Kelimeler arşivi içinde; başında "fala" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. fala ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fala ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fala olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FALAKAÇARIĞI, FALANGEKTOMİ
FALAKLANMAK
FALANJİST, FALAKASIZ, FALANINCI
FALAKACI, FALAKALI, FALAMBIR
FALAGGA, FALANKS, FALAKAN, FALANCA
FALAKU, FALANJ, FALAKA
FALAN, FALAK, FALAZ
FALA
FALA
Tavuğun belirli bir yerde yumurtlaması için taş ya da başka maddeden yumurta gibi yapılmış cisim, fol. Falan.
FALAKACI
Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli.
FALAKAÇARIĞI
Falakayı tutan demir. (Bor Niğde).
FALAKLANMAK
Yeni yetişen bir bitki olgunlaşmak, filizlenmek: Bizim baklalar dolu yağmasaydı iyice falaklanmıştı. Fındık, ceviz ve benzerleri olgunlaşınca kabuğundan kolayca ayrılmak. Aptal aptal, alık alık bakınmak.
FALANJ
Eski Yunanlarda, özellikle Makedonya yayalarının çekirdeğini oluşturan mızraklı alay. Bazı ülkelerde yarı askerî, siyasi kuruluş.
FALAKU
Süpürge yapılırken bağlamayı kolaylaştıran sıkıştırma aracı.
FALAKAN
Kuvvetli esen rüzgâr, fırtına.
FALANJİST
İspanya'da falanj üyesi.
FALANKS
Parmak kemiği.
FALANCA
Falan. Falan kimse.
FALANINCI
Söylenmesi gerekli görülmeyen sıra sayısı yerine kullanılan bir söz, filanıncı.
FALAKALI
Falakası olan.
FALAGGA
Arapça kökenli falaka < Rum. phalangas: falaka.
FALAKASIZ
Falakası olmayan.
FALANGEKTOMİ
Parmak ampütasyonu.
FALAMBIR
Küçük kutu.
Bu bölümde tanımı içerisinde FALA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİZGİ
Basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme, tertip.
KUM
Silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler. Vücuttaki bezlerin, özellikle böbreğin ürettiği ince ve katı tanecikler. Armut, ayva vb. meyvelerin etli bölümlerindeki sert tanecikler.
REMİLCİ
Kumla fala bakan kimse.
LOSTROMO
Ticaret gemilerinde tayfaların başı.
FİLAN
Falan.
HAVAN
İçinde bir şey dövüp ufalamaya yarayan, tahta, taş, maden veya plastikten yapılmış olan kap. Tütün kıyma makinesi. Havan topu.
SAMAN
Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan, hayvanlara yedirilen ufalanmış sapları.
DANADİLİ
Sayfaların dar olan üst kenarından birleştirilmiş bir cönk türü.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
MİZANPAJ
Sayfalama.
GÜMÜŞÇÜN
Püskül kuyruklulardan, eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, vücutları küçük pullarla örtülü, kanatsız böcek (Lepisma saccharina).
FALNAME
Fala bakmanın inceliklerini ve yorumlama özelliklerini anlatan kitap.
EVRAK
Resmî kurumlarda işlem gören belgeler. Kâğıt yaprakları, kitap sayfaları. Yazılmış kitaplar, mektuplar ya da yazılar.
ÇORBACI
Çorba pişirip satan kimse. Tayfaların gemi sahibine verdikleri ad. Taşrada halkın Hristiyan ileri gelenlerine verdiği unvan. Yeniçerilerde bir birlik komutanı.
REMİL
Kumda birtakım çizgiler çizerek fala bakma. Bu biçimde bakılan fal.
BARATARYA
Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre veya sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar.
GEVREK
Kolayca kırılıp ufalanan. Ağzın içinde kolayca parçalanıp dağılacak biçimde hazırlanmış bir çörek türü. Şen, neşeli (gülüş).
DAĞILMAK
Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Birliği, beraberliği bozulmak.
KONKASÖR
Yapıcılıkta yol, yapı vb. yapımında kullanılacak çakıl veya taşları elde etmek için, büyük kayaları kırıp ufalamaya yarayan makine, kırma makinesi.
FALCI
Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse.