanağı, bk. işlem kütüğü.
KESTANERENGİ
(Resim) Kestanenin dış kabuklarının rengi; bu renkteki boya.
HEDERENGİ
Demircilikte ocaktaki ateşi karıştırmakta kullanılan ucu bükük, ince uzun saplı demir araç. (Bor Niğde).
SALYANGOZDELGİ
Merkezleme uçlu, kanal kenarı ile talaş çıkaran ve elle kullanılan ağaç delgi aygıtı. Talaş kanalı salyangoz kabuğunu andırır.
AKIRHERGİ
Vakitsiz yapılan nadas: 10 dönüm akırhergi yaptım.
Bu bölümde tanımı içerisinde Gİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABDESTLİK
Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ABLAKÇA
Ablak gibi.
ACCELERANDO
Gittikçe hızlanarak.
ABALI
Aba giymiş olan.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
ABASIZ
Aba giymemiş olan.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ABANOZLAŞMAK
Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.