Kelimeler arşivi içinde; başında "eşit" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. eşit ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu eşit ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eşit olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EŞİTLEYEBİLMEK
EŞİTLEYEBİLME, EŞİTLEŞTİRMEK
EŞİTLEŞTİRME
EŞİTTURMEK, EŞİTSİZLİK, EŞİTLEŞMEK, EŞİTLENMEK
EŞİTLEŞME, EŞİTLENME, EŞİTLEMEK, EŞİTÇİLİK
EŞİTLEME
EŞİTLİK, EŞİTMEK, EŞİTSİZ
EŞİTÇİ
EŞİT
EŞİT
Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan (iki veya daha çok şey), müsavi. Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan (kimse).
EŞİTLEMEK
Eşit duruma getirmek.
EŞİTLEŞMEK
Eşit duruma gelmek.
EŞİTTURMEK
Duyurmak, sesini duyurmayı başarmak.
EŞİTLENMEK
Birbiriyle eşit duruma gelmek.
EŞİTLEYEBİLME
Eşitleyebilmek işi.
EŞİTLENME
Eşitlenmek işi.
EŞİTSİZLİK
İki veya daha çok şeyin eşit olmaması durumu, müsavatsızlık.
EŞİTLEME
Eşitlemek işi.
EŞİTLEŞTİRME
Eşitleştirmek işi.
EŞİTLİK
İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, denklik, müsavilik, müsavat, muadelet. Bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasi haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu. Kanunlar yönünden insanlar arasında ayrım bulunmaması durumu.
EŞİTLEYEBİLMEK
Eşitleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EŞİTMEK
Eski türkçe eşitmek: işitmek. İşitmek. Duymak, işitmek.
EŞİTÇİLİK
İnsanların özellikle hukuk, siyaset ve ekonomi bakımlarından eşitliğini isteyen öğretilerin genel adı, müsavatçılık.
EŞİTLEŞTİRMEK
Eşit duruma getirmek.
EŞİTLEŞME
Eşitleşmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde EŞİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
ANGSTRÖM
Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi.
AÇIORTAY
Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.
ARAYÜZ
Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa.
AÇILAMA
Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması.
AKRAN
Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
ANI
Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra. Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AYDINLANMA
Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.
ARGÜMAN
Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.
APAREY
Çeşitli parçalardan meydana gelen alet, cihaz.
AYRIŞIK
Ayrışmış olan. Birbirlerine çok fazla benzer özellikler taşımayan parça veya birimlerden oluşan bütün veya topluluk, ayrı cinsten, heterojen. Ayrı türden, çeşit çeşit, muhtelif, heterojen.
AVANTAJ
Üstünlük. Kazanım. Yarar. Teniste eşitliğin bozulması için alınan ilk puan.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ARİTMİ
Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik.
ASKAT
Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.
AVARYA
Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar. Çeşitli sebeplerle dayanıklılığını ve esnekliğini kaybetmiş yapağı ve yün.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
ASTİGMATİZM
Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.