EĞİT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "eğit" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. eğit ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu eğit ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eğit olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

EĞİTİLEBİLİRLİK

13 harfli kelimeler

EĞİTİLEBİLMEK

12 harfli kelimeler

EĞİTBİLİMSEL, EĞİTİLEBİLİR, EĞİTİLEBİLME, EĞİTİMSİZLİK

11 harfli kelimeler

EĞİTEBİLMEK, EĞİTİMCİLİK

10 harfli kelimeler

EĞİTSELLİK, EĞİTEBİLME, EĞİTMENLİK, EĞİTİCİLİK

9 harfli kelimeler

EĞİTBİLİM, EĞİTİMSİZ, EĞİTİMSEL, EĞİTİLMEK

8 harfli kelimeler

EĞİTİMCİ, EĞİTİMLİ, EĞİTİLME

7 harfli kelimeler

EĞİTMEK, EĞİTMEN, EĞİTİCİ, EĞİTSEL

6 harfli kelimeler

EĞİTİM, EĞİTME

4 harfli kelimeler

EĞİT

Bazı kelimelerin anlamları

EĞİT

Kemençe. Kabadayı, yiğit.

EĞİTİLEBİLİRLİK

Bir kimsenin öğretimden, deneylerden yararlanabilme, yeniden karşılaştığı koşullara uyabilmesi durumu.

EĞİTİLEBİLMEK

Eğitilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

EĞİTEBİLMEK

Eğitme imkânı veya olasılığı bulunmak.

EĞİTİMSİZ

Eğitim görmemiş, eğitilmemiş.

EĞİTBİLİMSEL

Eğitbilimle ilgili.

EĞİTEBİLME

Eğitebilmek işi.

EĞİTİMSİZLİK

Eğitimsiz olma durumu.

EĞİTİLEBİLİR

Anlık gelişimi bakımından geri olan çocuklar arasında sınırlı da olsa bir okul öğrenimi gücü gösterenler. (Genel olarak Z. B.'leri 50-75 arasındadır.).

EĞİTİCİLİK

Eğitici olma durumu. Eğiticinin yaptığı iş.

EĞİTİLEBİLME

Eğitilebilmek işi.

EĞİTBİLİM

Eğitimin amaçlarını, ilkelerini, yöntem ve düzgülerini inceleyen ve eğitim çalışmalarını kurallara bağlayan bilim. Öğretmenlik sanatı, uygulaması ya da mesleği için gerekli bilgi ve becerileri kazandıran bilim dalı.

EĞİTSELLİK

Eğitsel olma durumu.

EĞİTMENLİK

Eğitmenin işi.

EĞİTİMCİLİK

Eğitimci olma durumu, terbiyecilik. Eğitimcinin yaptığı iş, terbiyecilik.

EĞİTİMSEL

Eğitimle ilgili, eğitsel, terbiyevi, pedagojik.

  -   -   -  

Anlamında EĞİT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EĞİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ATABEY

Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

DERSLİK

Öğrencilerin, bir öğretmenin gözetimi altında, anlatma, araştırma, küme çalışması vb. yollarla ve türlü eğitim araç ve gereçlerinden de yararlanarak ders yaptıkları yer, sınıf, dershane. Ders saati süresine uygun.

ANAOKULU

Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

BRÖVE

Belli bir eğitimden sonra uçak kullanabilecek veya paraşütle atlayabilecek duruma gelmiş kimselere verilen yeterlik belgesi.

ALAFRANGA

Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).

BEDENCİ

Beden eğitimi öğretmeni.

ARALIK

Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.

BÖLÜM

Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

ARGO

Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin söylediği söz veya deyim. Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.

ÇERÇEVE

Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık. Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç. Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan. Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık.

BEYİN

Kafatasının içinde beyin zarları ile örtülü, iki yarım küre biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, ensefal, dimağ. Muhakeme, usa vurma. Bilgisi, eğitimi, düşüncesi yüksek düzeyde olan kimse. Akıl, anlayış. Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan kimse.

EĞİTİLME

Eğitilmek işi.

DİYARIGURBET

İş, eğitim vb. sebeplerle göç edilen yabancı yer.

ÇALIŞTIRICI

Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi, antrenör, koç (II).

EFENDİ

Günümüzde bey unvanından farklı olarak özel adlardan sonra kullanılan ikinci derecede bir unvan. Koca. Eğitim görmüş kişiler için özel adlardan sonra kullanılan unvan. (efe'ndi) Erkekler için kullanılan bir seslenme sözü. (efe'ndi) Hizmetlilere seslenilirken kullanılan bir söz. Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse. Görgülü, nazik, kibar.

EĞİTİCİ

Eğitimi sağlayan, eğitmeye elverişli veya eğiten değerleri bulunan. Genellikle çocuk eğitimi ile uğraşan kimse.

BAKICI

Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.

BELLETMEN

Eğitim kurumlarında etütleri denetleyen kimse, belletici.