Sonu EKECE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ekece" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ekece ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ekece olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ekece olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

EKECE

Yaşı küçük olduğu halde sözleri ve işleri büyük olan (çocuk). Kabadayı, efe halli. Kendini sevdirecek şekilde gevezelik yapan. Orta yaşlı.

AŞAĞIEKECE

Şanlıurfa kenti, Ovacık nahiyesine bağlı bir bölge.

MEKECE

Sakarya kenti, Pamukova belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında EKECE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EKECE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KERATA

Karısı tarafından aldatılan erkek. Ayakkabı çekeceği. Küçüklere sevgi ile söylenen bir sitem sözü.

VİZİR

Günah karşılığı ceza: Vizirini gendi çekecek, sana ne.

SUĞLU

Kuzu ya da koyun geçirilerek kızartmakta kullanılan ağaç şiş. Fırından ekmek çekecek kebap şişi.

GAB

Kap. İp. Büyükbaş hayvanları yemliğe bağlamak için ağaçtan U şeklinde bükülerek yapılmış ve açık tarafına deriden bağ veya zincir, 'kem' ve benzerleri geçirilerek yapılmış boyunluk. Kap, çanak çömlek, karşılığı gap. Kağnı ya da döven çekecek hayvanların boyunlarına geçirilen ters çevrilmiş U biçiminde, alt iki ucu birbirine bağlanan ağaç araç. (Oluklu Kağızman Kars).

KELETE

Vücut yapısı gösterişsiz, kaba. Çirkin, kötü. Çuval. Koyun derisinden yapılan torba, dağarcık. Hemen kullanılmak için öğütülen az ölçüde buğday, tahıl. Değirmencinin öğüttüğü undan aldığı pay, supayı. Ölçek : Değirmene beş kelete buğday götürdüm. Küçük harman. Zayıf, cılız hayvan. Çürük, işe yaramaz şey. Ayakkabı çekeceği. Çamaşır yıkanırken komşudan yıkanmak için gelen birkaç parça çamaşır. Toprağı az olan çiftçi. Önemsiz nesne, ufak tefek. Küçük parça, artık: Bu kumaş kelete kalmıştı, çocuğa yaptım. Önemsiz söz. Küçük çuval.

ÇİRK

Kilim yerine kullanılan keçe. Gübre: Yarın tarlaya çirk çekeceğim. Sıkıntı, cefa. Tütün zifiri. Bitkilerin leke yapıcı suyu: Ceviz çirki hiç çıkmaz. Üzüm posası. Cevizin dışındaki meyva olgunlaşınca düşen yeşil kabuğu. Küçük toz parçaları. Pis su. Saman karıştırılmış sulu çamur. Sigara izmariti. (Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta). Killi ve sabunlu çamaşır suyu. (İnönü Eskişehir).

KOŞMAK

Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek. Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak. Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek. Koşuya çıkmak. Birlikte iş görmesi için bir şeyi başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek. Bir yere ivedilikle gitmek. Birini, bir işte görevlendirmek. Hayvanı çekeceği arabaya, sabana vb.ne bağlamak.

ÇIKRIK

Kuyudan kovayı çekmeye yarayan ve el ile çevrilen araç. Ağır bir şeyi çekecek ipin sarılmasına yarayan ve bir eksen üzerinde uzunca bir kolla çevrilerek dönen silindir. İplik bükme, iplik sarma vb. işlerde kullanılan, el veya ayakla çevrilen dolap.

KERETE

Ayakkabı çekeceği.

TOPRAKSIZ

İçinde toprak bulunmayan. Ekecek toprağı olmayan (köylü).

ÖNÖDENCE

Ödenmesi gerekecek gümrük vergisi ile girişte alınan başka vergiler karşılığında, onların tutarınca ya da ondan belli bir ölçüde artık paranın inanca olarak, ilgili işlemin bitimine dek, gümrüklerce alınması, a. bk. inanca.

KİRİŞKESMECİ

Dosdoğru: İki evin arasına kirişkesmeci bir duvar çekeceğim.

TAKIŞLAMAK

Zorla dokunmak istemek, kovalamak : Bu çocuk hayvanları takışlamanın cezasını çekecek.

SÜKSE

Başarı. Gösteriş, ilgi çekecek durum.

GÖSTERİ

İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.

TOPRAKLI

İçine toprak karışmış. Ekecek toprağı olan (köylü).

NARPUŞ

Nargilenin hava çekecek deri borusu.

FİNGİRDEMEK

Dikkati çekecek kadar kırıtkan, oynak davranmak. Gülüşerek sohbet etmek.

HERKELE

Ayakkabı çekeceği.

FOYRAK

Çekecek.