Kelimeler arşivi içinde; başında "far" olan, toplam 134 adet kelime bulunmaktadır. far ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu far ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde far olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FARENGOPARALİZİS, FARİNGOBRANKİYAL, FARİNGOBRANŞİYAL
FARENGOSTENOSİS, FARKLILAŞTIRMAK
FARKLILAŞTIRMA, FARMAKODİNAMİK, FARMAKOGENETİK, FARMAKOKİNETİK
FARENGOTERAPİ, FARKSIZLAŞMAK, FARMAKODİNAMİ, FARMAKOTERAPİ
FARENGEKTOMİ, FARENGOPLEJİ, FARENGOSKOPİ, FARENGOSPAZM, FARENGOSTOMİ, FARFARACILIK, FARKLILAŞMAK, FARKSIZLAŞMA, FARMAKOGNOZİ, FARMAKOLOJİK
FARAŞDERESİ, FARÇALANMAK, FAREKUYRUĞU, FARENGİSMUS, FARENGOPATİ, FARENGORAJİ, FARENGOSKOP, FARKINDALIK, FARKLILAŞMA, FARMAKOLOJİ, FARMASONLUK, FARTFÜRTECİ
FAREKULAĞI, FARFARALIK, FARIÇLAMAK, FARILDAMAK, FARİNGİYAL, FARKSIZLIK, FARMAKOFOR, FARMAKOLOG, FARMASÖTİK, FARNOKİNON, FARTFURTÇU, FARZIMUHAL
FARFARACI, FARFATARA, FARKLILIK, FARKSIZCA, FARLATMAK, FARMAKOPE
FARAŞKÖY, FARAZİYE, FARBASIZ, FAREDİŞİ, FARENJİT, FARISICA, FARITMAK, FARKLICA, FARLAMAG, FARLAMAK, FARLATMA, FARMASON, FARRADAK, FARZIYSA
FARADAN, FARADAY, FARAGÖZ, FARALAK, FARAŞLI, FARBALA, FARBALI, FARENKS, FARFARA, FARFARI, FARIMAG, FARIMAH, FARIMAK, FARİMEK, FARİNKS, FARKSIZ, FARMANA, FARMANE
FARABİ, FARAZA, FARAZİ, FARFAR, FARHLI, FARHUT, FARIMA, FARİKA, FARİSE, FARİSİ, FARİZA, FARKIT, FARKLI, FARMAÇ, FARMAŞ, FARSAH, FARSAK, FARSÇA, FARŞAK, FARTAL
FARAÇ, FARAD, FARAŞ, FARBA, FARDA, FAREC, FARIÇ, FARIK, FARİÇ, FARİĞ, FARİK, FARİL, FARİS, FARİŞ, FARMA, FARSİ, FARŞA, FARŞİ, FARTA, FARTİ, FARUK
FARA, FARÇ, FARE, FARK, FARS, FARŞ, FARZ
FAR
FAR
Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği. Kadınların süs için göz kapaklarına sürdükleri çeşitli renkte boya, düzgün.
FARENGEKTOMİ
Yutağın çıkarılması.
FARMAKODİNAMİ
İlaçların organizma üzerindeki etkisini inceleyen ilaç bilimi dalı.
FARKSIZLAŞMAK
Farksız duruma gelmek.
FARKLILAŞTIRMA
Farklılaştırmak işi.
FARENGOPARALİZİS
Yutak felci.
FARMAKOTERAPİ
Hastalıkların ilaçla tedavisi, uygulamalı farmakoloji.
FARKLILAŞTIRMAK
Farklı duruma getirmek.
FARENGOSTENOSİS
Yutak daralması.
FARİNGOBRANKİYAL
Yutak ve solungaca ait. 2.Bazı balıklarda solungaç yaylarını oluşturan kemiklerden en dorsalde olanı. Yutak-solungaca ait. Bazı balıklarda solungaç yaylarını oluşturan kemiklerden en üstte olanı, faringobranşiyal.
FARMAKOKİNETİK
İlaçların vücuttaki emilim, dağılım, etki ve atılım mekanizmalarının incelenmesi. İlaçların vücuda alınmasından sonra emilimi, dağılımı, biyotransformasyonu ve atılımı olaylarını kantitatif olarak zaman boyutları içinde inceleyen bilim dalı.
FARENGOTERAPİ
Yutak hastalıklarını tedavi etme.
FARMAKOGENETİK
İlaç etkinliği ve kinetiğinin etnik gruplar arası farkını inceleyen bilim dalı.
FARENGOPLEJİ
Yutak felci.
FARİNGOBRANŞİYAL
Faringobrankiyal.
FARMAKODİNAMİK
Farmakodinami ile ilgili.
Bu bölümde tanımı içerisinde FAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
AYRIMLAŞMA
Ayrımlaşmak işi, farklılaşma. Hücrelerin veya canlı organizmaların işlevlerine veya yaşayış türlerine ilişkin yapısal nitelik kazanması, farklılaşma. Bir iç kayanın katılaşması sürecinde yer ve zamana göre ayrımların ortaya çıkması, farklılaşma.
AYRIMLAŞMAK
Ayrımlı duruma gelmek, farklılaşmak.
AYIRMAÇ
Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum veya öge, farika.
ALTERNATİF
Seçenek. Karşı. Dalgalı. Değişik, farklı. Almaşık.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
AVERAJ
Ortalama. Sayı farkı.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
AYMAZ
Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.
ALAMETİFARİKALI
Alametifarikası olan.
AYRIM
Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ALABALIK
Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli bir tatlı su balığı, ala (Trutta faris).
AYRIMLI
Ayrımı olan, aralarında ayrım bulunan, değişik, farklı.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
ACEMCE
Farsça. Bu dille yazılmış olan.
AYIRTI
Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark, çalar, nüans.