Kelimeler arşivi içinde; başında "ep" olan, toplam 222 adet kelime bulunmaktadır. ep ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ep ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ep olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EPERİTROZOONAZİS
EPİDERMOFİTOZİS, EPİDERMOMİKOZİS
EPİTELİOTROPİK, EPİZOOTİYOLOJİ
EPERYTHROZOON, EPHEMEROPTERA, EPİDEMİOLOJİK, EPİDEMİYOLOJİ, EPİDERMOLİZİS, EPİFİZYOLİZİS, EPİKUROSÇULUK, EPİSTEMOLOJİK, EPİTELİYOKİST, EPİTELİZASYON, EPİTİMPANİKUM
EPİDEMİOLOJİ, EPİDİDİMİTİS, EPİDUROGRAFİ, EPİFUNİKULUM, EPİGASTRİKUS, EPİGASTRİYUM, EPİGLOTTİKUS, EPİSKLERİTİS, EPİSTEMOLOJİ, EPİSYOPLASTİ, EPİTELİYALİS
EPÇİLERKADI, EPİDERMİTİS, EPİDİYASKOP, EPİFİZYALİS, EPİFİZYODEZ, EPİKARDİYUM, EPİKARİDYUM, EPİKONDİLUS, EPİKUTİKULA, EPİKÜRCÜLÜK, EPİKÜTİKÜLA, EPİLİMNİYON, EPİMASTİGOT, EPİPLANKTON, EPİSİSTİTİS, EPİSTROFEUS, EPİVAGİNİTS
EPARTERYAL, EPEYSODYON, EPİDİDİMAL, EPİDİDİMİS, EPİFARENKS, EPİFARİNKS, EPİFENOMEN, EPİFİZİTİS, EPİGENETİK, EPİGLOTTİS, EPİKRANYUM, EPİKUROSÇU, EPİLEPTOİT, EPİLİMNİON, EPİORŞİYUM, EPİPELAJİK, EPİPLOİKUS, EPİPSAMMİK, EPİSKENYON, EPİSPADİAS, EPİSTAKSİS, EPİSYOTOMİ, EPİTALAMUS, EPİTELİYOM, EPİZOOLOJİ, EPONİŞİYUM, EPTESPOZAN
EPADENYUM, EPENDİMOM, EPİDERMAL, EPİGASTER, EPİHİYOİT, EPİKALİKS, EPİKORMİK, EPİLASYON, EPİLEPTİK, EPİMERLER, EPİMİSYUM, EPİNEFRİN, EPİNERYUM, EPİNÖRYUM, EPİPLOSEL, EPİSANTIR, EPİSKLERA, EPİSTAZİS, EPİSTİLOZ, EPİTELYUM, EPİVERMEK, EPİZOOTİK, EPOOFORON
EPÇİRMEK, EPELEMEK, EPERİMEK, EPEŞKERE, EPİBLAST, EPİCAUTA, EPİDEMİK, EPİDİDİM, EPİDURAL, EPİGENEZ, EPİGRAFİ, EPİKEREM, EPİKOTİL, EPİKÜRCÜ, EPİLEPSİ, EPİLİTİK, EPİLOGOS, EPİMERAZ, EPİNÖRAL, EPİPELİK, EPİPETAL, EPİPLOON, EPİPODİT, EPİRTMEK, EPİSEPAL, EPİSTAZİ, EPMEKLİK, EPMEKSİZ, EPRETMEK, EPRİTMEK, Devamını Oku »»
EPARVEN, EPÇELER, EPÇİLER, EPENDİM, EPERMEK, EPEYİCE, EPİBLEM, EPİBOLİ, EPİCİME, EPİDEMİ, EPİDERM, EPİFORA, EPİGEAL, EPİGRAM, EPİKARD, EPİKARP, EPİKART, EPİKRİZ, EPİRMEK, EPİSKOP, EPİŞMEK, EPİZOİK, EPİZOON, EPLEMEK, EPOKSİT, EPRİMEK, EPRÜMEK, EPSEMCE, EPSEMYE, EPSİLON
EPBEYH, EPÇELİ, EPELEK, EPENEK, EPESEK, EPEYCA, EPEYCE, EPHYRA, EPİDOT, EPİFİT, EPİFİZ, EPİGEN, EPİJİN, EPİLEK, EPİLOG, EPİPOD, EPİŞİK, EPİTEL, EPİTEM, EPİTET, EPİTOP, EPİVAG, EPİYİM, EPİZOM, EPİZOT, EPREME, EPRİME, EPSEME, EPULİS
EPBEH, EPCİK, EPCİT, EPÇİT, EPDES, EPEME, EPENE, EPEYİ, EPİRİ, EPMEK, EPOPE, EPPEH, EPPEY, EPRİK, EPSEM, EPSİT, EPSÜD, EPSÜT, EPTEN
EPÇE, EPEC, EPEİ, EPEK, EPER, EPEY, EPİÇ, EPİK, EPİT, EPLİ, EPPE, EPSİ
EPA, EPC, EPE, EPİ
EP
EP
Deli. Hep (bk. hep).
EPERİTROZOONAZİS
Eperythrozoon türlerinin oluşturduğu, sivrisineklerle taşınan, genellikle sinsi seyirli, stres ve diğer hastalıkların varlığında ve mevsimsel olarak biçimlenen anemi ve ateşle seyreden bir enfeksiyon.
EPİDERMOFİTOZİS
Dermatofitozis.
EPİTELİYOKİST
Klamidyoz.
EPERYTHROZOON
Anaplasmataceae ailesinde bulunan kemiricilerde, sığırlarda, koyun ve domuzlarda parazitlenen riketsiya cinsi.
EPİSTEMOLOJİK
Bilgi kuramı ile ilgili.
EPHEMEROPTERA
Birgün sinekleri. Damarlı bir çift kanada, kuyruk kısmında 2-3 ipliksi uzantıya ve belirgin olmayan ağız organellerine sahip, erişkinleri beslenmeyen ve yumurtladıktan sonra ölen, uzunlamasına vücut yapısına sahip böcek takımı.
EPİKUROSÇULUK
Epikürcülük.
EPİTELİOTROPİK
Epitel hücrelerine karşı eğilim gösteren.
EPİTELİZASYON
Zedelenmeye uğramış yüzeyin epitel hücrelerinin çoğalmasıyla oluşan iyileşmesi. Çıplak bir bölgede epitel çoğalması, yara iyileşmesinin en son evresi.
EPİDEMİYOLOJİ
Bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkışının incelenmesi. Hastalıkların nedenlerini, görülüş oranlarını, yayılışlarını, hastalıklara karşı önlem ve korunma yollarını inceleyen bilim dalı. Belirli bir hayvan veya insan popülasyonlarında hastalıkların ortaya çıkışı, yayılışı, bu hastalıklardan korunma ve kontrol stratejileri, yaralanma ve öteki sağlıkla ilgili olayları inceleyen bilim dalı, salgın hastalıklar bilimi. Veteriner hekimlikte genellikle epizotiyoloji kavramı kullanılırken, beşeri hekimlikte epidemiyoloji kavramı kullanılmaktadır.
EPİZOOTİYOLOJİ
Hayvanlarda görülen bulaşıcı hastalıkları ve hastalık salgınlarını konu alan bilim dalı. Belirli bir hayvan veya insan popülasyonunda hastalıkların ortaya çıkışı, yayılışı, bu hastalıklardan korunma ve kontrol stratejileri, yaralanma ve öteki sağlıkla ilgili olayları inceleyen bilim dalı. Veteriner hekimlikte genellikle epizotiyoloji kavramı kullanılırken, beşeri hekimlikte epidemiyoloji kavramı kullanılmaktadır.
EPİDERMOMİKOZİS
Başta Epidermophyton floccosum olmak üzere mantarlara bağlı deri enfeksiyonu. En iyi bilineni atletlerin ayaklarındaki mantar enfeksiyonları olmakla birlikte, enfeksiyonlara köpek, katır ve keçilerde de rastlanır. Dermatomikozis.
EPİDERMOLİZİS
Epidermisin gevşekliği nedeniyle hafif bir basınç veya travmayı takiben deride içi sıvı dolu kabarcıkların veya kabartıların oluşması.
EPİFİZYOLİZİS
Epifiz ayrılması.
EPİDEMİOLOJİK
Epidemioloji ile ilgili.
Bu bölümde tanımı içerisinde EP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKÜMÜLATÖR
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
AKREPLER
Örümceğimsilerin, örneği akrep olan takımı.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
ACABA
Şüphe, kuşku. (a'caba:) Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz, acep.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
AKSÜLAMEL
Tepki, reaksiyon.
ACIKTIRMAK
Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
ALÇAKLAŞTIRMAK
Alçaklaşmasına sebep olmak.
ACITMAK
Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
AGLÜTİNİN
Serumda meydana gelen ve pıhtılaşmaya sebep olan antikor.
AKREP
Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli iğnesi olan bir tür böcek, kuyruklu (Scorpio). Zodyak üzerinde Terazi ile Yay arasında yer alan takımyıldızın adı. Saatin iki ibresinden küçüğü.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
AKSIRTMAK
Birinin aksırmasına sebep olmak, hapşırtmak.