FAR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "far" olan, toplam 134 adet kelime bulunmaktadır. far ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu far ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde far olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

FARENGOPARALİZİS, FARİNGOBRANKİYAL, FARİNGOBRANŞİYAL

15 harfli kelimeler

FARENGOSTENOSİS, FARKLILAŞTIRMAK

14 harfli kelimeler

FARKLILAŞTIRMA, FARMAKODİNAMİK, FARMAKOGENETİK, FARMAKOKİNETİK

13 harfli kelimeler

FARENGOTERAPİ, FARKSIZLAŞMAK, FARMAKODİNAMİ, FARMAKOTERAPİ

12 harfli kelimeler

FARENGEKTOMİ, FARENGOPLEJİ, FARENGOSKOPİ, FARENGOSPAZM, FARENGOSTOMİ, FARFARACILIK, FARKLILAŞMAK, FARKSIZLAŞMA, FARMAKOGNOZİ, FARMAKOLOJİK

11 harfli kelimeler

FARAŞDERESİ, FARÇALANMAK, FAREKUYRUĞU, FARENGİSMUS, FARENGOPATİ, FARENGORAJİ, FARENGOSKOP, FARKINDALIK, FARKLILAŞMA, FARMAKOLOJİ, FARMASONLUK, FARTFÜRTECİ

10 harfli kelimeler

FAREKULAĞI, FARFARALIK, FARIÇLAMAK, FARILDAMAK, FARİNGİYAL, FARKSIZLIK, FARMAKOFOR, FARMAKOLOG, FARMASÖTİK, FARNOKİNON, FARTFURTÇU, FARZIMUHAL

9 harfli kelimeler

FARFARACI, FARFATARA, FARKLILIK, FARKSIZCA, FARLATMAK, FARMAKOPE

8 harfli kelimeler

FARAŞKÖY, FARAZİYE, FARBASIZ, FAREDİŞİ, FARENJİT, FARISICA, FARITMAK, FARKLICA, FARLAMAG, FARLAMAK, FARLATMA, FARMASON, FARRADAK, FARZIYSA

7 harfli kelimeler

FARADAN, FARADAY, FARAGÖZ, FARALAK, FARAŞLI, FARBALA, FARBALI, FARENKS, FARFARA, FARFARI, FARIMAG, FARIMAH, FARIMAK, FARİMEK, FARİNKS, FARKSIZ, FARMANA, FARMANE

6 harfli kelimeler

FARABİ, FARAZA, FARAZİ, FARFAR, FARHLI, FARHUT, FARIMA, FARİKA, FARİSE, FARİSİ, FARİZA, FARKIT, FARKLI, FARMAÇ, FARMAŞ, FARSAH, FARSAK, FARSÇA, FARŞAK, FARTAL

5 harfli kelimeler

FARAÇ, FARAD, FARAŞ, FARBA, FARDA, FAREC, FARIÇ, FARIK, FARİÇ, FARİĞ, FARİK, FARİL, FARİS, FARİŞ, FARMA, FARSİ, FARŞA, FARŞİ, FARTA, FARTİ, FARUK

4 harfli kelimeler

FARA, FARÇ, FARE, FARK, FARS, FARŞ, FARZ

3 harfli kelimeler

FAR

Bazı kelimelerin anlamları

FAR

Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği. Kadınların süs için göz kapaklarına sürdükleri çeşitli renkte boya, düzgün.

FARENGEKTOMİ

Yutağın çıkarılması.

FARMAKODİNAMİ

İlaçların organizma üzerindeki etkisini inceleyen ilaç bilimi dalı.

FARKSIZLAŞMAK

Farksız duruma gelmek.

FARKLILAŞTIRMA

Farklılaştırmak işi.

FARENGOPARALİZİS

Yutak felci.

FARMAKOTERAPİ

Hastalıkların ilaçla tedavisi, uygulamalı farmakoloji.

FARKLILAŞTIRMAK

Farklı duruma getirmek.

FARENGOSTENOSİS

Yutak daralması.

FARİNGOBRANKİYAL

Yutak ve solungaca ait. 2.Bazı balıklarda solungaç yaylarını oluşturan kemiklerden en dorsalde olanı. Yutak-solungaca ait. Bazı balıklarda solungaç yaylarını oluşturan kemiklerden en üstte olanı, faringobranşiyal.

FARMAKOKİNETİK

İlaçların vücuttaki emilim, dağılım, etki ve atılım mekanizmalarının incelenmesi. İlaçların vücuda alınmasından sonra emilimi, dağılımı, biyotransformasyonu ve atılımı olaylarını kantitatif olarak zaman boyutları içinde inceleyen bilim dalı.

FARENGOTERAPİ

Yutak hastalıklarını tedavi etme.

FARMAKOGENETİK

İlaç etkinliği ve kinetiğinin etnik gruplar arası farkını inceleyen bilim dalı.

FARENGOPLEJİ

Yutak felci.

FARİNGOBRANŞİYAL

Faringobrankiyal.

FARMAKODİNAMİK

Farmakodinami ile ilgili.

  -   -   -  

Anlamında FAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AYMAZLIK

Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.

AYIRMAK

Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

AYRIMLAŞMA

Ayrımlaşmak işi, farklılaşma. Hücrelerin veya canlı organizmaların işlevlerine veya yaşayış türlerine ilişkin yapısal nitelik kazanması, farklılaşma. Bir iç kayanın katılaşması sürecinde yer ve zamana göre ayrımların ortaya çıkması, farklılaşma.

AYRIMLAŞMAK

Ayrımlı duruma gelmek, farklılaşmak.

AYIRMAÇ

Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum veya öge, farika.

ALTERNATİF

Seçenek. Karşı. Dalgalı. Değişik, farklı. Almaşık.

ASİMİLASYON

Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.

AVERAJ

Ortalama. Sayı farkı.

ACELECİ

Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.

AYMAZ

Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.

ALAMETİFARİKALI

Alametifarikası olan.

AYRIM

Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ALABALIK

Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli bir tatlı su balığı, ala (Trutta faris).

AYRIMLI

Ayrımı olan, aralarında ayrım bulunan, değişik, farklı.

AŞK

Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.

ACEMCE

Farsça. Bu dille yazılmış olan.

AYIRTI

Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark, çalar, nüans.