Kelimeler arşivi içinde; başında "fırlama" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. fırlama ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fırlama ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fırlama olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FIRLAMA
Fırlamak işi. Arsız, terbiyesiz çocuk. Piç.
FIRLAMAK
Hızla, birdenbire bulunduğu yerden çıkmak, ayrılmak. Fiyatı birdenbire yükselmek. Yerinden oynayıp ileriye doğru çıkıntı yapmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde FIRLAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FIR
Fırıl fırıl. Piç, fırlama.
ÇİVMAK
Atlamak, sıçramak, fırlamak.
BÜRTLEMEK
Su fışkırmak. Tahıllar toprak altından yüze çıkmak. Dışarı fırlamak, patlamak: Gözünü bürtledirim.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
BUYLU
Kağnı kıravatını biribirine bağlayan ağaç kuşak. Kızak döşeklerini biribirine bağlayan meşeden yapılmış kuşak, bağ. Araba, kağnı dingili. Sabanın kıvrık yerine konulan ve toprağı dağıtmaya yarayan çatal. Kağnı, araba tekerleğine çakılan tahta çivi. Araba oku ile boyunduruğunu birbirine bağlayan çivi. Tırpanda, kılıcı sıkıştırmak için çakılan ağaç çivi. Övenderenin ucundaki çivi. Kızağın önündeki tahta. (Yeşilköy Gelendost Isparta). Kağnı tekerlerinin dışarı fırlamamasını sağlayan ağaç çubuk. (İspir Erzurum). Sapanda, toprağa giren bulaklar arasındaki ağaç destek. (Dereköy Eşme Uşak).
ÇİVMEK
Atlamak, sıçramak, fırlamak. Gizlice bir şeyi almak. Birdenbire büyümek, uzamak.
PÖRTLEMEK
Göz, çeşitli sebeplerle açılmak, dışarıya doğru fırlamak. Meyve kabuğu yarılıp içi dışarıya doğru çıkmak.
OKLAMAK
Ok gibi fırlamak. Okla vurmak.
DİĞDİRMEK
Sıvı hızla fışkırmak. İşemek. Bir yerden, delikten uzağa fırlamak, fışkırmak (kan, su ve benzerleri sıvılar).
FAYMAK
Fırlamak, fırlatmak.
HOPLAMAK
Sevinçten, korkudan veya oyun için, bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak.
KALGIMAK
Sıçramak, fırlamak, şaha kalkmak. Öfkeyle kalkmak. Çapkınlık, serserilik yapmak.
SIFIRLAMA
Sıfırlamak işi.
ÇIĞMAK
Fırlamak, ansızın koşmak. Testi dışına su vermek. Terlemek, nemlenmek.
ÇIVMAK
Atlamak, sıçramak, zıplamak. Hızla giden bir şey bir yere çarpıp yön değiştirmek, sekmek, çavmak, sapmak, inhiraf etmek. Atlamak, sıçramak, fırlamak. Kaçmak. (hayvanlar). Hayvan yoldan çıkmak. Atılan mermi hedeften aşmak. Yıldız kaymak. Bir yere atılan taş düz olarak gitmek. Ağaç, filiz vermek. Sallanmak: İlkbaharda bahçelerde salıngaç yapıp çıvmak çok hoş olur. Dikine uzanmak.
ZIPLAMAK
Bir yere çarpıp yukarı fırlamak. Sevinçten veya oyun yapmak için bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak.
SALGI
Hücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde, ifraz. Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması.
FIŞKIRMA
Fışkırmak işi. Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması.
FIRLAYIŞ
Fırlama işi.
YEKİNMEK
Davranmak, olduğu yerden fırlamak, ayağa kalkmak, kalkmak için hareket etmek, kımıldamak. Gereğinden fazla gayret sarf etmek.