EKİN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ekin" olan, toplam 46 adet kelime bulunmaktadır. ekin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ekin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ekin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

EKİNOKOKKOTOMİ

13 harfli kelimeler

EKİNOKOKKOZİS

11 harfli kelimeler

EKİNİVERMEK, EKİNOKOKKUS, EKİNORİNKOZ, EKİNCİUŞAĞI

10 harfli kelimeler

EKİNÇANAĞI, EKİNCİOĞLU, EKİNPINARI, EKİNAMBARI

9 harfli kelimeler

EKİNCİLER, EKİNCİLİK, EKİNCELİĞ, EKİNDEREF, EKİNVEREN, EKİNDİREK, EKİNDÖVER, EKİNHİSAR

8 harfli kelimeler

EKİNÖREN, EKİNYOLU, EKİNTEPE, EKİNYAZI, EKİNOKOK, EKİNNEGE, EKİNBAĞI, EKİNGÖLÜ, EKİNBAŞI, EKİNDÜZÜ, EKİNDERE

7 harfli kelimeler

EKİNLİK, EKİNNİK, EKİNOKS, EKİNOVA, EKİNCİK, EKİNÖZÜ, EKİNCEK, EKİNSİZ

6 harfli kelimeler

EKİNLİ, EKİNTÜ, EKİNTİ, EKİNCİ, EKİNÇİ, EKİNDİ, EKİNER

5 harfli kelimeler

EKİNİ

4 harfli kelimeler

EKİN

Bazı kelimelerin anlamları

EKİN

Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum. Kültür, hars.

EKİNCELİĞ

Ekim işiyle uğraşmak, çiftçilik.

EKİNCİUŞAĞI

Yozgat ili, Şefaatli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

EKİNVEREN

Diyarbakır şehri, Çınar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Gaziantep şehri, Oğuzeli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

EKİNOKOKKUS

Echinococcus cinsi içerisinde bulunan herhangi bir parazit.

EKİNAMBARI

Muğla ilinde, Güllük bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

EKİNCİLER

Bolu ilinde, Göynük belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Diyarbakır şehrinde, Pirinçlik nahiyesine bağlı bir yer. Gümüşhane şehrinde, Çayra nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Kayseri ili, Elbaşı nahiyesine bağlı bir bölge. Mardin kenti, Mazıdağı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Ordu şehrinde, Perşembe ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas şehrinde, Doğanşar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

EKİNCİLİK

Ekincinin yaptığı iş.

EKİNOKOKKOZİS

Hidatit hastalığı.

EKİNPINARI

Samsun şehrinde, Çakıralan nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

EKİNDEREF

Elbisenin yakasına dikilen parça.

EKİNOKOKKOTOMİ

Hidatit kist içeriğinin boşaltılması.

EKİNCİOĞLU

Sivas şehri, Ulaş ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

EKİNİVERMEK

Getirivermek.

EKİNÇANAĞI

Anbarm altında bulunan, içinde ekinin toplandığı, üçgen kesitli bölüm. (Dereyazıcı Alaca Çorum).

EKİNORİNKOZ

Echinorhynchus cinsi akantosefallerin neden olduğu paraziter bir hastalık.

  -   -   -  

Anlamında EKİN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EKİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAROK

MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.

BAMBUL

Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü, ergin evrede başakları kemiren, kahverengi, kın kanatlı böcek (Anisoplia austriaca).

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

BİÇERDÖVER

Ekin biçen, döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine.

BİÇMEK

Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.

BAĞLILAŞIK

Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.

ANADUT

Ekin ve ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan uzun saplı, üç dişli, ahşap araç.

ALMAŞ

İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.

ASANSÖR

İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç.

ATILGAN

Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan, acar. Girişken.

BENMARİ

Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ısıtma veya eritme yöntemi.

ANIZ

Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

BULDOK

Köpekgillerden, burnu basık, alt çenesi üsttekinden uzun, iri ve güçlü bir tür köpek (Canis familiaris molosus hibernicus).

AZIKLIK

Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler. Hemen yemek üzere, harman zamanından önce biçilip savrulan ekin. Azık koymaya yarayan kap veya torba.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

BEKİNME

Bekinmek işi.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

BİÇERBAĞLAR

Ekini hem biçen hem de bağ durumuna getiren makine.