Kelimeler arşivi içinde; sonunda "fala" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu fala ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında fala olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde fala olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
FALA
Tavuğun belirli bir yerde yumurtlaması için taş ya da başka maddeden yumurta gibi yapılmış cisim, fol. Falan.
AFALA
Aptal, sersem, şaşkın. 100-200 kilo ağırlığında yunus balığı.
ORFALA
Hizmetçi.
KANFALA
Sığırlara dadanan bir sinek.
Bu bölümde tanımı içerisinde FALA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GEVREK
Kolayca kırılıp ufalanan. Ağzın içinde kolayca parçalanıp dağılacak biçimde hazırlanmış bir çörek türü. Şen, neşeli (gülüş).
GÜMÜŞÇÜN
Püskül kuyruklulardan, eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, vücutları küçük pullarla örtülü, kanatsız böcek (Lepisma saccharina).
BARATARYA
Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre veya sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar.
FALCI
Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse.
HAVAN
İçinde bir şey dövüp ufalamaya yarayan, tahta, taş, maden veya plastikten yapılmış olan kap. Tütün kıyma makinesi. Havan topu.
DAĞILMAK
Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Birliği, beraberliği bozulmak.
FALANCA
Falan. Falan kimse.
FALAKALI
Falakası olan.
KONKASÖR
Yapıcılıkta yol, yapı vb. yapımında kullanılacak çakıl veya taşları elde etmek için, büyük kayaları kırıp ufalamaya yarayan makine, kırma makinesi.
FALAKACI
Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli.
DANADİLİ
Sayfaların dar olan üst kenarından birleştirilmiş bir cönk türü.
EVRAK
Resmî kurumlarda işlem gören belgeler. Kâğıt yaprakları, kitap sayfaları. Yazılmış kitaplar, mektuplar ya da yazılar.
FİLAN
Falan.
ÇORBACI
Çorba pişirip satan kimse. Tayfaların gemi sahibine verdikleri ad. Taşrada halkın Hristiyan ileri gelenlerine verdiği unvan. Yeniçerilerde bir birlik komutanı.
FALAKASIZ
Falakası olmayan.
FALNAME
Fala bakmanın inceliklerini ve yorumlama özelliklerini anlatan kitap.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
FALANJİST
İspanya'da falanj üyesi.
DİZGİ
Basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme, tertip.
KUM
Silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler. Vücuttaki bezlerin, özellikle böbreğin ürettiği ince ve katı tanecikler. Armut, ayva vb. meyvelerin etli bölümlerindeki sert tanecikler.