Kelimeler arşivi içinde; başında "gala" olan, toplam 58 adet kelime bulunmaktadır. gala ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gala ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gala olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GALAKTOFORİTİS, GALAKTOGENEZİS
GALAFATDEMİRİ, GALAKTOPOEZİS, GALAKTOTERAPİ, GALABAŞLAŞMAK
GALAKTOZAMİN, GALAKTOZİDAZ, GALABALANMAK, GALAGOGİLLER, GALAKTOLİPİT, GALATIMEŞHUR, GALAKTOKİNAZ, GALAKTOFORUS
GALAKTOZEMİ, GALAYLATMAH, GALAKTOSEMİ, GALAKTOZÜRİ, GALAPTİNLER, GALAKLANMAK
GALAYCILIH, GALAKTOJEN, GALAKLAMAK, GALATLAMAK, GALAGALMAK, GALAKTOSEL
GALATIHİS, GALABALIK, GALAKTORA
GALAKTOZ, GALANCIK, GALAKTİN, GALALMAK
GALAMUŞ, GALAMIK, GALAMAN, GALAMAK, GALAMAÇ, GALAKSİ, GALALİT, GALABAK, GALACOŞ, GALAFAT, GALAGAN, GALAKLI
GALATA, GALAZA, GALABE, GALABA
GALAS, GALAŞ, GALAT, GALAN, GALAM, GALAK, GALAH, GALAZ
GALA
GALA
Resmî bir törenden sonra yapılmış olan büyük ve gösterişli şölen. Ön gösterim.
GALAFATDEMİRİ
Kayıklarda meydana gelen yarıkların arasına pamuk sokmağa yarayan demir araç. (Gençali Senirkent Isparta).
GALABALANMAK
Kalabalıklaşmak.
GALAKTOKİNAZ
Galaktoz kullanımının başlangıç basamağında ATP + galaktoz-> ADP + galaktoz-1-fosfat reaksiyonunu katalize eden transferaz sınıfının bir enzimi.
GALAKTOGENEZİS
Meme bezlerinde süt üretilmesi.
GALAKTOZAMİN
Glikolipitlerde ve kondroitin sülfatta bulunan galaktoz şekerinin bir amino türevi. Glikolipitlerde ve kondroitin sülfatta bulunan galâktoz şekerinin bir amino türevi.
GALAKTOFORUS
Süt sevk eden, süt taşıyan.
GALAKTOTERAPİ
Protein tedavisi.
GALAGOGİLLER
Memeliler (Mammalia) sınıfının, maymunlar (Primates) takımının, makimsiler (Lemuroidea) alt takımından, kulakları büyük ve çıplak, art bacaklan uzun, Afrika'da yaşayan, geceleri faal olan bir familya. (Galaginidae),türleri iyi bilinir.
GALATIMEŞHUR
Yaygınlaştığı için yanlışlığına önem verilmeden kullanılagelen söz, deyim, terim, yaygın yanlış.
GALABAŞLAŞMAK
Kalabalıklaşmak.
GALAKTOZİDAZ
Hayvan beslemede yem katkı maddesi olarak kullanılan, özellikle baklagillerde bulunan galaktozitlerin antibesleme etkisini azaltan, sindirimi ve besin maddelerinden yararlanmayı artıran bir enzim.
GALAKTOFORİTİS
Memenin süt kanallarının ve boşluklarının yangısı.
GALAKTOPOEZİS
Memede süt salgısının sürdürülmesi, laktopoezis.
GALAKTOZEMİ
Galaktoz metabolizmasındaki enzim eksiklikleri sonucu galaktozun glikoza metabolize edilememesi ve kanda galaktozun artmasıyla belirgin metabolizma bozukluğu.
GALAKTOLİPİT
Kloroplastların tilakoit zarlarındaki lipidin % 70 kadarını oluşturan diaçilgliserolün üçüncü karbonuna bağlı galaktoz taşıyan yüksüz bir lipit. Kloroplâstların tilâkoit zarlarındaki lipidin %70 kadarını oluşturan, diasilgliserolün üçüncü karbonuna bağlı galâktoz taşıyan yüksüz bir lipit.
Bu bölümde tanımı içerisinde GALA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANTEN
Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.
BÖCEKLER
Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat.
BALKIMAK
Parlamak, parıldamak. Şimşek çakmak. Organ, kesik kesik ağrımak, sancımak. Su halkalanmak, dalgalanmak.
AŞOZ
Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva.
ANGSTRÖM
Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi.
ÇIRPINMAK
Acı ile debelenmek. Ses çıkararak hafifçe dalgalanmak. Kaslar birdenbire kendiliğinden ve düzensiz bir biçimde kımıldamak, ihtilaç etmek. Çok istenilen bir şeyi gerçekleştirebilmek için aşırı derecede çaba harcamak. Ne yapacağını şaşırmış bir durumda üzülmek ve telaşlanmak.
ÇULLAMAK
Hayvana çul örtmek. Fırtınalı denizde dalgalar güverteye su atmak.
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
ÇALKANMAK
Çalkama işine konu olmak. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. Deniz, göl dalgalanmak. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak.
DALGAKIRAN
Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılmış olan uzun set.
DALGALANIŞ
Dalgalanma işi.
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
DALGALANDIRMAK
Dalgalı duruma getirmek, dalgalanmasını sağlamak.
ÇALKALANMAK
Çalkama işine konu olmak. Dalgalanmak.
ALAFRANGALAŞTIRMA
Alafrangalaştırmak işi.
ÇALKANTI
Deniz ve gölde dalgalanma. Coşku. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. Çalkanmış şey. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum.
ALAFRANGALAŞMA
Alafrangalaşmak durumu.
ÇIRPINTI
Çırpınma. Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu. Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması. Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon.
ANİME
Japon çizgi romanı mangaların televizyon, sinema vb. için filmleştirilmiş biçimi.