DILAR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "dılar" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. dılar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu dılar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dılar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DILAR

Çocuk beşiğine konulan şilte, yatak.

  -   -   -  

Anlamında DILAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DILAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇEÇİL

Yağı alınmış sütten yapılan peynir. Peynir lifleri: Çeçili derilere koyup apardılar.

KAFADAŞI

Kaldırım taşlarının önüne dizilen iri taşlar: Bizim mahallenin kaldırımını yapmağa başladılar, bu gün kafadaşları dizildi.

GÖĞÇIHI

Renkli ve çiçekli bezden yapılmış para kesesi:Göğçıhıdan para çıkardılar.

CIĞANMAK

Sevinmek: Babaları gelince çağalar nasıl cığandılar.

AYE

Eşraf, ileri gelen. Aya, el ayası, avuç içi. Pencerenin iç tarafı. Şaşma bildirir ünlem. Kadılar için o (zamir): Aye diyor ki çabuk gelsinler.

DANİŞMENT

Tanzimattan önce, kadıların yanında yetişmek üzere görevlendirilen kimse. Bilgili. Sahn Medreselerinde oda sahibi olabilen öğrenci.

KEVİŞ

Ayakkabı. Yarışma, yarış : Çocuklar kevişle fasülyeyi kırıp ayıkladılar.

ABAMAK

Çirkin bir kızı veya kötü bir malı kandırma yoliyle birine yamamak. Bir şeyi birisine zorla vermek. Yüklemek: Suçu benim üzerime abadılar. İftira etmek. Menetmek, alıkoymak: Bu adamı işinden abadım. Muhalefet etmek, dayatmak. Giyilecek bir şeyi omuza atmak.

ALAKLAMAK

Acele etmek. Çalmak, aşırmak: Elmaları hemen alaklamışlar. Karıştırmak, dağıtmak: Çocuklar her tarafı alakladılar.

KİNEYİT

Arıların yediği bal yapıcı maddeler : Arılar kineyit toplamaya başladılar.

GEZERGİ

Çingene: Bu sene gezergiler yaylaya çıkmadılar.

HIŞINMAK

Vuracak gibi yumruğunu kaldırmak, öfkelenmek. Rahat etmek: Yaramazlar, çocuğu orada hışındırmadılar.

YAYINDIRMAK

Kümes hayvanlarını, kuşları barınaklarından soğutmak: Çocuklar tavuklarımızı yayındırdılar; kümese gelmiyorlar. Belirsiz, bulunmaz, bilinmez hale getirmek.

DIKILMAK

Girmek, sokulmak. Hücum etmek, saldırmak: Çoban köpekleri öyle bir dıkıldılar ki zor kurtuldum. Düşüncesini söylemek isteyip de söyleyememek: Dıkıldım dıkıldım söyleyemedim. İçeri girmek, sokulmak. Girmek. Bir şeyin içine girmek, dolmak.

KIMÇINMAK

Yaşlı ya da dişsiz hayvan, otu kavrayamadığı için salyasını akıtarak otlamağa çalışmak : Zavallı kuzular kımçındılar kımçındılar karınlarını doyuramadılar.

YERDEĞİŞİMİ

Vezir, beylerbeyi, sancakbeyi ve vilayet kadıları ile bütün timar ve zeamet sahiplerinin atanmaları ve yer değiştirmeleri işlemi. Sefere katılmama ya da ölüm nedeniyle boş kalan timar ve zeametlerin başkalarına verilmesi işlemi.

BAĞLAÇSIZLIK

Aralarında sıkı ilgi bulunduğu halde iki kelime veya kelime öbeğinin bağlaçsız olmaları hali. ister istemez, Kan koça, Ağzına vur lokmasını al gibi. (Söz sanatı terimi) Cümlenin akışına hız vermek üzere bağlaç kullanmayış. Genç, ihtiyar, kadın erkek hepsi koşuştular. Çocuk koşuyor, zıplıyor, bağırıyor, oynuyordu, gibi. Tümcenin akışını hızlandırmak için bağlaçları atma sanatı, ör. "Onun geleceği duyulunca kadın, erkek, genç, ihtiyar yollara düştüler; yollarına çiçekler serptiler, candan alkışladılar...".

PARDILAMAK

Sopayla dövmek : Hırsızı pardıladılar. Sırıkla silkmek. Bağ, bahçe çevresine çalıyla çit yapmak. Toprak damlı evlerde tavanı ağaç, çalı çırpı ile döşemek. Çalıdan çit yapmak.

KOLLAMAMAK

İlerisini düşünmeden bol bol kullanmak, harcamak : Baba oğul kollamadan yediler, evde yağ öz bırakmadılar.