Kelimeler arşivi içinde; başında "erecek" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. erecek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu erecek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde erecek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ERECEK
ERECEK
Çanakkale şehrinde, Ayvacık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Erzincan kenti, Cengerli nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Malatya şehrinde, Yazıhan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa ili, Şehitnusretbey bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde ERECEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MEDYUN
Verecekli, borçlu.
ALACAK
Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı. Alınması gerekli şey.
ALACAKLI
Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı.
HİJYEN
Sağlık bilgisi. Sağlık koruma, hıfzıssıhha. Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü.
KÖTÜLÜK
Kötü olma durumu, kemlik, şer. Zarar verecek davranış ya da söz.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
KREŞENDO
Çalgıların giderek daha yüksek ses verecek biçimde çalınma durumu.
İŞLERLİK
Gereken sonucu verecek nitelikte çalışma durumu.
DIRDIR
Bezginlik verecek biçimde söylenen söz.
İSLİ
İsi olan, islenmiş, is bulaşmış. İs verecek bir biçimde (yanmak).
KİRLETMEK
Kirli duruma getirmek, pisletmek. Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, lekelemek. Küçük veya büyük abdestini yapmak, pislemek. Kadının ırzına geçmek, namusuna zarar vermek.
BORÇLU
Borcu olan, borç almış olan, verecekli, medyun, alacaklı karşıtı. Borcu kalmış olarak. Bir şeyi birinin yardımıyla elde etmiş olan. Manevi bir yükümlülük altında bulunan.
ANAÇ
Şefkatli, anne gibi davranan. Yemiş verecek durumdaki ağaç. Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan. Kurnaz. Başına buyruk. İri, kart. Deneyimli, bilgili.
KOLTUKLAMAK
Koltuğu altına almak. Kıvanç verecek biçimde övmek, koltuklarını kabartacak sözler söylemek, pohpohlamak. Koltuğa girmek.
HAKLAŞMAK
İki taraf birbirine hakkını verip alacak verecekleri kalmamak, ödeşmek.
KIŞKIRTMA
Kışkırtmak işi, tahrik. Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onları sonradan ağır sonuçlar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış girişim, kışkırtı, provokasyon.
HUKUK
Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü, tüze. Haklar. Bu yasaları konu alan bilim. Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb. davaları ilgilendiren bölümü. Ahbaplık, dostluk.
KORUGAN
Ağaç gövdeleriyle yapılmış ve çevresinde kazılı çukuru bulunan, korunmaya elverişli, kare biçimindeki ev. Ateş etmeye imkân verecek biçimde hazırlanmış delik ve mazgalları bulunan yer.
LİKİDE
Alacak ve verecekleri hesaplayarak sonucu belirlenmiş.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.