DURUR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "durur" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. durur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu durur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde durur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DURUR

Durgun, râkid.

DURURMAK

Durdurmak, bir hizmete memur etmek, hareketine engel olmak. Durdurmak, ayakta durdurmak, sâbit kılmak.

DURURKANA

Dururken.

  -   -   -  

Anlamında DURUR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DURUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DÜKKAN

Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer, işyeri. Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer. Görevli olarak çalışılan yer, iş yeri. Kumarhane. (Doğaçlama ve Ortaoyunu). Doğaçlamaya dayanan Türk tiyatrosu argosunda tiyatro yapısı. Ortaoyunu'nda iş yerini belirten, yalnızca iki alçak kanadı bulunan 1 arşınlık (yaklaşık 68-70 cm.) bir peyke. Önünde arkalıksız bir alçak iskemle durur. Orta Oyunu'nda iş yerini belirten, yalnızca iki alçak duvarı bulunan basık kulübe. Bu, kimi kez bir tek alçak iskemle ile de belirtilebilirdi. Tiyatro yapısı.

HAYLEDEN

Durup dururken.

DARCALANMAK

Ona buna çatmak: Onun adeti böyledir, sağa sola darcalanır durur.

DURAHSAMAK

Duruksamak; durur gibi yapmak.

GAPMAK

Kapmak, almak. Yağma etmek. Hayvan ısırmak: Ahmet'i kuduz köpek gapmış. Kapmak, ısırmak. Eski türkçe kapmak: kapmak; yakalamak; ısırmak; birisine durup dururken kızdıracak bir laf söylemek. Kapmak.

DURUMSUNMAK

Durur gibi olmak. Su durulmaya yüz tutmak.

DİŞENMEK

Bir kimse kendisi için yapılan dedikoduyu duyup kızmak. Sırıtmak. Uzun süre dinlenen ve iyi bakılan insan ya da hayvan geçici olarak azgınlık, yaramazlık yapmak, taşkın hareketlerde bulunmak. Hayvan işemek. Demir keski ile bir şey yontulmak, kazınmak. Dururken olay çıkarmaya çalışmak. Dişlenmek, dişeğilenmek.

BAKAYORURKEN

Bakarken, bakıpdururken, bakmakta iken.

DEPKİ

Av tüfeklerini temizlerken yün ve paçavra tepmeye, silâhı doldururken sıkılamaya yarayan çubuk, harbi. Bel denilen tarım aracının ayakla basılacak tahta kısmı. Çeltikçilerin su yollarının çamurunu atmak için kullandıkları bir çeşit kürek. Halay: Bir düğün olsa da doyasıya bir depki oynasak. Bakırdan yapılmış tabanı geniş, ağzı dar yağ kabı.

DEPGİ

Av tüfeklerini temizlerken yün ve paçavra tepmeye, silâhı doldururken sıkılamaya yarayan çubuk, harbi. Bel denilen tarım aracının ayakla basılacak tahta kısmı. Üzüm ezilen yer. Bakırdan yapılmış tabanı geniş, ağzı dar yağ kabı.

DURUMSAMAK

Tartışmada son sözü söylemeyip sözü ağzında kalmak. Eski türkçe turum: duruksamak; durur gibi yapmak.

BEBİRLENMEK

Faydalanmak, birisinin sırtından geçinmek. Geçimini sağlamak, geçinip gitmek: Ahmet şundan bundan aldığı para ile bebirleniyor. Böbürlenmek, gururlanmak. Mırıldanmak: Ne bebirlenip durursun?. Doyar gibi olmak: Karnım yenice bebirlendi. Gelişigüzel yere çömelmek, oturmak: Ne bebirlenip oturuyorsun, işin yok mu?.

GEÇEYOROR

Geçipdurur, geçiyor.

DERGİLİK

Kitaplıklarda dergiler için kullanılan dolap. (Dergilerin son sayıları, öne doğru eğik olan raflarda göze görünecek biçimde durur, eski sayıları düz yatay olan rafta üst üste bulundurulur.).

BARDENA

Yünün taranıp eğrilmeye hazır şekli: 15 bardena bir iğ doldurur.

CILDIRAMAK

Karanlıkta göz parlamak. Göz kaymak: Gözleri cıldırayıp durur.

ANSIZIN

Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

DEPGEÇ

Av tüfeklerini temizlerken yün ve paçavra tepmeye, silâhı doldururken sıkılamaya yarayan çubuk, harbi.

YEKTEN

Birden, birdenbire, ansızın. Durup dururken.

DÖNÜKMEK

Bir iş üzerinde çok uğraşmak, kendini işe canla başla vermek: Bu işi bitireyim diye dönüküp dururum.