Kelimeler arşivi içinde; başında "erekme" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. erekme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu erekme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde erekme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EREKME
Kendi kendine yetişen.
EREKMEK
Kendi kendine biten bitki.
Bu bölümde tanımı içerisinde EREKME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KUDAL
Gerekmediği halde her işe karışan, gereksiz konuşan kişi. Yemek karıştırmaya yarayan tahta araç, büyük kepçe.
MENOTAKSİ
Bir uyartıya özellikle ışığa karşı vücut ekseninin verilen yönde tutulmasını sağlayan, yer değiştirmenin gerekmediği zorunlu hareket.
ÖZDEVİMLİ
Belirli koşullar altında, herhangi bir işletmen'in karışması gerekmeksizin işleyen bir aygıt ya da sürece değgin. İşleysel yollarla devinerek kendiliğinden işleyen (düzenek).
TERETTÜP
Gerekme, icap etme. İş vb. için gerekme, ait olma.
DALAYIDAN
Sebepsiz, gerekmediği halde.
ISKARTA
Bazı iskambil oyunlarında kullanılması gerekmediğinden bir yana bırakılan kâğıtlar. Herhangi bir nedenle değerini yitirmiş mal.
GEREKME
Gerekmek işi, iktiza, istilzam.
KAPAÇ
Telleri kapaması ve eserlerin ek ayar gerekmeksizin yüksek akort sistemlerinde çalınabilmesi amacıyla gitarın sapına takılan genellikle metalden halka. Bir sıvı ya da gazın akışını denetleyen kapakçık.
ÖZİMGESİ
Kişinin dış görünüş, karakter ve kişilik gibi bütün yönleri üzerine edindiği ve gerçeğe uygun olması gerekmeyen karmaşık benlik inancı.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
ZORUNLULUK
Olması gerekme, olduğundan başka olmama, zorunlu olma, mecburluk, mecburiyet, mecburilik, zaruret, ıztırar, zorunluk, zarurilik.
İKTİZA
Gerekli olma, gerekme.
GÜMRÜKSÜZ
Gümrük vergisi ödenmesi gerekmeyen. Gümrük vergisi ödenmemiş, kaçak.
KAHYA
Yufkaları birbirine sararak yapılan bir çeşit fırın böreği. Muhtar. Konak, çiftlik ve benzerleri yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kimse. Değnekçi. Gerekmediği hâlde başkasının işine karışan kimse. Esnaf kuruluşlarında lonca başkanı. Kethüda. Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen ad.
CAPO
Telleri kapaması ve eserlerin ek ayar gerekmeksizin yüksek akort sistemlerinde çalınabilmesi amacıyla gitarın sapına takılan genellikle metalden halka.