Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eslemek" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eslemek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında eslemek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eslemek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BÖDRESLEMEK
KAFESLEMEK, NEFESLEMEK, GERESLEMEK, GÖRESLEMEK, MARESLEMEK, MERESLEMEK, PESESLEMEK
PRESLEMEK
BESLEMEK, SESLEMEK, KESLEMEK
ESLEMEK
ESLEMEK
Önem vermek, aldırış etmek.
PESESLEMEK
Ağırlamak, gönlünü almak. Paylamak, korkutmak. Uygunsuz bir sözü kapatmaya çalışmak. Düzenlemek. Öfkesini yatıştırmak. Azarlamak; haşlamak.
KAFESLEMEK
Çıkar sağlamak için birini aldatmak.
MARESLEMEK
Ot ve bitkilerin yaprakları solmak.
SESLEMEK
Dinlemek, kulak vermek. Çağırmak.
MERESLEMEK
Bağlamak (köpek ve benzerleri hayvanları). Solmak (meyve yaprağı).
PRESLEMEK
Presle sıkıştırmak.
GERESLEMEK
Göreceği gelmek, özlemek.
BESLEMEK
Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.
NEFESLEMEK
Nefesini bir şeye yöneltmek, üflemek. Okuyup üflemek, nefes etmek.
GÖRESLEMEK
Göreceği gelmek, özlemek. Özlemek.
KESLEMEK
Yemeği isteksizce seçerek yemek. Hayvan samanın incesini yiyip irisini ayırmak. İşi yanda bırakmak, kesmek; Orak biçerken herif kesledi.
BÖDRESLEMEK
Baştan savmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ESLEMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ESLEME
Eslemek işi.
BESLENMEK
Kendini beslemek. Besleme işine konu olmak.
ASARMAK
Yetişmek, büyümek. İyi kullanmak, saklamak. Beslemek, büyütmek, yetiştirmek, korumak. Budamak, bakmak. Bakmak, göz kulak olmak, iyi kullanmak. Muhafaza etmek, sakınmak, esirgemek, korumak.
YEMLEMEK
Hayvana yem vermek, beslemek. Toplara ağızotu koymak. Yem takmak. Bir kimseyi kandıracak biçimde davranmak.
AHURLAMAK
Herhangi bir hizmet hayvanını kış süresince ahırda beslemek. Hayvan uzun zaman ahırda kalarak hamlaşmak: Hayvana ara sıra bin ki ahırlamasın.
ÖÇLENMEK
Öç beslemek, öç ile dolu duruma gelmek, hınç beslemek, kin duymak.
YEDİRMEK
Yemesini sağlamak. Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek. Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak. Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak. Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak. Bir kimseye rüşvet vermek.
EMZİK
Süt çocuklarını oyalamak için ağızlarına verilen kauçuk meme. Sigara ağızlığı. İbrik, çaydanlık, testi vb. kapların, suyu azar azar akıtmaya yarayan içi delik uzantısı, ibik. Beslemek için süt çocuklarına meme yerine emdirilen ağzı kauçuklu süt şişesi, biberon.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
BİSLEMEK
Beslemek.
TAVLANDIRMAK
Tavlanmasını sağlamak. Hayvanı semirtmek, şişmanlatmak. Beslemek.
BESLEME
Beslemek işi. Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen. Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız, besleme kız, beslemelik, beslek. Akım voltajı.
ASARTMAK
Beslemek, büyütmek, yetiştirmek, korumak. Budamak, bakmak. Gururlandırmak, şımartmak. Saygı göstermek. Mübalâğa etmek. Budamak (Kızılca köy).
ESERMEK
Bakmak, beslemek, yetiştirmek.
KAFESLEME
Kafeslemek işi.
ALAFLAMAK
Hayvana yem, kuru ot, saman vermek, yemlemek: Ben koyunları alaflamaya gidiyorum. Kışkırtmak: Ayıracağın yerde, kavgayı alaflıyorsun. Alevlemek, yakmak, tutuşturmak, ateşe vermek. Hayvanı otla beslemek.
NEFESLEME
Nefeslemek işi.
AHTARMAK
Karıştırmak, altüst etmek, çevirmek. Dolu olan bir şeyi boşaltmak. Baştan sonuna kadar okuyup bitirmek, hatmetmek. Aramak, araştırmak, soruşturmak. Arayıp bulmak. Devirmek, yıkmak. Yenmek. Tavuk veya horoz toprak, çöp eşelemek. Mide bulanmak. Tohum ekmeden, tarlayı sürüp nadasa bırakmak. 1. Beslemek, yiyip içeceğini vermek.
BİŞÜRMEK
Pişirmek. Olgunlaştırmak. Beslemek geliştirmek.
SESLEME
Seslemek işi.