Kelimeler arşivi içinde; başında "fincan" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. fincan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fincan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fincan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FİNCANBURNU
FİNCANAĞZI, FİNCANDİBİ
FİNCANLIK
FİNCANCI
FİNCAN
FİNCAN
Çay, kahve vb. sıcak şeyler içmekte kullanılan, genel olarak kulplu, porselen veya camdan yapılmış küçük kap. Elektrik tellerinin eklem noktalarına konulan porselenden yapılmış yalıtkan araç.
FİNCANLIK
Miktarı herhangi bir fincan kadar olan. Herhangi bir sayıda fincan alabilecek genişlikte olan.
FİNCANBURNU
Kütahya şehri, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
FİNCANCI
Porselen veya cam eşya satan kimse.
FİNCANDİBİ
Arazi koşulları nedeniyle inilmesi zor olan, çukurda kalan havaalanı.
FİNCANAĞZI
Bir çorap motifi. (Yenikent Aksaray Niğde).
Bu bölümde tanımı içerisinde FİNCAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HÜPLEME
Yudum: Bir fincan kahveyi kaç hüplemede içebilirsin.
MAKARON
Fransız kurabiyesi de denir. Ülkemizde divan pastanesi ile özdeşleşmiş bir yiyecektir. Bir fincan çay veya kahve yanında iyi gittiği öne sürülür. Küçük küçük renkli ve yuvarlak yiyecekler olduğu için, özellikle hediye olarak götürülebilecek sevimli yiyecek. Değişik renkleri ve aromaları oluşu, onu acıbadem kurabiyesinden farklı yapmaya yeter.
FILCAN
Fincan.
ZARF
Kap, kılıf, sarma. İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap. Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç. İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese.
KALİSİVİRÜSLER
Domuz veziküler eksantemi, kedi kalisivirüs enfeksiyonu ve tavşan hemorajik hastalıkları virüsleri gibi fincan biçiminde bir morfolojiye sahip, pozitif anlamlı ve tek iplikli yapıda RNA genomu bulunduran, 30-40 nm büyüklükte ve zarfsız virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Caliciviridae.
YUMURTALIK
Canlılarda dişi üreme hücrelerini veren organ, mebiz. Buzdolabında yumurta koymaya ayrılmış özel bölüm. Adana iline bağlı ilçelerden biri. Pişmiş yumurtayı içine dik olarak koymaya yarayan, fincana benzer kap.
HAPTIRMAK
Baş aşağı kapatmak: Benim fincanı haptırıver.
VAYVAY
Kulpsuz iri fincan. Şubat ayı içindeki don süresi. Ankara kenti, Şereflikoçhisar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
TEPSİ
Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap. İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap. Bir kabın alabileceği miktarda olan. Bu kap biçiminde olan.
KULP
Kazan, tencere, fincan, dolap, altın vb.nin tutulacak yeri. Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. Uydurma sebep, bahane.
DÜRÜ
Dürülmüş şey. Armağan, hediye. Çeyiz. Düğüne çağrılanlara düğün sahibi tarafından verilen armağan. Bel denilen tarım aracı. Hediye. Düğün hediyesi. Gelinlerin damat ve akrabalarına, damatların da gelin ve akrabalarına verdikleri hediyeler. Gelinin çeyizi. Düğüne davet edilenlere düğün sahibi ve gelin tarafından verilen hediyeler. Evlenecek kızın işlenmek ve dikilmek üzere arkadaşlarına verdiği parçalar. Düğüne çağrılacaklara kumaş, koyun, koç, çevre göndererek yapılan çağrı. Gelin edilecek kız için istenilen mendil, fincan ve benzerleri şeyler. Çamaşır. 1. Gelin olacak kızın elbiselerinin kesilip biçilme günü. 1. Düğüne çağrılan kimseler. Çapa şeklinde çatal bel. Paket. Tırpanla ekin biçen adamın bir gidişte biçtiği yer. Kız evinden erkek evine gönderilen armağan. Gelinin damadın yakınları için getirdiği hediyelik çeyiz. 1.Düğünlerde okuntu (davetiye) ile birlikte gönderilen fanila, havlu ve benzerleri hediyeler. Gelin tarafının erkek tarafına verdiği hediye.
KALİKS
Çiçekli bitkilerde çanak yaprakların hepsine birden verilen ad. Mercanlarda, kalsiyum karbonat yapıda olan, kase biçimindeki dış iskelet. Kese, fincan, çanak, kupa. Çok papillalı böbreklerde idrarın toplanıp pelvis renalise geçtiği kese biçimindeki oluşum.
VOLVA
Şapkalı mantarlarda, mantarın saplarının dip kısmını saran fincan şeklindeki yapı.
İSTİKEN
Çay bardağı, fincan: Bir istiken çay ver.
APOTESYUM
Mantarlardan Discomycetes' de görülen fincan şeklinde olan ve himenyumu dışarıda kalan askokarp.
HÖCENE
Köy evlerinde ocakların yanında bulunan, çay bardaklarını, kahve fincanlarını koymaya yarayan küçük raflar.
ÇIĞŞAK
Karışıklık. Küçük taneli dolu, kar serpintisi. Taşlı arazi. Kırık, parça parça. Düğünlerde oynanan fincan oyunu sonunda, kazanan tarafın kaybeden tarafa söylediği deyiş, mâni.
BAHA
Şaşma, korku, pişmanlık, beğenmeme, öfke, acıma bildirir ünlem. Tepsi, fincan tepsisi. Şaşma bildirir ünlem. Ar. Güzellik, zariflik. Ar. Parıltı. Far. Kıymet, değer, paha.
FİLCAN
Fincan. Fulya.
TELVE
Fincanın dibine çöken kahve tortusu.