Sonu FAR ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "far" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. Sonu far ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında far olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde far olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ABDÜLGAFFAR, KTENOFORFAR

8 harfli kelimeler

İSTİĞFAR

7 harfli kelimeler

KODAFAR

6 harfli kelimeler

ZULFAR, LOSFAR, ŞALFAR, KULFAR, FANFAR, İLİFAR, TALFAR, FARFAR, KÜFFAR, GAFFAR

5 harfli kelimeler

TOFAR, TUFAR, ULFAR, KAFAR, SAFAR, LİFAR, İLFAR, GOFAR, DEFAR

4 harfli kelimeler

AFAR

3 harfli kelimeler

FAR

Bazı kelimelerin anlamları

FAR

Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği. Kadınların süs için göz kapaklarına sürdükleri çeşitli renkte boya, düzgün.

KODAFAR

Kağnıdaki çatal ağacın ucuna çalıkan ağaç. (Alçılı Delice Ankara).

KTENOFORFAR

(Ctenophora), Çokgözeli hayvanlardan söientereler (Coelenterata) bölümüne giren küçük bir filum.Hem iki-yanlı, hem ışınsal bakışımlı olan azçok elips biçiminde, saydam, denizlerde yaşayan ve çok yaygın olan güzel hayvanlardır. Meridyonal dizilmiş 8 tane, tarak biçimindeki safihalar araciyle hareket ederler. Erdişidirler. Venüs kemeri (Cestum veneris), hıyar medüzü (Beroe ovata) iyi bilinen türleridir.

TOFAR

Yaşıt.

ZULFAR

Susam.

İLİFAR

Zambak.

KÜFFAR

Müslüman olmayanlar, kâfirler.

FANFAR

Bakır üflemeli çalgılardan oluşan orkestra. Bu orkestranın çaldığı tartımlı ve canlı parça.

GAFFAR

Kullarının günahlarını affeden, bağışlayan (Tanrı).

ABDÜLGAFFAR

Kullarının günahlarını bağışlayan Tanrı'nın kulu.

FARFAR

Gazyağı bulunan şişenin ağzına bezden fitil takılarak yapılan bir çeşit aydınlanma aracı. İçine gaz koyularak aydınlatma amacıyla kullanılan şişe.

KULFAR

Mor zambak.

İSTİĞFAR

Tanrı'dan suçlarının bağışlanmasını dileme. Tövbe etme.

ŞALFAR

Şalvar.

TALFAR

Bağ ve bostanlarda, çalı çırpıdan yapılmış üstü kapalı bir çeşit çardak, bağ evi ya da bostan kulübesi. Dallardan yapılıp üstü otla kapatılmış çardak.

LOSFAR

Uyuşuk, tembel.

  -   -   -  

Anlamında FAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYIRTI

Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark, çalar, nüans.

AYRIMLAŞMAK

Ayrımlı duruma gelmek, farklılaşmak.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

AYIRMAÇ

Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum veya öge, farika.

AVERAJ

Ortalama. Sayı farkı.

AŞK

Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.

AYMAZ

Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.

AYIRMAK

Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

ASİMİLASYON

Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.

AYRIMLAŞMA

Ayrımlaşmak işi, farklılaşma. Hücrelerin veya canlı organizmaların işlevlerine veya yaşayış türlerine ilişkin yapısal nitelik kazanması, farklılaşma. Bir iç kayanın katılaşması sürecinde yer ve zamana göre ayrımların ortaya çıkması, farklılaşma.

AYMAZLIK

Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.

ACEMCE

Farsça. Bu dille yazılmış olan.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AYRIMLI

Ayrımı olan, aralarında ayrım bulunan, değişik, farklı.

ALTERNATİF

Seçenek. Karşı. Dalgalı. Değişik, farklı. Almaşık.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ALAMETİFARİKALI

Alametifarikası olan.

AYRIM

Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.

ALABALIK

Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli bir tatlı su balığı, ala (Trutta faris).

ACELECİ

Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.