Kelimeler arşivi içinde; başında "fele" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. fele ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fele ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fele olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FELEMENKÇE, FELEMENKLİ
FELERCİKA, FELEKİYAT, FELELEMİN
FELENIMA, FELEMENK, FELEMİDİ, FELENBUR
FELEFEŞ, FELESEK, FELENSE, FELEMMA, FELEMİT, FELEKET
FELENK, FELEKE, FELEYH
FELEN, FELEK
FELE
FELE
Arkaya yatık kısa boynuz.
FELERCİKA
Masura sarmaya yarayan araç.
FELEKİYAT
Gök bilimi.
FELENIMA
Orospu.
FELESEK
Duvar arasındaki hatıla çakılan dilme parçası.
FELEKET
Arapça kökenli felâket: felaket; korkunç.
FELEMENKÇE
Felemenk dili. Bu dille yazılmış olan.
FELEMENK
Bugünkü Hollanda, Belçika ve Kuzeydoğu Fransa'ya eskiden verilen ad.
FELEFEŞ
Önemsenmeyen iş.
FELENBUR
Ihlamur.
FELEMİT
Sandık ya da dikiş makineleri içindeki küçük göz, çekmece.
FELEMENKLİ
Felemenk halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
FELENSE
İplikten dokunmuş bir çeşit kilim.
FELEMİDİ
Sandık ya da dikiş makineleri içindeki küçük göz, çekmece.
FELEMMA
Çok politik kişi. Orospu; kavgacı, huysuz, hafifmeşrep kadın.
FELELEMİN
Buğday.
Bu bölümde tanımı içerisinde FELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TELEMETRİ
Uzaklık ölçümü. Ölçü değerlerinin veya verilerin haberleşme araçları yardımıyla uzak mesafelere otomatik olarak aktarılması.
KADİFELEŞME
Kadifeleşmek işi.
KADİFELEŞTİRME
Kadifeleştirmek işi.
BACAKLI
Bacağı olan. Felemenk altını. Bacakları uzun olan, uzun boylu.
ÇARKIFELEKGİLLER
Ayrı çanak yapraklı iki çeneklilerden, örneği çarkıfelek olan bir bitki familyası.
EFELEŞME
Efeleşmek işi.
KEFELEME
Kefelemek işi.
EFELENME
Efelenmek işi.
İMAM
Cemaate namaz kıldıran kimse. Hz. Muhammed'den sonra onun vekilliği görevini üzerine alan halifelere verilen unvan. Bazı küçük İslam devletlerinde devlet başkanı. En önde bulunan kimse, önder. Müslümanlıkta mezhep kuran kimse.
TAVZİF
Vazifelendirme, görevlendirme, iş verme.
RUH
Dinlerin ve dinci felsefelerin insanda vücuttan ayrı bir varlık olarak kabul ettiği öz, tin, can kuşu. Esans. En önemli nokta, öz. Duygu. Bedeni etkin kılan canlılık ilkesi, bedenin hayat gücü.
LABADA
Karabuğdaygillerden, dere kıyılarında, sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen, çok yıllık ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, efelek (Rumex patientia).
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ÇARKIFELEK
Yakıldığında dönerek kıvılcım saçan donanma fişeği. Çarkıfelekgillerden, güzel, büyük, parlak kırmızı çiçekleri olan, duvar kenarlarına ve kameriyeler çevresine ekilen tırmanıcı bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği, saat çiçeği (Passiflora caerulea). Talih, kader. Bir tür talih oyunu.
GÖREVLENDİRMEK
Birine bir görev vermek, vazifelendirmek, tavzif etmek.
VAZİFELENDİRME
Vazifelendirmek işi.
VAZİFELENDİRİLME
Vazifelendirilmek işi.
ŞANS
Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç, baht, talih, felek. Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum. Bir olayın olabilirliği.
KADİFELEŞTİRMEK
Kadifeleşmesine yol açmak.
EFELENİŞ
Efelenme işi.