EŞİT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "eşit" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. eşit ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu eşit ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eşit olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

EŞİTLEYEBİLMEK

13 harfli kelimeler

EŞİTLEYEBİLME, EŞİTLEŞTİRMEK

12 harfli kelimeler

EŞİTLEŞTİRME

10 harfli kelimeler

EŞİTTURMEK, EŞİTSİZLİK, EŞİTLEŞMEK, EŞİTLENMEK

9 harfli kelimeler

EŞİTLEŞME, EŞİTLENME, EŞİTLEMEK, EŞİTÇİLİK

8 harfli kelimeler

EŞİTLEME

7 harfli kelimeler

EŞİTLİK, EŞİTMEK, EŞİTSİZ

6 harfli kelimeler

EŞİTÇİ

4 harfli kelimeler

EŞİT

Bazı kelimelerin anlamları

EŞİT

Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan (iki veya daha çok şey), müsavi. Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan (kimse).

EŞİTLİK

İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, denklik, müsavilik, müsavat, muadelet. Bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasi haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu. Kanunlar yönünden insanlar arasında ayrım bulunmaması durumu.

EŞİTLEME

Eşitlemek işi.

EŞİTLEŞTİRME

Eşitleştirmek işi.

EŞİTLEYEBİLMEK

Eşitleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

EŞİTMEK

Eski türkçe eşitmek: işitmek. İşitmek. Duymak, işitmek.

EŞİTLENME

Eşitlenmek işi.

EŞİTLEŞME

Eşitleşmek işi.

EŞİTLEŞTİRMEK

Eşit duruma getirmek.

EŞİTÇİLİK

İnsanların özellikle hukuk, siyaset ve ekonomi bakımlarından eşitliğini isteyen öğretilerin genel adı, müsavatçılık.

EŞİTLENMEK

Birbiriyle eşit duruma gelmek.

EŞİTLEŞMEK

Eşit duruma gelmek.

EŞİTLEMEK

Eşit duruma getirmek.

EŞİTSİZLİK

İki veya daha çok şeyin eşit olmaması durumu, müsavatsızlık.

EŞİTTURMEK

Duyurmak, sesini duyurmayı başarmak.

EŞİTLEYEBİLME

Eşitleyebilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında EŞİT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EŞİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANGSTRÖM

Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

AÇILAMA

Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması.

ASKAT

Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.

AKRAN

Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür.

ASTİGMATİZM

Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.

AVANTAJ

Üstünlük. Kazanım. Yarar. Teniste eşitliğin bozulması için alınan ilk puan.

AD

Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.

ARİTMİ

Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik.

APAREY

Çeşitli parçalardan meydana gelen alet, cihaz.

AYDINLANMA

Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.

ACYOCU

Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.

ARAYÜZ

Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa.

ARGÜMAN

Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.

ATOM

Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

AVARYA

Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar. Çeşitli sebeplerle dayanıklılığını ve esnekliğini kaybetmiş yapağı ve yün.

ANI

Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra. Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra.

AÇIORTAY

Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.

AYRIŞIK

Ayrışmış olan. Birbirlerine çok fazla benzer özellikler taşımayan parça veya birimlerden oluşan bütün veya topluluk, ayrı cinsten, heterojen. Ayrı türden, çeşit çeşit, muhtelif, heterojen.