GEME ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "geme" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. geme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu geme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde geme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

GEMESIÇAN

8 harfli kelimeler

GEMELLUS, GEMEŞMEK

7 harfli kelimeler

GEMECİK, GEMEHME, GEMEREK

6 harfli kelimeler

GEMERE, GEMEVE

5 harfli kelimeler

GEMEÇ, GEMEK, GEMEŞ, GEMET, GEMEZ

4 harfli kelimeler

GEME

Bazı kelimelerin anlamları

GEME

Fare. Bir çeşit köstebek. Kısa burunlu hayvan. Büyük dişli kişi. Düzgün, beyaz dişli kişi. Alt ya da üst çenesi uzun kişi. Ön dişleri öne doğru çıkık kişi. Boyu büyümeyen katır. Kemer. Eğri, yamuk. Haddinden fazla uzun. Koyunların üzerinde bulunan bit. Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için). Ermeni dilinden kam: kama. Küçük ağaç kirkit. (Dişkaya Eşme Uşak). Büyük fare.

GEMEVE

Yarısı beyaz yarısı siyah üzüm.

GEMEZ

Belki.

GEMELLUS

İkiz, çift.

GEMEK

Yüksek dallardaki meyveleri toplamak için kullanılan çatallı sopa. Gelmek. Ağaçtan badem düşürmek için kullanılan uzun sopa. (Senirkent Isparta).

GEMEÇ

Alt ya da üst çenesi uzun kişi. Sakız.

GEMET

Boy, kamet. Çorum şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

GEMEREK

Sivas iline bağlı ilçelerden biri.

GEMEHME

Dişi hayvanları çağırma ünlemi.

GEMEŞMEK

Gerinmek.

GEMECİK

Erzincan ilinde, Akarsu bucağına bağlı bir yer.

GEMESIÇAN

Tarla faresi.

GEMERE

Yarısı beyaz yarısı siyah üzüm.

GEMEŞ

Ön dişleri olmayan ya da küçük olan kimse: Gemeş Ali haylazın biridir. Geniş ağızlı kişi. İradesiz, yavaş kanlı kişi. Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için).

  -   -   -  

Anlamında GEME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAŞÜLKE

Sömürge imparatorluklarında sömürgelere egemen olan ülke.

EMPERYALİZM

Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi, yayılmacılık, yayılımcılık, emperyalistlik.

DEMOKRASİ

Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi, el erki, demokratlık.

ALDEHİT

Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı.

ANAERKİLLİK

Kadının üstünlüğüne dayalı toplumsal örgütlenme düzeni, maderşahilik. Ananın egemen olduğu aile hayatı.

ERK

Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar. Bir bireyin, bir toplumun, başka birey, küme veya toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, hürriyetlerine karışma ve onları belli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi veya yeteneği. Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü, nüfuz.

DULDA

Yağmur, güneş ve rüzgârın etkileyemediği gizli, kuytu yer, siper. Esirgeme, koruma, himaye.

DİRİĞ

Esirgeme.

ESİRGEME

Esirgemek işi, koruma, himaye, vikaye.

CÖMERT

Para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek, semih, ahi, bonkör. Verimli.

EĞİLMEK

Bir yana doğru eğik duruma gelmek. Başkasının baskısını veya egemenliğini benimsemek, kabul etmek. İnsan, bir işi yapmak için belini eğmek. Bir işi önemseyip ele almak.

BİAT

Bir kimsenin egemenliğini tanıma. Osmanlı Devleti'nde padişah öldüğünde tahta geçecek oğlunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul edilip onaylanması.

CUMHURİYET

Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi. Cumhuriyet altını.

EGEMENLİK

Egemen olma durumu. Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi, hükümranlık, hâkimiyet.

ESİRGENMEK

Esirgeme işi yapılmak.

BUYRUK

Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, buyuru, emir, ferman. Egemenlik.

ÇİĞNEMEK

Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek. Egemenliği altına almak, hükmetmek. Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak. Ayağı veya tekerleği altına alarak ezmek.

ATATÜRKÇÜLÜK

Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.

DİKTATÖRLÜK

Diktatör olma durumu. Egemen ve mutlak siyasi bir gücün, bir veya birçok kişinin oluşturduğu bir yürütme organınca, denetimsiz olarak yürütüldüğü siyasi düzen. Bir diktatör tarafından yönetilen ülke.

BATMAK

Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Saplanmak. Çökmek. Yok olmak. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Kirlenmek. İflas etmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Dokunmak, incitmek.