Sonu DUMA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "duma" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu duma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında duma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde duma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

ARAŞDUMA

7 harfli kelimeler

BANDUMA, BİDDUMA, DUMDUMA, GÖKDUMA, HARDUMA, YORDUMA

6 harfli kelimeler

AĞDUMA, FODUMA, HODUMA, UYDUMA

4 harfli kelimeler

DUMA

Bazı kelimelerin anlamları

DUMA

Rus parlamentosunun alt kanadı.

HARDUMA

Kiremit yerine kullanılan çatı tahtası. Çatılarda kullanılan, karaçam ağacından elde edilen düzgün tahtalar.

HODUMA

Tabaklanarak boyanmış, cilalanmış deriden yapılan çizme.

BİDDUMA

Bir parça, azıcık, biraz.

BANDUMA

Tavuk veya hindi suyuna parmak kalınlığında durulmuş yufkaları batırıp, tepsiye dizdikten sonra üzerine hindi veya tavuğun etleri konularak yapılan yemek.

FODUMA

Rençberlerin giydiği keçeden yapılmış bir çeşit çizme.

AĞDUMA

Yağmur veya güneşten korumak için evin bir tarafına yapılan ve arkası duvara verilen çatı, sundurma.

YORDUMA

Lale, gelincik.

ARAŞDUMA

Araştırma.

DUMDUMA

Kaynatılmış ve süzdürülmüş üzüm suyu, şıra.

GÖKDUMA

Boğmaca öksürüğü.

UYDUMA

Uydurma.

  -   -   -  

Anlamında DUMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DUMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇÖKMEK

Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Çömelmek. Basmak, yayılmak. Oturmak, birdenbire oturmak. Yoğun bir biçimde duymak. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Sis, duman vb. inerek kaplamak. Tortu dibe inmek.

FOSURDATMAK

Tütün, sigara vb.ni duman çıkararak içmek.

DAVLUMBAZ

Dumanı ve kokuları toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı. Yandan çarklı vapurların çarklarını örten yarım daire biçimindeki kapak.

DUMANLI

Dumanı olan, duman çıkaran. Esrik, sarhoş. Sıkıntılı, bulanık. Sisli, sisle örtülü.

MARSIK

Yapılırken iyice yakılmadığından duman ve koku vererek yandığı için baş ağrısı yapan odun kömürü. Zayıf ve teni koyu renkte olan.

BASMAK

Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.

BACA

Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

DARMADUMANLIK

Darmaduman olma durumu.

DUMANLAMAK

Dumanlı duruma getirmek. Dumana tutmak. Sarhoş etmek.

DUMANSIZ

Dumanı olmayan, duman çıkarmayan.

İS

Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke. Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler. Sürme.

FÜME

Duman rengi. Tütsü ile kurutulmuş (balık, et). Bu renkte olan.

BİTÜM

Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.

ANTRASİT

Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir taş kömürü türü.

DUMANLAMA

Dumanlamak işi.

İÇMEK

Bir sıvıyı ağza alıp yutmak. Bir şey, bir sıvıyı içine çekmek, emmek. Sigara, nargile vb.nin dumanını içe çekmek. İçki kullanmak.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ASPİRATÖR

Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.

DUMANSIZLIK

Dumansız olma durumu.

DUMANLANMAK

Dumanlı duruma gelmek. Bulanmak, karışmak. Sarhoş olmak.