Kelimeler arşivi içinde; sonunda "gemek" olan, toplam 31 adet kelime bulunmaktadır. Sonu gemek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında gemek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde gemek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YÜKSELTGEMEK
YELDİRGEMEK
İNDİRGEMEK, YEDİRGEMEK, TÜNÜNGEMEK, TEDİRGEMEK, SESİRGEMEK, GECİRGEMEK
ESİRGEMEK, ÖLÜŞGEMEK
DERGEMEK, BİNGEMEK, TÜNGEMEK, TÜLGEMEK, TÖNGEMEK, TİRGEMEK, TERGEMEK, SEYGEMEK, BÜNGEMEK, DİRGEMEK, ÇİRGEMEK
ÖSGEMEK, ÖZGEMEK, BÜGEMEK, ÖRGEMEK, BUGEMEK, İSGEMEK, İLGEMEK, GEGEMEK
GEMEK
Yüksek dallardaki meyveleri toplamak için kullanılan çatallı sopa. Gelmek. Ağaçtan badem düşürmek için kullanılan uzun sopa. (Senirkent Isparta).
YÜKSELTGEMEK
Oksitlemek.
YEDİRGEMEK
Ürkmek, korkmak, korkudan ürpermek.
TEDİRGEMEK
Rahatsız olmak, tedirgin olmak.
GECİRGEMEK
Geç kalmak.
DERGEMEK
Toplamak, bir araya getirmek.
YELDİRGEMEK
Deli gibi, saçmasapan konuşarak oraya buraya gidip gelmek. Sayıklamak.
SESİRGEMEK
1.Bir ses duyar gibi olmak. 2.Uyanmak. Ses duyar gibi olmak.
TÖNGEMEK
Hendekten ya da yüksekten atlamak, yukarıya doğru sıçramak.
BİNGEMEK
Birbiri üstüne koymak, yığmak.
TÜNGEMEK
Hendekten ya da yüksekten atlamak, yukarıya doğru sıçramak. Atlamak.
TÜNÜNGEMEK
Devirmek : Deve yükünü tününgedi.
İNDİRGEMEK
Daha kolay ve yalın duruma getirmek. Bir işlemi daha kısa veya daha yalın bir biçime sokmak, irca etmek. Bir maddenin oksijenini alarak oksit özelliğini yok etmek, irca etmek.
ESİRGEMEK
Korumak, himaye etmek, vikaye etmek. Bir şeyi yapmaktan veya vermekten kaçınmak.
TÜLGEMEK
Sıçramak. Atlamak.
ÖLÜŞGEMEK
Bitki solmak, buruşmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GEMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DARTINMAK
Kendini ağır satmak, büyüklenmek, böbürlenmek. Tartılmak. Kendini naza çekmek: Ahmet pazarlıkta çok dartındı. Yüzünü örtü ile kapatmak. Başını örtmek, sarmak. Örtünmek. Bir şeyi tutarak çekmek. Çekinmek, ihtiraz etmek, esirgemek.
KERAHSINMAK
Esirgemek, sakınmak.
SAKINMAK
Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durmak, içtinap etmek. Korumak, esirgemek, gözetmek. Olabileceği düşünülen kötülüklere karşı önlemler almak.
KAÇANMAK
Esirgemek, korumak.
KINAKMAK
Esirgemek, vermemek: Bir parça ekmeği benden kınaktı.
KASIRGAMAK
Saklamak, esirgemek.
KISKANMAK
Sevgide veya kendisiyle ilişkili şeylerde bir başkasının ortaklığına, üstün durumda görünmesine dayanamamak. Bir şeye, en küçük saygısızlık gösterilmesine bile dayanamamak. Esirgemek, çok görmek. Herhangi bir bakımdan kendinden üstün gördüğü birinin bu üstünlüğünden acı duymak, günülemek, hasetlenmek, haset etmek. Yerinde olmayı istemek, imrenmek.
GIYMAMAK
Esirgemek.
İNDİRGEME
İndirgemek işi, irca, redüksiyon.
ASARMAK
Yetişmek, büyümek. İyi kullanmak, saklamak. Beslemek, büyütmek, yetiştirmek, korumak. Budamak, bakmak. Bakmak, göz kulak olmak, iyi kullanmak. Muhafaza etmek, sakınmak, esirgemek, korumak.
GEGEMEK
Ucu çengelli değnekle ağaçtan meyve koparmak. Bir şeyi eğri tutmak. Çengel: Gegemeksiz şişle çorap öremem.
GAYIRMAK
Korumak, esirgemek. Yapmak, hazırlamak. Kuşkulanmak, üzülmek. Korumak. Yapmak. Kayırmak, savunmak, korumak. Kayırmak, kollamak, mec. çalmak. Merak etmek, endişelenmek.
İBİTMEK
Kokutmak. Islatmak. Büyütmek, korumak, esirgemek.
SAKLAMAK
Elinde bulundurmak, tutmak. Bozulmadan doğal durumları ile durmasını sağlamak, korumak, muhafaza etmek. Korumak, esirgemek. Birine vermek için ayırmak. Görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak. Gizli tutmak, duyurmamak. Kaybolmaması, görünmemesi için gizli bir yere koymak.
KORUMAK
Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.
OKSİTLEMEK
Oksit durumuna getirmek, oksijenle birleştirmek, yükseltgemek.
ESİRGEŞMEK
Birbirini esirgemek, birbirine şefkat göstermek.
ESİRGEME
Esirgemek işi, koruma, himaye, vikaye.
KISIRGALANMAK
Esirgemek, bir şeyi vermekten çekinmek.
DARTMAK
Asılmak, abanmak. Uyuklamak. Çekmek, asılmak: Bu çocukların kulakları dartılmalı, yoksa uslanmazlar. Bir şeyi dengeye getirmek. Tartmak. Denemek için yoklamak: Kendimi bi darttım, baktım yıkılmıyom yürüdüm. El değirmeninde bir şey öğütmek. Eski türkçe tartmak: tartmak; ağır olmak. Çekmek. Esirgemek, menetmek, alıkoymak. Saklamak.