Kelimeler arşivi içinde; sonunda "erge" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. Sonu erge ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında erge olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde erge olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GÖNDERGE, GÖSTERGE
YETERGE, SÜRERGE, KEVERGE, İŞLERGE, DÜZERGE, DÜŞERGE, DÖNERGE, DEĞERGE, ÇEKERGE, YÖNERGE
EKERGE, ESERGE, İZERGE, ÖNERGE
DERGE, CERGE, FERGE, GERGE, BERGE, SERGE, ÇERGE
ERGE
ERGE
Yapının her çeşit tehlikeden korunması. Şımarık. Nazlı.
DÖNERGE
Su çevirisi. Çark. Arabanın mazısı. İşleri çevirmek için elde bulunan anapara.
ESERGE
Sar'a.
GÖNDERGE
Dış dünyada yer alan, bir göstergenin belirttiği nesne veya varlık.
İŞLERGE
Kuvveti ya da devinimi bir noktadan ötekine aktaran ya da birinden ötekine dönüştüren her türlü aygıt. 2-Erkeyi bir halden başka hale dönüştürerek yararlı biçimde kullanılmasını sağlayan aygıt.
DEĞERGE
Bir toplumsal konumun basamaklar düzeni ya da değerler dizgesi içindeki yeri. bk. konum.
İZERGE
K kümesinden L kümesine kurulan bir izerge, önalanı K, artalanı da L nin altkümesi olan, K da çoğa bir bağıntı demektir. kaplamsal izerge, içlemsel izerge, dönüştürme, tameşleme, bütünsel izerge, bölümsel izerge, işlemlenebilir izerge, yinelgen izerge, ayırt edici izerge, sayısal izerge, izerge değeri, izerge değer alanı, izerge tanım alanı, ize.
SÜRERGE
Sürekli.
DÜZERGE
Bir işlem ya da gidişe ilişkin düzenleyici ve bilgi verici yöneltmeler, bk. yönerge.
DÜŞERGE
Pay, miras payı.
EKERGE
Ekilecek, ekilmeye elverişli yer, tarla.
YETERGE
Yetecek kadar: Bu yıl yetergesi kadar yağmur yağmadı.
YÖNERGE
Herhangi bir konuda tutulacak yol için üst makamlardan alt makamlara belli bir esasa dayanarak verilen buyruk, talimat, direktif. Bu buyrukların yazılı olduğu belge. Yönetmeliklerde değinilmeyen konulara açıklık getirmek için düzenlenen resmî belge.
ÇEKERGE
Süre, mesafe, uzam.
KEVERGE
Çan, küçük çan.
GÖSTERGE
Bir şeyi belirtmeye yarayan şey, belirti, im, işaret. Bir durumla ilgili çeşitli aşamaları gösteren liste, icmal. Anlamla biçimin, gösterenle gösterilenin kaynaşmasından oluşan dil birimi, belirtke. Bir aracın işlemesiyle ilgili bazı ölçümlerin sonucunu kendiliğinden gösteren araç, müşir, indikatör. Bir gelişimi gösteren nicelikler veya değerler arasındaki ilişki, endeks, indeks.
Bu bölümde tanımı içerisinde ERGE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GENÇLİK
Genç olma durumu. Genç insanların bütünü. Genç bir kimsenin tutumu, toyluk, deneyimsizlik. İnsan hayatının ergenlikle orta yaş arasındaki dönemi.
ELEBAŞI
Kötü, olumsuz iş veya hareketlerde önder olan kimse, sergerde. Oyunda arkadaşlarına baş olan çocuk.
ERİNLEŞME
Ergenleşme.
DEĞİŞTİRGE
Bir değişiklik yapılması için verilen önerge, tadil teklifi.
BALİĞ
Ergen.
ÇOCUKLUK
Çocuk olma durumu. İnsan hayatının bebeklikle ergenlik arasındaki dönemi. Çocukça davranış.
ÇİZİM
Çizme işi. Bir şeklin belli bir kurala göre cetvel ve pergel yardımıyla çizilmesi işi. Çizilerek oluşturulmuş biçim.
BÜLUĞ
Ergenleşme.
DİREKTİF
Yönerge.
BELİRTKE
Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya, amblem. Gösterge. Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü.
GERGEDAN
Gergedangillerden, sıcak ülkelerde yaşayan, burnunun üstünde bir veya iki boynuzu bulunan, kalın derili, saldırgan bir hayvan (Rhinoceros inducus).
ENDEKS
Dizin. Gösterge.
ÇADIR
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.
ERİN
Ergen.
ERGENLİK
Cinsel organların fizyolojik gelişmesiyle başlayan, büluğa ermişlikle yetişkinlik arasındaki dönem, yeni yetmelik, ergenlik çağı. Çocukluk çağından yetişkinlik çağına geçen kimselerin yüzünde çıkan sivilceler.
AMFİBİ
İki yaşamlılar. Yüzergezer.
ERG
CGS sisteminde, uygulama noktasını, kuvvet yönünde 1 santimetre hareket ettiren 1 dinlik kuvvetin yaptığı işe eşit olan iş birimi: Bir kilogrammetre 981 x 105 erge eşittir. Büyük Sahra'da kumullarla örtülü bölge.
FON
Belirli bir iş için gerektikçe harcanmak üzere ayrılıp işletilen para, kaynak. Bir kuruluşun mali kaynaklarının tümünün göstergesi. Sinemada, tiyatroda oyuncuların arkasındaki resim, fotoğraf veya çeşitli plastik ögelerden oluşan dekor, görüntü. Bir kumaşın alt dokusu. İç mimaride üstüne başka şeyler eklenen bölüm. Bir tabloda, üzerinde konunun işlendiği boya katı.
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.