Kelimeler arşivi içinde; başında "gaç" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. gaç ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gaç ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gaç olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GAÇAHLAMAK, GAÇEVERMEK
GAÇURMAK, GAÇUNMAK, GAÇINMAK, GAÇIRMAK, GAÇIŞMAK, GAÇİNMEK
GAÇAMAK, GAÇANAH
GAÇCİK, GAÇGAÇ, GAÇMAK, GAÇMAH
GAÇIK, GAÇAK, GAÇAH
GAÇI, GAÇO
GAÇ
GAÇ
Kaç.
GAÇIK
Kaçık.
GAÇANAH
Kızların izinsiz olarak kocaya kaçması.
GAÇINMAK
Kaçınmak, çekinmek.
GAÇMAK
Kaçmak (bk. kaç-). Kaçmak, bk. gmakaşmak. Kaçmak. Hızla koşmak.
GAÇGAÇ
Fransızların Çukurova'yı işgal ettikleri döneme yerli halkın verdiği ad.
GAÇMAH
Kaçmak.
GAÇİNMEK
Geçinmek.
GAÇIŞMAK
Kaçışmak.
GAÇAHLAMAK
Kovalamak.
GAÇIRMAK
Kaçırmak. Kaçırmak, bk. gaçırmak.
GAÇEVERMEK
Kaçmak.
GAÇAMAK
Arasıra yapılan, hoş görülmeyen şey. Pekmez ile undan yapılmış bir çeşit yemek. Ekmek kırıntılarıyle et suyundan yapılan yemek. (Yeşilköy Gelendost Isparta). Mısır unundan yapılan ekmek. (Kandilli Bozüyük Bilecik).
GAÇCİK
Kısa saç örgüsü.
GAÇURMAK
Kaçırmak.
GAÇUNMAK
Kaçınmak, çekinmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde GAÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATKILAMAK
Dokuma tezgâhlarında mekikle atkı atmak, argaçlamak.
KORSE
İnce görünmek için kullanılan esnek iç giysisi. Herhangi bir darbeden zarar görmemesi için boyna takılan, bel fıtığı gibi durumlarda bedeni düzgün tutmaya yarayan nesne, sargaç.
MEKİK
El veya otomatik dokuma tezgâhlarında atkı veya argaç denilen ve enine olan iplikleri, uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç. Oya yapmakta kullanılan, kemik, ağaç veya plastikten, iki ucu sivri, arasından iplik geçecek bir yarığı bulunan küçük araç. Uzay gemisi. Genellikle karın kaslarının güçlendirilmesi için yapılmış olan beden hareketi.
GALSAME
Solungaç.
KULAK
Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.
MAHCUPLUK
Mahcup olma durumu, utangaçlık.
BOZUM
Bozulma işi, utangaçlık, mahcupluk.
ATAŞ
Tutturgaç.
İSTİRİDYE
Yassı solungaçlılar sınıfından, ılıman ve sıcak denizlerde yaşayan, güçlü kaslarla birbiri üzerine kapanan iki çeneti olan, eti beğenilen bir deniz yumuşakçası (Ostrea edulis).
ÇITPIT
Ayak altında ezilerek çıtır çıtır ses çıkaran bir patlangaç türü, çatapat.
DENİZKIZI
Solunumunu hem akciğer hem de solungaçlarıyla yapan, arka üyeleri olmayan, otçul amfibyumlar sınıfından bir hayvan.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ATKILAMA
Atkılamak işi, argaçlama.
SIKILGAN
Utangaç.
MAHCUBİYET
Utangaçlık.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
BALIK
Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı. Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı.
MİDYE
Yassı solungaçlı, yumuşakçalardan, kabukları birbirine eşit, denizlerin kayalık yerlerinde kümeler durumunda yaşayan eti yenir bir hayvan (Mytilus).
ARLI
Namuslu, utangaç, sıkılgan.
MAHCUP
Utangaç. Utangaç bir biçimde.