Kelimeler arşivinde; içinde "ekele" olan, toplam 43 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ekele bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ekele ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ekele olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MÜSTEMLEKELEŞMEK
KRALİÇEKELEBEĞİ, MÜSTEMLEKELEŞME
SÖYEKELENMEK
HAREKELEMEK, KUREKELEMEK, TENEKELEMEK
YEKELENMEK, HAREKELEME, HEKELENMEK, KELTEKELER, TENEKELEME, LEKELENMEK, LEKELETMEK, SEKELETMEK, TEKELENMEK
LEKELETME, SEKELEMEK, EKELEŞMEK, EKELENMEK, LEKELENME, ÇEKELEMEK, KEKELEMEK, KEKELEYİŞ, LEKELEMEK, ÇEKELEBÜZ, ÇEKELEVİZ, ÇEKELEVUZ, ÇEKELEVÜZ
EKELEMEK, LEKELEME, KEKELEME, ÇEKELEME
KEKELEZ, ÇEKELES, KEKELEK, HEKELEK, TEKELEK, ÇEKELEZ, TEKELER, VEKELET
TEKELE
EKELE
EKELE
Halk dilinde Ülser.
SEKELETMEK
Sendeletmek, sektirmek.
SÖYEKELENMEK
Tavsız ateşte iyi pişmemek, kararmak (ekmek vb.).
LEKELETMEK
Lekeli duruma getirmek.
TENEKELEME
Tenekelemek işi.
HAREKELEME
Harekelemek işi.
MÜSTEMLEKELEŞME
Sömürgeleşme.
LEKELENMEK
Leke oluşmak. Kötü tanınmak.
KUREKELEMEK
Silip süpürmek, küremek.
TENEKELEMEK
Teneke kutuya doldurmak.
HEKELENMEK
Kızmak, sinirlenmek.
YEKELENMEK
Kibirlenmek.
KELTEKELER
Kertenkele, keler.
KRALİÇEKELEBEĞİ
Tırtıl çağında özellikle kayısılara zarar veren ve yurdumuzda rastlanan, ön kanatları sarı, arka kanatları beyaz kelebek.
HAREKELEMEK
Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde ünlü ile okunabilmesi için ünsüzlerin altına veya işaret koymak.
MÜSTEMLEKELEŞMEK
Sömürgeleşmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde EKELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEYAZLATICI
Dokunan kumaşların renk tonlarını açan veya beyazlatan ve kumaşlar üzerindeki lekeleri gideren (kimse). Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde.
ALAZLAMA
Alazlamak işi. Vücutta kızıllık veya kızıl lekeler belirmesi durumu.
KIZAMIK
Genellikle küçük yaşlarda görülen, kuluçka dönemi bir iki hafta süren, bulaşıcı, ateşli, ufak kızıl lekeler döktüren hastalık.
KIZIL
Parlak kırmızı renk. Genellikle küçük yaşlarda görülen, bulaşıcı, yüksek ateşli, kırmızı renkte geniş lekeler döktüren, kuluçka dönemi üç dört gün süren tehlikeli hastalık. Altın. Bu renkte olan. Komünist. Aşırı derecede olan.
KEKELEME
Kekelemek işi.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
DANG
Başta, kaslarda ve oynaklarda ağrılar yapan, vücutta kızıl lekeler gösteren, ateşli ve salgın bir hastalık.
ÇÜRÜMEK
Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak. Vurulma veya sıkışma yüzünden vücutta lekeler oluşmak. Sağlamlığını, dayanıklılığını yitirmek. Yıpranmak, çökmek. Bir düşünce temelsiz ve kanıtsız kalmak.
KİRLENMEK
Kirli duruma gelmek, pislenmek. Kadının ırzına geçilmek, iffeti bozulmak, lekelenmek. Kadın aybaşı olmak. Onuru lekelenmek.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
KARAMAK
Hor görmek. Karalamak, kara çalmak, lekelemek. Kötülemek, yermek.
BENEK
Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta, puan. Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm, fakül.
BENEKLİ
Ufak lekeleri bulunan.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
KEKELEYİŞ
Kekeleme işi.
İNDİFA
Püskürme. Kızamık, kızıl vb. hastalıklarda vücutta kırmızı lekeler görülme. Başkaldırma, isyan etme, ayaklanma.
ÇEKELEME
Çekelemek işi.
AFT
Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.
İMROZ
Vücudu beyaz, baş ve ayaklarda siyah lekeler bulunan, küçük cüsseli, uzun ve ince kuyruklu, kaba karışık ve uzun yapağılı, Gökçeada ve kısmen Çanakkale ilinde yetiştirilen bir tür koyun.
ALAZLANMAK
Alazlama işine konu olmak. İnsan derisinin üstünde kızıllık veya kızıl lekeler belirmek.