Kelimeler arşivi içinde; sonunda "gezi" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu gezi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında gezi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde gezi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GEZİ
Ülkeler veya şehirler arasında yapılmış olan uzun yolculuk, seyahat. Gezilip hava alınacak yer. Gezinti yeri. Pamuk ve ipekle karışık dokunmuş hareli kumaş. Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılmış olan yolculuk. Bu kumaştan yapılan.
GÜLGEZİ
Mor renk.
Bu bölümde tanımı içerisinde GEZİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GEZİLME
Gezilmek işi.
GEZGİN
Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan (kimse), gezici, gezmen, seyyah.
DOLAŞMAK
Gezmek, gezinmek. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek. Dönüp başka bir yönden gelmek. Akmak. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek. Doğru gitmeyip yolu uzatmak. Belirmek. Bir yeri belli bir amaçla gezmek. Çok kimse tarafından söylenmek. Gezinmek.
ARİSTOTELESÇİ
Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist.
GEZİLİŞ
Gezilme işi.
GEZİNME
Gezinmek işi, seyran.
GEZGİNCİ
Gezerek iş gören, gezici, seyyar.
DOLANTI
Gezip dolaşılan yer, alan.
GEZİNMEK
Eğlenmek, vakit geçirmek için gezmek, dolaşmak, seyran etmek. Belirli bir çevre içinde gezip durmak. Özellikle doğaçtan yapılmış olan müzikte, ezgiyi belli bir makam anlayışı içinde değişik perdeler üzerinde çalmak, dolaşmak.
ADIMLAMAK
Adımla ölçmek. Bir yerde ileri geri gezinmek.
GEZİNTİ
Uzak olmayan bir yere yapılmış olan gezi, tenezzüh. Evlerde oda kapılarının açıldığı aralık, koridor. Sofa, balkon. Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol. Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi.
AYAKÇI
Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.
CEVELAN
Dolaşma, dolanma, gezinme, gezinti.
GEZMEK
Hava alma, hoş vakit geçirme vb. amaçlarla bir yere gitmek, seyran etmek. Bir yerde dolaşmak, yürümek. Hasta ayağa kalkmak. Herhangi bir biçimde gezinmek. Bulunmak. Bir yerde gezi yapmak. Gitmek, başvurmak. Bir yeri görüp incelemek.
GEZLEMEK
Bir yeri ölçmek. Bir hedefi vurmak için silaha gerekli doğrultuyu vermek, nişan almak. Okun gezini kirişe yerleştirmek.
GEZELEMEK
Gezinmek. Sıkıntılı bir durumda dolaşmak, gezinmek.
GEZİNİŞ
Gezinme işi.
FİNK
"Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek" anlamına gelen fink atmak sözünde geçer.
GEZİCİLİK
Gezici olma durumu.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.