Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eşki" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eşki ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında eşki olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eşki olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TIRTLIEŞKİ
BAREŞKİ
KEŞKİ, TEŞKİ
EŞKİ
EŞKİ
Kuzukulağı. Ekşi. Erik ezmesi. Keçi. Üzgün, kırgın.
TEŞKİ
Keşki.
KEŞKİ
Keşke.
BAREŞKİ
Kalleş, dönek: Bareşkilik yapma kızım.
TIRTLIEŞKİ
Bir çeşit limon.
Bu bölümde tanımı içerisinde EŞKİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KOMİSER
Güvenlik teşkilatının meslek aşamaları içinde yer alan, il, ilçe veya bucaklarda bulundukları yerin emniyet ve asayişine ait işleri yöneten, üniformalı veya sivil memur. Hükûmet komiseri. Saha komiseri.
LİNK
Atın eşkin yürüyüşü. İlişim.
FİLİZ
Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.
OCAK
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.
KAPICI
Otel, apartman vb. büyük yapılarda bekçilik, temizlik, alışveriş gibi işlerle görevli kimse. Osmanlı devlet teşkilatında saray kapılarını bekleyen görevli sınıfı.
ÖRGÜTLEME
Örgütlemek işi, teşkil, teşkilatlandırma.
ÖRGÜTÇÜLÜK
Örgüt kurma işi, teşkilatçılık.
ÖRGÜTLENDİRİLMEK
Örgütlendirme işi yapılmak, teşkilatlandırılmak.
ÖRGÜT
Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat. Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü.
ÖRGÜTLENDİRİLME
Örgütlendirilmek işi, teşkilatlandırılma.
FRAKSİYON
Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup, bölüntü, bölüngü. Hizip.
FÜTÜVVET
Dinî ve mesleki birlik, esnaf teşkilatı.
ÇAVUŞ
Bir işin veya işçilerin başında bulunan ve onları yöneten sorumlu kimse. Osmanlı ordusunda üst komutanların buyruklarını ast komutanlara ulaştıran görevli. Askerî okullarda sınıf başkanı. Osmanlı Devleti teşkilatında çeşitli hizmetler yapan görevli. Onbaşıdan sonra gelen ve görevi manga komutanlığı olan erbaş.
ÖRGÜTLEMEK
İnsanları veya işleri örgütlü duruma getirmek, teşkilatlandırmak. Herhangi bir amacı gerçekleştirmek için insanları bir araya getirmek, organize etmek.
OLUŞUM
Oluşma işi, teşekkül, teşkil. Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci.
ÖRGÜTÇÜ
Örgütleme işleriyle uğraşan kimse, teşkilatçı. Örgütleme işlerinde yetenekli kimse, teşkilatçı.
HİZİP
Bölük, kısım. Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup, fraksiyon, klik. Kur'an-ı Kerim'in her cüzünün beş sayfalık bölümü.
KEŞKE
Dilek anlatan cümlelerin başına getirilerek "ne olurdu" anlamında özlem veya pişmanlık bildiren bir söz, bari, keşki.
HAHAMBAŞILIK
Hahambaşının görevi. Hahambaşına yardımcı olan teşkilat.
ORGANİZASYON
Düzenleme. Düzenli bir grubun üyelerinin tamamı. Kuruluş, kurum, teşkilat. Devlet, idare, toplum vb.nin düzenleniş biçimi.