Kelimeler arşivi içinde; sonunda "fırça" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu fırça ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında fırça olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde fırça olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
FIRÇA
FIRÇA
Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılmış olan araç. Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası. Resim yapma sanatı ve biçimi. Paylama.
Bu bölümde tanımı içerisinde FIRÇA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALABROS
Fırça gibi dik kesilmiş (erkek saçı).
FIRÇACI
Fırça yapıp satan kimse. Sürekli fırça atan kimse.
RESİM
Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Tören. Fotoğraf. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Açık gösterge, kesin sonuç.
FIRÇALAMAK
Temizlemek veya parlatmak için fırça ile sürtmek. Bir kimseyi çok azarlamak, fırça çekmek. Sık ve bataklık ormandan geçmek.
MİZANPLİ
Islak saçın sarılıp sıcak hava yardımıyla kurutulmasından sonra fırça ve tarakla yapılmış olan tarama biçimi.
RİMEL
Kadınların kirpiklerini kıvırmak ve daha uzun göstermek için fırça ile sürdükleri yağlı sürme, maskara.
SÜPÜRMEK
Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek. Çıkarıp atmak, kovmak. Tüketmek, bitirmek.
FIRÇALI
Fırçası olan.
KEDİBASTI
Bütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde, fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme işi.
FIRÇALATMAK
Fırçalama işini yaptırmak.
FIRÇACILIK
Fırçacının yaptığı iş. Fırçacı olma durumu.
MİSVAK
Kuzey Afrika, İran ve Hindistan'da yetişen dikensiz küçük bir ağaç (Salvadora persica). Bu ağacın, ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılan çubuğu.
TOMAR
Dürülerek boru biçimi verilmiş deriler veya kâğıtlar. Topun içini silmekte kullanılan, ucu fırçalı çubuk.
FIRÇALAMA
Fırçalamak işi.
PALET
Ressamların boyaları üzerine dizerek fırça ile karıştırdıkları tahta veya porselen levha. Tankın veya bazı iş makinelerinin her türlü arazide yol almasını sağlayan iki yanındaki tekerleklerini içine alan metal şerit, tırtıl. Hızlı yüzmek için ayağa geçirilen araç. Sanayide çeşitli amaçlarla kullanılan yayvan ve geniş levha.
FIRÇALIK
Resim yapmada kullanılan fırçaların konulduğu süzgeçli kap.
TUŞ
Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı. Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi. Güreşte oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi. Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi.
FIRÇALANMAK
Fırça ile ovulmak, düzgünleştirilip parlatmak veya temizlenmek. Çok azarlanmak.
YALAMA
Yalamak işi. Fırça izleri belli etmeden yapılmış olan (resim). Üzeri düzleşmiş, dişleri aşınmış olan (vida, cıvata vb.). Sözünde durmayan (kimse).
YAZMA
Yazmak işi, tahrir. Kabakulak. Bohça, yemeni, başörtü, yorgan vb. şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile veya tahta kalıplarla desen yapılmış bez. Bu bezden yapılmış. Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap, yazma nüsha.