Kelimeler arşivi içinde; başında "geye" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. geye ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu geye ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde geye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GEYELEMEK, GEYESİLİK
GEYECEK, GEYEREK
GEYESİ
GEYEM, GEYET
GEYE
GEYE
Arapça kökenli gaye: gaye; amaç.
GEYET
Arapça kökenli gayet: gayet.
GEYEREK
Kaburga altı, böğür.
GEYECEK
Elbise, çamaşır ve benzerleri giyilecek şey.
GEYELEMEK
Tavuk ses çıkarmak.
GEYESİ
Elbise, çamaşır ve benzerleri giyilecek şey.
GEYEM
İki yaşında ki dişi keçi.
GEYESİLİK
Çamaşır yıkanan yer, çamaşırlık.
Bu bölümde tanımı içerisinde GEYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GEÇİŞME
Geçişmek işi. Yarı geçirgen bir çeperin iki yanına yerleştirilmiş, derişikliği farklı iki sıvıdan oluşan yer değiştirme olayı, hulul, ozmoz. Moleküllerin kinetik enerjileri sebebiyle çok yoğun bir bölgeden az yoğun bir bölgeye hareketleri, difüzyon.
BÖLGESEL
Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan.
KONUŞLANMAK
Belli bir yere veya bölgeye mevzilenmek.
BÖCEKLER
Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat.
CAMBAZ
Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat. Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik. Kurnaz, hileci, hilekâr. Usta, becerikli kimse. At alıp satan veya yetiştiren kimse.
MİDE
Omurgalılarda, sindirim sisteminin, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında besinlerin sindirime hazır duruma getirildiği omurgasız hayvanlarda sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan parçası. Karın, karın bölgesi. Yemek yeme isteği.
KORUNAK
Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer. Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer. Koruyan, esirgeyen, saklayan kimse.
MEVSUK
Belgeye dayanan, doğru, doğruluğuna güvenilen, sağlam.
DİZGESİZ
Dizgesi olmayan, dizgeye bağlı olmayan, sistemsiz.
BELİTLEMEK
Belgeye dayanarak ortaya koymak. Belitleme kuramını ortaya koymak.
IRKÇILIK
İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti, rasizm.
BESMELE
"Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adı ile" anlamına gelen ve bir işe başlarken söylenilen bismillahirrahmanirrahim sözü, bismillah.
İMGECİ
İmgeyi öne alan, imgeye önem veren (kimse, düşünce vb.).
KARTOTEK
Kartlar üstüne işlenmiş bilgilerin düzenli bir dizgeye göre derlenmesi. Bu biçimde derlenmiş kartların saklandığı kutu, dolap vb., kartoteks.
AÇIORTAY
Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.
MANTIKÇILIK
Mantık biliminin her şeyin üstünde olduğunu benimseyen felsefe. Bütün bilimleri matematik biçime indirgeyen ve matematiği mantığın bir uygulaması durumuna getiren öğreti.
İMGELİ
İmgeye dayanan, imgesi olan.
İMZALAMAK
Bir yazı veya belgeye imzasını yazmak, imza atmak. Eserin yazarı, yapımcısı olduğunu imza veya işaretle belirtmek. Bir kimseye, hatıra olarak sunulan esere imza atmak.
BİLGECE
Bilgeye yaraşır. (bilge'ce) Bilgeye yaraşır bir biçimde, hakimane.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.