Kelimeler arşivi içinde; sonunda "emanet" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu emanet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında emanet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde emanet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
EMANET
Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb., inam, vedia. Can, ruh. Bir kimse ile birine gönderilen şey. Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer.
VEMANET
Emanet.
Bu bölümde tanımı içerisinde EMANET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ISMARLAMAK
Bir şeyin yapılmasını veya getirilmesini, bu işlerle uğraşan birine söylemek, sipariş etmek. Bir işin yapılmasını, bırakılmasını veya o işten vazgeçilmesini söylemek. Bir şeyin, bir kimsenin bakılmasını, korunmasını birine veya birinin gözetilmesine bırakmak, emanet etmek. Parasını kendi ödeyerek başkaları için yiyecek veya içecek getirilmesini söylemek. Kendi için bir şey alınmasını başkasına söylemek.
TESLİM
Bir şeyi sahibine verme. Fasıl müziğinde peşrevin ve saz semaisinin her hanesi sonunda tekrarlanan parça. Emanet alınan bir şeyi sahibine geri verme. Gerçek olduğunu kabul etme, doğrulama. Bırakma, devretme, terk etme. Teslim ol veya teslim oluyorum sözü.
AMANAT
Eğreti, çürük, yıkılacak halde: Amanatmış, değmeden yıkıldı. Dülger, marangoz, demirci ve çiftçilerin kullandıkları testere, keser, balta, saban demiri, çizek gibi aygıtlar. Emanet. Emanet, bk. amanet. Emanet, bk. amanat.
EMANETEN
Emanet olarak.
ELVEDA
Bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz. Bir daha karşılaşılmayacak biçimde ayrılırken "Allah'a ısmarladık, Allah'a emanet olun" anlamlarında kullanılan bir söz.
YEDİEMİN
Birden çok kişi arasında hukuki durumu çekişmeli olan bir malın, çekişme sonuçlanıncaya kadar emanet olarak bırakıldığı kimse.
DENYO
Dengesiz, deli bozuk. Emanet, rehin, tutu. Sersem, budala.
AMANET
Emanet, bk. amanat. Emanet.
EGRETİ
İğreti, emanet.
EMANETÇİLİK
Emanetçinin yaptığı iş.
ŞEHREMİNİ
Osmanlı Devleti'nde Tanzimata kadar saray ve devlet yapılarının onarımına, haremin gider ve aylık işlerine bakmakla yükümlü kimse. Şehremanetinin başında bulunan kimse, belediye başkanı.
POSTA
Bir yere gelen veya bir yerden gönderilen mektup ve emanetlerin tümü. Bu emanetleri toplayan ve dağıtan kuruluş ve bu kuruluşun bulunduğu yer. Genellikle bu emanetleri götüren taşıt. Takım, kol. Bir sanayi veya ticaret işletmesinde aynı süre içinde çalışanların tümü. Hizmet nöbetinde bulunan er. Kez, defa, sefer. Vapur, tren, uçak vb. taşıtlarla yapılmış olan yolculuk. Yirmi dört saatlik çalışma gününün, çalışma bölümlerinden her biri, vardiya.
ARATİ
Ödünç, eğreti, emanet.
BELEDİYE
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.
AYRETİ
Emanet, ariyet, ödünç.
VEDİA
Saklanılması, korunması için birine veya bir yere bırakılan eşya, inam, emanet. Kendine korunması, saklanması için eşya verilen kimsenin durumunu gösteren sözleşme.
MEVDU
Emanet edilmiş, verilmiş, bırakılmış.
MUDİ
Bankaya para yatıran kimse. Emanet bırakan kimse.
AYRE
Emanet, ariyet, ödünç.
İNAM
Emanet, vedia.