Kelimeler arşivi içinde; başında "duma" olan, toplam 31 adet kelime bulunmaktadır. duma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu duma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde duma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DUMANLITAMASI
DUMANLANMAK, DUMANSIZLIK
DUMAÇLAMAK, DUMANLANMA, DUMANSILIK, DUMANLAMAK, DUMANOLUĞU, DUMANLILIK, DUMANALANI
DUMANTEPE, DUMANLAMA, DUMANKAYA
DUMANBEY, DUMANLAR, DUMANKÖY, DUMANOTU, DUMANSIZ
DUMANLI
DUMAYI, DUMAĞU, DUMAĞI, DUMAĞA, DUMAGI
DUMAN, DUMAK, DUMAH, DUMAĞ, DUMAG, DUMAÇ
DUMA
Rus parlamentosunun alt kanadı.
DUMANALANI
Balıkesir şehrinde, Gönen belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
DUMANLITAMASI
Bir erik çeşidi.
DUMANOLUĞU
Gümüşhane ili, Şiran ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
DUMANLANMAK
Dumanlı duruma gelmek. Bulanmak, karışmak. Sarhoş olmak.
DUMANLILIK
Dumanlı olma durumu.
DUMANTEPE
Ordu kenti, İkizce ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Samsun ili, Terme ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
DUMANKAYA
Erzurum ili, Köprüköy ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Rize şehrinde, Güneysu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
DUMANLANMA
Dumanlanmak durumu.
DUMANLAMAK
Dumanlı duruma getirmek. Dumana tutmak. Sarhoş etmek.
DUMANLAR
Antalya şehri, Aksu nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Manisa şehrinde, Selendi ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DUMANSIZLIK
Dumansız olma durumu.
DUMAÇLAMAK
Taşınacak yükü sırta sıkıca sarmak. Taşınacak yükü sırta bağlamak.
DUMANLAMA
Dumanlamak işi.
DUMANSILIK
Hafif sisli ve dumanlı (hava).
DUMANBEY
Kara ve esmer renkli bey.
Bu bölümde tanımı içerisinde DUMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MARSIK
Yapılırken iyice yakılmadığından duman ve koku vererek yandığı için baş ağrısı yapan odun kömürü. Zayıf ve teni koyu renkte olan.
FOSURDATMAK
Tütün, sigara vb.ni duman çıkararak içmek.
ANTRASİT
Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir taş kömürü türü.
İÇMEK
Bir sıvıyı ağza alıp yutmak. Bir şey, bir sıvıyı içine çekmek, emmek. Sigara, nargile vb.nin dumanını içe çekmek. İçki kullanmak.
DARMADUMANLIK
Darmaduman olma durumu.
BACA
Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.
DUMANLI
Dumanı olan, duman çıkaran. Esrik, sarhoş. Sıkıntılı, bulanık. Sisli, sisle örtülü.
DAVLUMBAZ
Dumanı ve kokuları toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı. Yandan çarklı vapurların çarklarını örten yarım daire biçimindeki kapak.
ÖNERTİ
Şartlı bir önermenin şartı anlatan ön bölümü: "Duman çıkıyorsa ateş vardır" sözünde "duman çıkıyorsa" şartı bir önertidir.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
DUMANSIZ
Dumanı olmayan, duman çıkarmayan.
NEFES
Soluk. Şifa amacıyla hastaya okunan dua. Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiir. Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman. Canlılık, hayat belirtisi.
FÜME
Duman rengi. Tütsü ile kurutulmuş (balık, et). Bu renkte olan.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
NARGİLE
Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç.
BİTÜM
Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.
NEZLE
Soğuk almaktan ileri gelen, burun akması, aksırma ile beliren hastalık, ingin, tumağı, dumağı, çaputlama, zükâm, nevazil.
ÇÖKMEK
Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Çömelmek. Basmak, yayılmak. Oturmak, birdenbire oturmak. Yoğun bir biçimde duymak. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Sis, duman vb. inerek kaplamak. Tortu dibe inmek.
İS
Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke. Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler. Sürme.
ASPİRATÖR
Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.