Kelimeler arşivi içinde; başında "gana" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. gana ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gana ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gana olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GANAYAKLI, GANAYAHLI
GANATMAK
GANAZAK, GANAKOP, GANAMAK, GANAMAZ, GANATLI, GANAVAZ, GANAVUZ, GANAYAH
GANALI, GANARA, GANARİ
GANAT, GANAZ, GANAM, GANAK, GANAD
GANA
GANA
Sürahi. Galiba.
GANAMAK
Eski türkçe kanamak: kanamak. Kanamak.
GANARİ
Köy meydanlığı.
GANAKOP
Aynı soydan, akraba.
GANAT
Kağnının direklerini birbirine bağlayan ağaçlar. Kanaat. Merdiven. (Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta). Çark adı verilen ip bükme aracının dönen kısmı. (Ötkünlü aşireti, Gedikli Şarkikaraağaç Isparta).
GANAYAHLI
Kadın. Evli kadın (Erzincan Merkez).
GANAVUZ
Bir çeşit kadın kumaşı, tafta.
GANAVAZ
Büyük, tek saplı kap.
GANALI
Gana halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
GANAMAZ
Su almak için kullanılan kap.
GANATLI
Evlerin dış ve büyük kapısı.
GANAYAH
Kadın.
GANAZAK
Hafif, içi boş.
GANAYAKLI
Kadın.
GANARA
Mezbaha. Çok yiyen, obur. Mezbahalarda beslenen köpek.
GANATMAK
İçinde sıvı bulunan bir bitkiyi çizerek içindekini akıtmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GANA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİYOKİMYA
Hücreden en gelişmiş organa kadar canlı dokuları inceleyen ve bunları oluşturan maddeleri araştıran bilim dalı.
NEVRESİM
Torba biçiminde dikilmiş, yorgana geçirilen kılıf.
ACAYİPLEŞMEK
Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.
VEREM
Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koch basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık, tüberküloz. Bu hastalığa tutulmuş, veremli.
PUL
Posta parası karşılığı mektup zarfı, kartpostallara ve damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası. Vida, cıvata vb. şeylerin boynuna geçirilen, ortası delik metal levhacık. Balıkların, sürüngenlerin ve bazı kuşlarla memelilerin vücudunu kaplayan boynuzsu, sert levhacık. Propaganda amacıyla kullanılan yazılı küçük kâğıt. Akçeden küçük metal para. Üzerinde bulunduğu organa yapışık, biçim ve yapıca çok basit yaprakların her biri. Tavla oyununda kullanılan, plastik, tahta vb.nden yapılmış yassı yuvarlak levhacık. Küçük ve ince tabakacıklar. Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık.
PARMAK
İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. İnç. Eni bu organ kadar olan. Bir işe karışmış olma ilgisi. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Arşının yirmi dörtte biri.
ACAYİPLEŞTİRMEK
Yadırganacak bir duruma getirmek.
GARABET
Yadırganacak yönü olma, gariplik, tuhaflık.
USKUMRUMSUGİLLER
Örnek hayvanı kırlangıç balığı ve zargana olan, kemikli balıklar takımının kefaller alt takımına giren bir familya.
USLANMAK
Yadırganan, ayıplanan davranışlardan vazgeçmek, davranışlarına düzen vermek. Herhangi bir olaydan ders almak, aklı başına gelmek.
DİRSEK
Kol ile ön kol arasındaki eklemin arka yanı. Bir direği veya başka bir şeyi sağlamlaştırmak için yanına eğik olarak yerleştirilen ağaç, makas. Giysi kolunda bu organa denk gelen bölüm. Boruların doğrultusunu değiştirmekte kullanılan bağlantı parçası.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
YÜZ
Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. Nedeniyle, sebebiyle. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılmış olan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz. Kesici araçlarda ağız. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş. Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı. Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret. Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf. Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat. Yüzey. Utanma. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü. On kere on, doksan dokuzdan bir artık. Yan, taraf. Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri.
PERMANGANAT
Potasyum permanganat.
SALGI
Hücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde, ifraz. Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması.
ANTİKALAŞMAK
Antika duruma gelmek. Tuhaflaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.
KUYRUK
Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ. Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı. Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse. Bir harfin bitiş çizgisine yakın yerde, birden bir dönüş yapan kısa çizgi. Bu organa benzeyen uzantı. Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti. İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi. Başın arkasına toplanmış saç demeti.
ÖZERK
Bir üst organa bağlı olmakla beraber ayrı bir yasayla kendini yönetme yetkisi olan (kuruluş, devlet vb.), muhtar, otonom.
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.
GARİBE
Şaşılacak şey, yadırganacak şey.