Kelimeler arşivi içinde; başında "emeç" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. emeç ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu emeç ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde emeç olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EMEÇ
Su ve kara yosunlarının, kökü andıran tutunma organı.
EMEÇER
Belli başlı.
Bu bölümde tanımı içerisinde EMEÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KIVRINTI
Kıvrım. Kıvrılan yer, dönemeç.
CADISÜPÜRGESİ
Emeçleri özellikle dal uçlarındaki kabuk altında sıkı bir ağ örerek çekirdekli yemiş ağaçlarının çiçeklenmesine, dolayısıyla meyve verimine engel olan asklı mantar (Taphrina cerasi). Bu mantarın yol açtığı bitki hastalığı.
EĞMEÇ
Kavis. Çay ve ırmağın dönemeç yeri.
KIVRIM
Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu kat, büklüm. Ayrım, dönemeç. Bir tatlı türü. Kıvrılma sonunda oluşan toprak dalgası.
MİLDİYU
En çok bağlarda görülen, peronospora cinsinden, emeçlerini bitkilerin yapraklarına salarak yaşayan asalak bir mantarın oluşturduğu hastalık.
GÖZETİCİ
Gözetleme yapan kimse. Atletizmde ellişer metre aralıkla dönemeçlere dizilen en az dört gözlemciden her biri. Koruyucu kimse.
BAYRAKÇIK
Yarışlarda, zorlu inişleri, dönemeçleri, bitiş yerine yakınlığı ve benzerleri özellikleri göstermek için kullanılan küçük im bayrağı.
MANTARLAR
Sap, yaprak, çiçek vb. organlar yerine dallı veya düz iplikler görünüşünde emeçlerden oluşan, klorofilsiz, çiçeksiz, ilkel canlılar.
BEYANAT
Demeç, bildiri.
DİFERANSİYEL
Dönemeçlerde otomobilin iki arka tekerleğinin ayrı hızla dönmesini sağlayan bir dişli aygıt. Özellikle fonksiyonların değişmeleriyle ilgili matematik dalı.
SLALOM
Kayak sporunda bayraklarla işaretlenmiş birtakım dönemeçlerden oluşan pist üzerinde yapılmış olan bir yarış türü.
BELAN
İki tepe arasındaki alçak kısım, belen. Tarla, sert topraklı yer. Tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe, ufak tepe. Dağ üzerindeki yüksek geçit, yol, dönemeçli, dik dağ yolu.
VİRAJ
Dönemeç.
KIVRILMAK
Eğrilip bükülmek. Katlanmak, bükülmek. Dar bir yere büzülerek yatmak. Kıvrık bir duruma gelmek. Yuvarlak bir biçim almak. Dönmek, sapmak. Yol dönemeçli, virajlı olmak.
AKRAÇ
Arkadaş. Su kabı. Derelerin büklüm, dönemeç yeri. Eğimli toprak alan. Su akan, meyilli arazi.
BÜKÜNTÜ
Bükme sonucu oluşan biçim veya iz. Dönemeç, viraj. Bağırsakta olan ağrı.
BÜKLÜM
Kıvrım. Dönemeç, viraj.
BÜK
Dönemeç. Ovada veya dere kıyısında çalı ve diken topluluğu. Böğürtlen. Akarsu kıyılarındaki verimli tarlalar, büklük.
AKEBE
Yokuşlu, inişli, dönemeçli yol.
AKTARMAÇ
Yollarda birdenbire çıkan dönemeçler.