Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ekleşme" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ekleşme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ekleşme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ekleşme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇEKİRDEKLEŞME
GELENEKLEŞME
DERNEKLEŞME, DESTEKLEŞME, GERÇEKLEŞME, PELTEKLEŞME, SEYREKLEŞME, TİTREKLEŞME, TÜMSEKLEŞME
ŞEBEKLEŞME, ESNEKLEŞME, ERKEKLEŞME, ÇİÇEKLEŞME, BEBEKLEŞME, YEDEKLEŞME, ÜRKEKLEŞME, KÖPEKLEŞME
ÖBEKLEŞME, EŞEKLEŞME
TEKLEŞME, PEKLEŞME, KEKLEŞME, BEKLEŞME
EKLEŞME
EKLEŞME
Ekleşmek işi.
DERNEKLEŞME
Dernekleşmek işi.
ERKEKLEŞME
Erkekleşmek işi. Dişide bızırın aşırı büyümesi, vücudun kıllanması, sesin kalınlaşması gibi erkeklikle ilgili cinsiyet karakterlerinin gelişmesi veya uyarılması, maskulinizasyon, virilizm, virilizasyon. Bu durum gynandrism olarak da adlandırılır. Birincil veya ikincil cinsiyet karakterlerinin erkeklerde normal gelişimi.
SEYREKLEŞME
Seyrekleşmek durumu.
TÜMSEKLEŞME
Tümsekleşmek işi, tümselme.
GERÇEKLEŞME
Gerçekleşmek işi, tahakkuk.
DESTEKLEŞME
Destekleşmek işi.
ÇİÇEKLEŞME
Çiçekleşmek işi veya durumu.
ÇEKİRDEKLEŞME
Çökmekte olan bir katının çok küçük kümeler oluşturması.
BEBEKLEŞME
Bebekleşmek işi.
ŞEBEKLEŞME
Şebekleşmek işi.
GELENEKLEŞME
Gelenekleşmek işi.
ESNEKLEŞME
Esnekleşmek işi veya durumu.
TİTREKLEŞME
Titrekleşmek işi.
PELTEKLEŞME
Peltekleşmek işi.
YEDEKLEŞME
Yedekleşmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde EKLEŞME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HAM
Yenecek kadar olgun olmayan (meyve), olmamış. Gerçekleşme kolaylığı ya da imkânı olmayan. İşlenmemiş (madde). İdmansız. Kaba, toplum kurallarını bilmeyen, incelmemiş.
FARZIMUHAL
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir şeyi olacakmış, gerçekleşecekmiş gibi düşünerek, sayarak. Tutalım ki, sayalım ki, varsayalım ki.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ENGEL
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.
GEREKMEK
Bir şeyin yapılabilmesi veya gerçekleşmesi bazı nesne, fiil vb.ne bağlı olmak, gerek olmak, lazım olmak, icap etmek, iktiza etmek.
BİREYLEŞME
Türle ilgili bir örnek olarak bireyde gerçekleşmesi. Bütünün parçalarından birisinin gelişerek belirgin ve bağımsız bir duruma gelmesi. Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci.
BEKLEŞME
Bekleşmek işi.
GARANTİLEMEK
Bir işin gerçekleşmesi için gereken önlemleri almak, sağlama bağlamak.
AKIŞ
Akma işi. Belirlenen biçimde, kurallarına ve doğasına uygun olarak gerçekleşme. Akın. Geçip gitme, sürüp gitme.
ENGELLEMEK
Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek. Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak.
BAĞLI
Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.
BEKLENTİ
Gerçekleşmesi beklenen şey. Bireyin belli şart ve durumların alacağı biçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki öngörüsü.
GELECEK
Daha gelmemiş, yaşanacak zaman, istikbal, ati. Zaman bakımından ileride olması, gerçekleşmesi beklenen, müstakbel.
GARANTÖR
Güvence veren ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen (kimse, kuruluş veya devlet), güvenceci. Kredi kartlarından doğacak her türlü borç ve yükümlülükten, kart sahibi olarak sorumluluğu bulunan gerçek veya tüzel kişi.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
EŞEKLEŞME
Eşekleşmek işi.
GEREK
İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
DAVULTOZU
Gerçekleşmesi imkânsız durum. Elde edilmesi imkânsız nesne.
BASTIRMAK
Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.