Kelimeler arşivi içinde; başında "fırça" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. fırça ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fırça ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fırça olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FIRÇADİLLİGİLLER
FIRÇALAYABİLMEK
FIRÇALAYABİLME
FIRÇALANMAK, FIRÇALATMAK
FIRÇACILIK, FIRÇALAMAK, FIRÇALANMA, FIRÇALATMA, FIRÇALAYIŞ
FIRÇALAMA
FIRÇALIK, FIRÇANAK
FIRÇACI, FIRÇALI
FIRÇA
FIRÇA
Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılmış olan araç. Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası. Resim yapma sanatı ve biçimi. Paylama.
FIRÇALIK
Resim yapmada kullanılan fırçaların konulduğu süzgeçli kap.
FIRÇALANMA
Fırçalanmak işi.
FIRÇALAMA
Fırçalamak işi.
FIRÇACILIK
Fırçacının yaptığı iş. Fırçacı olma durumu.
FIRÇALAYABİLME
Fırçalayabilmek işi.
FIRÇALATMAK
Fırçalama işini yaptırmak.
FIRÇALAMAK
Temizlemek veya parlatmak için fırça ile sürtmek. Bir kimseyi çok azarlamak, fırça çekmek. Sık ve bataklık ormandan geçmek.
FIRÇALAYIŞ
Fırçalama işi.
FIRÇALI
Fırçası olan.
FIRÇACI
Fırça yapıp satan kimse. Sürekli fırça atan kimse.
FIRÇALATMA
Fırçalatmak işi.
FIRÇANAK
Nal deliği.
FIRÇADİLLİGİLLER
(Trichoglossidae), Yeni Zelanda koca papağanı (Nestor notabilis) türleri iyi bilinir.
FIRÇALAYABİLMEK
Fırçalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
FIRÇALANMAK
Fırça ile ovulmak, düzgünleştirilip parlatmak veya temizlenmek. Çok azarlanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde FIRÇA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SÜPÜRMEK
Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek. Çıkarıp atmak, kovmak. Tüketmek, bitirmek.
MİSVAK
Kuzey Afrika, İran ve Hindistan'da yetişen dikensiz küçük bir ağaç (Salvadora persica). Bu ağacın, ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılan çubuğu.
ALABROS
Fırça gibi dik kesilmiş (erkek saçı).
KARAĞAN
Fırça gibi kullanılan sert tüylü bir bitki. Yapışkan ve kokulu yaprağı olan, bodur funda boyunda dikensiz bir bitki.
KARAHAN
Fırça gibi kullanılan sert tüylü bir bitki. Yaban karanfili. Tarihte bazı kavimlerde hanlara verilen san. Adana şehri, Aladağ ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Adana ilinde, Seyhan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Ağrı ilinde, Tutak ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzurum kenti, Kırık bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kars şehrinde, Akyaka ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Malatya ilinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Van ilinde, Muradiye ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KEDİBASTI
Bütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde, fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme işi.
FİRÇE
Fırça.
LOTTİNOPLASTİK
(Heykel) Bir çeşit kalıp alma tekniği. Kabartma üzerine hafif yağ sürülür. Üstüne kolalanmış kâğıtlar yayılır. Bir elbise fırçası ile kolalı kağıt, alttaki kabartma girinti ve çıkıntılarına iyice girinceye kadar sürtülür. Kâğıt kuruduktan sonra kabartmadan çıkarılır. İçine alçı dökümü yapılarak özgünün kopyası elde edilir.
RİMEL
Kadınların kirpiklerini kıvırmak ve daha uzun göstermek için fırça ile sürdükleri yağlı sürme, maskara.
YAZMA
Yazmak işi, tahrir. Kabakulak. Bohça, yemeni, başörtü, yorgan vb. şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile veya tahta kalıplarla desen yapılmış bez. Bu bezden yapılmış. Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap, yazma nüsha.
FIRÇI
Domuz kılı. Fırça. Fıçı. Çocukların kamıştan yaptıkları, suyu çekip fışkırtan bir oyuncak.
TUŞ
Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı. Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi. Güreşte oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi. Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi.
TOMAR
Dürülerek boru biçimi verilmiş deriler veya kâğıtlar. Topun içini silmekte kullanılan, ucu fırçalı çubuk.
PALET
Ressamların boyaları üzerine dizerek fırça ile karıştırdıkları tahta veya porselen levha. Tankın veya bazı iş makinelerinin her türlü arazide yol almasını sağlayan iki yanındaki tekerleklerini içine alan metal şerit, tırtıl. Hızlı yüzmek için ayağa geçirilen araç. Sanayide çeşitli amaçlarla kullanılan yayvan ve geniş levha.
FURÇA
Fırça.
MİKROVİLLÜS
Silindirik ya da kübik epitel hücrelerinin üst yüzeyinde emme yüzeyini genişletmek üzere oluşan, içinde aktin filâmentlerinden oluşmuş göbek proteinleri bulunan, böcek Malpighi tüpü hücreleri gibi bazı özel hücrelerde ise içinde mitokondrilerin de bulunduğu parmak şeklindeki katlanmalar. Böbrek hücrelerinde fırça kenar yapısını, bağırsak epitelinde çizgili kenar yapısını oluşturur. Silindirik veya kübik epitel hücrelerinin üst yüzeylerinde, emme yüzeyini genişletmek için hücrenin sitoplazmasından dışarı doğru yaptığı uzantılar. Bireysel epitel hücrelerinin zarlarının emilim ve salgı için yüzey alanını artırmaya yarayan, hücrenin boşluğa bakan serbest yüzeylerinde yer alan, ışık mikroskobunda fırçamsı ince bir katmanı oluşturan ve elektron mikroskobunda parmak benzeri uzantılardan oluşan sitoplazma çıkıntıları.
YALAMA
Yalamak işi. Fırça izleri belli etmeden yapılmış olan (resim). Üzeri düzleşmiş, dişleri aşınmış olan (vida, cıvata vb.). Sözünde durmayan (kimse).
DEVELE
Tabakhanede derileri kireçlemekte kullanılan aygıt. Yünü alınmış derileri yumuşatma, fırçası. (Uşak).
MİZANPLİ
Islak saçın sarılıp sıcak hava yardımıyla kurutulmasından sonra fırça ve tarakla yapılmış olan tarama biçimi.
RESİM
Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Tören. Fotoğraf. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Açık gösterge, kesin sonuç.