Kelimeler arşivi içinde; başında "gezi" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. gezi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gezi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gezi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GEZİNEBİLMEK
GEZİNEBİLME
GEZİMCİLİK
GEZİCİLİK
GEZİYURT, GEZİNMEG, GEZİNMEK, GEZİLMEK
GEZİLME, GEZİLİŞ, GEZİMCİ, GEZİLİK, GEZİNTİ, GEZİNME, GEZİYOL, GEZİNEK, GEZİNGE, GEZİNİŞ
GEZİNE, GEZİCİ
GEZİN, GEZİM, GEZİL, GEZİŞ, GEZİK
GEZİ
GEZİ
Ülkeler veya şehirler arasında yapılmış olan uzun yolculuk, seyahat. Gezilip hava alınacak yer. Gezinti yeri. Pamuk ve ipekle karışık dokunmuş hareli kumaş. Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılmış olan yolculuk. Bu kumaştan yapılan.
GEZİMCİ
Aristotelesçi.
GEZİNME
Gezinmek işi, seyran.
GEZİNMEG
Yüznumaraya gitmek.
GEZİNTİ
Uzak olmayan bir yere yapılmış olan gezi, tenezzüh. Evlerde oda kapılarının açıldığı aralık, koridor. Sofa, balkon. Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol. Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi.
GEZİCİLİK
Gezici olma durumu.
GEZİNMEK
Eğlenmek, vakit geçirmek için gezmek, dolaşmak, seyran etmek. Belirli bir çevre içinde gezip durmak. Özellikle doğaçtan yapılmış olan müzikte, ezgiyi belli bir makam anlayışı içinde değişik perdeler üzerinde çalmak, dolaşmak.
GEZİNEBİLME
Gezinebilmek işi.
GEZİLMEK
Gezme işi yapılmak, dolaşılmak.
GEZİLİK
Dinlenme, eğlenme ya da doğadan daha çok yararlanma amacıyla, ya olduğu gibi doğal durumunda bırakılmış ya da görsel nitelikleri değiştirilerek değerlendirilmiş, oturma, seyretme ve yürüme gibi, edilgin eğlenme ve dinlenmeye olanak sağlayan açık ve yeşil alan.
GEZİYURT
Van kenti, Yalınca bucağına bağlı bir bölge.
GEZİNEBİLMEK
Gezinme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GEZİLİŞ
Gezilme işi.
GEZİLME
Gezilmek işi.
GEZİYOL
Yaya dolaşımına kapalı, taşıt giriş ve çıkışlarının uzun aralıklarla yapılabildiği, iki yanı ağaçlarla, yeşillik ve çiçeklerle süslenmiş kentlerarası yol.
GEZİMCİLİK
Aristotelesçilik.
Bu bölümde tanımı içerisinde GEZİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DOLANTI
Gezip dolaşılan yer, alan.
GEZGİN
Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan (kimse), gezici, gezmen, seyyah.
AYAKÇI
Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.
MESİRE
Gezinti yeri, gezilecek yer.
ARİSTOTELESÇİ
Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist.
ADIMLAMAK
Adımla ölçmek. Bir yerde ileri geri gezinmek.
LAVANTACI
Lavanta yapan kimse. Gezici olarak esans satan kimse.
KEŞKÜL
Gezici bazı dervişlerin ve dilencilerin ellerinde tuttukları, Hindistan cevizi kabuğundan, metalden veya abanozdan yapılmış dilenci çanağı. Üstüne, dövülmüş fıstık ve Hindistan cevizi dökülen bir tür süt tatlısı, keşkülüfukara.
CEVELAN
Dolaşma, dolanma, gezinme, gezinti.
GEZELEMEK
Gezinmek. Sıkıntılı bir durumda dolaşmak, gezinmek.
GEZMEK
Hava alma, hoş vakit geçirme vb. amaçlarla bir yere gitmek, seyran etmek. Bir yerde dolaşmak, yürümek. Hasta ayağa kalkmak. Herhangi bir biçimde gezinmek. Bulunmak. Bir yerde gezi yapmak. Gitmek, başvurmak. Bir yeri görüp incelemek.
KALESKA
Dört tekerlekli, hafif, bir tür gezinti arabası.
İŞPORTA
Gezici satıcıların mallarını koymaya yarayan yayvan sepet veya bu işi gören, ona benzer araç, sergi. Açıkta yapılmış olan satış.
FİNK
"Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek" anlamına gelen fink atmak sözünde geçer.
DOLAŞMAK
Gezmek, gezinmek. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek. Dönüp başka bir yönden gelmek. Akmak. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek. Doğru gitmeyip yolu uzatmak. Belirmek. Bir yeri belli bir amaçla gezmek. Çok kimse tarafından söylenmek. Gezinmek.
GEZGİNCİ
Gezerek iş gören, gezici, seyyar.
GEZLEMEK
Bir yeri ölçmek. Bir hedefi vurmak için silaha gerekli doğrultuyu vermek, nişan almak. Okun gezini kirişe yerleştirmek.
GEZİNİŞ
Gezinme işi.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
KRUVAZİYER
Büyük gezinti gemisi.