Kelimeler arşivi içinde; başında "germe" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. germe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu germe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde germe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GERMENCİK
GERMEGER, GERMESİK, GERMEŞOY, GERMEŞÜK
GERMECE, GERMEŞA, GERMEŞE
GERMEÇ, GERMEK, GERMEN
GERME
GERME
Germek işi. Bir yeri bölmek, sınırı belli etmek için yapılmış olan tahta perde.
GERMEÇ
Bir yeri bölmek, sınırı belli etmek için yapılan tahta perde. Ağaçtan yapılan su oluğu. Çit kapısı. Çalı çırpıdan yapılan çit. Çamaşır ipi. Köz üzerinde bütün olarak kızartılmış piliç, kuş ve benzerleri hayvanlar. Su değirmeni oluklarında, kanallarda suyu kesmek, dışarı akıtmak için kullanılan tahta ya da sac kapak, sürgü. Sürekli açık ya da büyük ağız (argo). Kapı, pencere üstlerine konulan taş ya da ağaç. Ateş üzerinde tavuk, hindi ya da kuzu pişirme. (Küplüce Gümüşhacıköy Amasya).
GERMEGER
Sonuna dek (açık olma için).
GERMENCİK
Aydın iline bağlı ilçelerden biri.
GERMEŞOY
Öküz sürmede, tarla tapanı yapmada kullanılan yumuşak çubuk: Germeşoy gibi henceri dört gat olor. Bir cins ağaç.
GERMEN
Canlı yaratıklarda gametlere dayanan ve gametlerle taşınan üreme ögelerinin tümü.
GERMEŞA
Bir çeşit meşe ağacı.
GERMEK
Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek. Kol, bacak, uzatmak. Gergin bir şeyle örtmek. Gergin duruma getirmek, gerginlik yaratmak, sinirlendirmek.
GERMECE
Kapının ardına kadar açık olması hali. Halk dilinde Gaz sancısı, germencik, böğür ağrısı. Çankırı şehri, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
GERMESİK
Yabani kızılcık.
GERMEŞÜK
Sepet yapmakta kullanılan bir çeşit yabani ağaç.
GERMEŞE
Bir çeşit meşe ağacı.
Bu bölümde tanımı içerisinde GERME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TOYAKA
Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası.
BURGU
Delik açmaya yarayan delgiye takılı sarma, yivli, keskin, çelik alet. Telli sazlarda, telleri germeye yarayan mandal. Yerin orta ve derin katmanlarına inebilmeyi sağlayan delici alet. Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet, tirbuşon.
KURMAK
Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek. Yapmak, inşa etmek. Ortaklık sağlamak. Bir araya getirmek, toplamak. Hazırlamak. Düşünmek. Yapmak, oluşturmak. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek. Aklına koymak. Zihinde büyütmek. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak. Sağlamak, oluşturmak.
GERİŞ
Germe işi. Sırt.
TİRAMOLA
Geminin rüzgârüstüne veya rüzgâraltına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme, bazısını germe işlemi. Makaraları birbirine kavuşan bir palangayı açıp uzatma işi.
KULAK
Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.
GERİCİ
Toplumda çağdaş değerlere ve yeniliklere önem vermeyen, her yönüyle eskiyi özleyen veya eski düzeni yaşamaya çalışan (kimse veya görüş), ilerici karşıtı, mürteci. Germe işini yapan kimse. Bir organı germeye yarayan (kas).
KASNAK
Enli çember. Bir sütunun gövdesini oluşturan silindir biçimindeki taşların her biri. Nakış işlemek için gergef gibi kullanılan, kumaşı germeye yarayan, tahtadan çember. Pehlivanların giydikleri kispetin bele gelen bölümü. Kıyıları oluk biçiminde pervazlı, metal ve tahtadan yapılmış çember. Kalbur, tel vb. şeylerin tahta çemberi. Makinelerde, bir milden başka mile hareket geçiren kayışların takıldığı demir çember.
GERİLMEK
Germe işi yapılmak, gergin duruma gelmek, belirli bir uzama ile çekilmek. İlişki ve davranış bozulacak duruma gelmek. Kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek. Kasılmak. Gergin bir biçimde açılmak.
VANDAL
Miladın başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı. Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse veya topluluk.
UZATMAK
Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak. Germek. Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek. Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek. Süreyi artırmak, temdit etmek. Vermek, göndermek. Bir şeyi vermek için birine yöneltmek.
BÜKME
Bükmek işi. Bükülmüş kaytan ya da iplik. Vücudun bir bölümünü yanındaki bölüm üzerine kıvırma, germe karşıtı.
GERDİRMEK
Germe işini yaptırmak.
PENSE
Çeşitli biçim ve büyüklükte maşa veya kıskaç. Birçok meslek dalında çeşitli nesneleri sıkmak, germek, kıvırmak, tutmak vb. işler için kullanılan değişik biçimlerde el aleti, pens.
HAÇLAMAK
Çarmıha germek.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
KALANDIR
Dokunmuş kumaş ve bezleri buhar altında veya belli bir ısıda silindir arasından geçirerek ütüleme, parlatma, istenilen boy ve ene göre çektirip germe.
ALANGÜLLÜ
Aydın şehri, Germencik ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ESNETME
Esnetmek işi. Türlü sebeplerle kısalan kasları açmak ve uzatmak için bağlı bulundukları eklemlerde yapılmış olan esnek, yaylı ve zorlu germe hareketi.
HİSAR
Bir şehrin veya önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale, kermen, germen. Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam. Klasik Türk müziğinde re diyez notası.